birgün

8° AÇIK

SİYASET 25.02.2020 23:56

Cumhur’un bekçisi Bahçeli

Cumhur İttifakı’nda yaşanan erime kamuoyu yoklamalarına yansırken MHP Lideri Bahçeli siyasal geleceğinin bekâsını, ittifakın devamında arıyor. Bahçeli, bir yandan kendi pozisyonunu deklare ederken öte yandan AKP cenahına mesaj vermekten geri durmuyor

Cumhur’un bekçisi Bahçeli

YAŞAR AYDIN

İdlib, Libya, darbe, Ozan Ceyhun derken AKP ile MHP arasında ipler gerildi. Özellikle Albayrak grubu içinde olan yandaş kalemlerden “MHP’siz bir süreç” önerenler bile çıktı. Gelişmeler karşısında huzursuz MHP kazanı da hemen kaynamaya başladı. Tam bu anda Cumhur İttifakı’nın kapı bekçisi Bahçeli devreye girdi. Kendi tabanına ve yöneticilere “fitnecilere” karşı uyanık olunması gerektiğini hatırlatıp Cumhur İttifakı’nın arkasında durdu.

AKP VE ERDOĞAN ÇARE ARIYOR

Tüm kamuoyu yoklamaları Cumhur İttifakı’nda yaşanan erimenin devam ettiği gösteriyor. Son iki ay içinde yapılan anketlerde Erdoğan’ın da bu inişten nasibini almaya başladığı görülüyor. Ekonomik kriz, iç ve dış politikada yaşanan sıkışma, AKP iktidarının sonuna işaret ediyor. İdlib ve Libya’da yaşanan gelişmeler Ankara’nın ABD-Rusya geriliminden daha fazla faydalanamayacağını gösteriyor. Erdoğan zorunlu olarak karar verme aşamasına geldi. İktidar blokunda parçalara ayrılan her bir yapının da temel derdi bu kararda mümkün olduğunca etkili olmak. O yüzden darbeden İdlib’e, oradan FETÖ’ye kadar her konuda akıl verip pozisyon deklare ediyorlar. Özellikle medya üzerinden yapılan tartışmaların “sahiplerinden” bağımsız olduğunu söylemek mümkün değil.

Erdoğan, bu atışmalara ilişkin bugüne dek sessiz kalmayı tercih etti. Yaşananlara öfkelense bile bugüne kadar açıktan mesaj vermemeye dikkat etti. Gündemi parti ve Cumhur İttifakı dışına taşımak için çaba sarf etti, etmeye de devam ediyor. Ama bunda çok başarılı olduğunu söylemek zor. Çünkü her iki parti yöneticileri de işlerin iyi gitmediğinin farkında ve her türlü gelişmeye kendilerini hazırlamak istiyorlar.

SOYLU VE ALBAYRAK YOLLARDA

AKP yönetimi göründüğü kadarıyla üç ana gruba bölünmüş durumda. Soylu’nun etrafında yer alan bu ekip 7 Haziran sonrası başlatılan sürecin en ateşli taraftarları. Sabah gazetesinde kendini bulan Albayrak ekibi iktidarda kalmak için her türlü değişikliğe açık bir pozisyon deklare ediyor. Bir de bu iki grup dışında daha çok ‘yaşlılar’ diye adlandırılan kesim var. Yönetim kademelerinde etkileri son derece az olmakla birlikte tabanda geniş bir sempatileri var.

Berat Albayrak’ın uzun süredir İstanbul ve Anadolu’nun çeşitli kentlerinde toplantılar yaptığı biliniyor. Toplantıları açık yürütmemekle birlikte özellikle medyanın haberdar olması için gayret sarf ediliyor. Yollarda olan bir başka bakan da Süleyman Soylu. Yakaladığı her fırsatı değerlendiren Soylu, “ben bir bakandan daha fazlasıyım” mesajını veriyor. İki isim de kurdukları ittifaklarla hem parti içerisinde hem de diğer bakanlıklarda ve bürokraside etkili olmaya çalışıyor. Bir anlamda yığınak yapıyorlar. Bu iki kesimi bugün en net biçimde ayıran başlık ise Cumhur İttifakı’nın nasıl devam edeceği konusunda.

MHP’SİZ MÜMKÜN MÜ?

Devlet Bahçeli kendi siyasal geleceğini Cumhur İttifakı’nın devamına adamış görünüyor. Bunu her fırsatta dile getiriyor. Ama Bahçeli’nin siyasi tarihi bugüne kadar yüksek perdeden yaptığı konuşmalardan hızla nasıl manevra yaptığının da tarihidir aynı zamanda. Dün Meclis’te parti yöneticilerini “haşlarken” kullandığı cümleler de çok özenle seçilmiş. Bir yandan pozisyonunu deklare ederken diğer yandan da AKP cenahına mesaj vermekten geri durmuyor. İttifakın benimsediği siyasi rotayı her fırsatta anarak buradan vazgeçilmediği sürece ‘varız’ demeye devam ediyor. Erdoğan’ı da cesaretlendiriyor. Erdoğan’ın bugün yapacağı grup toplantısında da benzer bir havanın hâkim olacağını şimdiden söylemek mümkün. Ama gerçek bu değil. Hem iki parti hem de ittifak içinde arayışlar başladı. Yakında daha net görmeye başlayacağız. Ve bu işin sonu nereye varacağını da biliyoruz.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız