birgün

15° AÇIK

ARŞİV 30.10.2005 04:09

Cumhuriyet Bayramı kompozisyonu

Atatürk yurdumuzdan düşmanları kovduktan sonra, padişahlığı kaldırmış onun yerine 29 Ekim 1923 tarihinde

Atatürk yurdumuzdan düşmanları kovduktan sonra, padişahlığı kaldırmış onun yerine 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’ni ilan etmiştir. Bu yüzden her yıl 29 Ekim’de ülkemizde, dış temsilciliklerimizde ve "yavru vatan" Kıbrıs’ta Cumhuriyet Bayramı kutlamaları yapılır.

Ben, annem, babam ve kardeşimle bir Cumhuriyet Bayramı tatilinde Kıbrıs’a gittik. Girne’de Cumhuriyet Bayramı töreni izledik. Atatürk anıtının bulunduğu meydanda kimseler yoktu. Sadece askerler, polisler ve biz dört kişi vardık. İçimden dedim ki: Burada yaşayanların Cumhuriyet Bayramı’ndan haberleri yok galiba!

Ama bizim esas vatanımızda Cumhuriyet Bayramları çok coşkulu kutlanır. Okullarda, kent meydanlarında, stadyumlarda gündüz törenler yapılır, geceleri de fener alayları düzenlenir.

Bu törenlerde anlatılanlara göre Cumhuriyetimizi çok sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Asla yıkılmazdır.

Bir de Atatürk Cumhuriyet’i gençlere emanet etmiştir.

Ama benim bu konuda kafamda soru işaretleri var. Babam anlatmıştı; onun çocukluğunda, Cumhuriyete sahip çıkıyoruz diyen, hatta Samsun’dan Ankara’ya kadar Türk bayraklarıyla yürüyen gençleri, bu yaptıkları nedeniyle idam etmişler.

O zaman Atatürk’ün sözlerini unutmuşlar mı, bilmiyorum.

Cumhuriyetimiz için yapılan konuşmalarda her zaman "genç cumhuriyetimiz" deniliyor. Benim dedem de Cumhuriyetin ilan edildiği yıl 1923’te doğmuş ama herkes dedeme "ihtiyarladı artık" diyor. Cumhuriyeti çok seven annem bile bu düşüncede…

Cumhuriyet genç ise onunla yaşıt olan benim dedem niçin yaşlı? Eğer dedem gerçekten ihtiyarsa, o zaman Cumhuriyet’in genç olduğuna nasıl inanacağım?

Bir de Cumhuriyetimizin "yıkılmazlığı" konusunda kafam çok karışık.

İki üç sene önce bizim sınıftan Eylem’in lisede okuyan abisi Ulaş okulun arka sokağındaki bir duvara arkadaşlarıyla birlikte "Bağımsız Türkiye" yazmış. Ulaş abi ve arkadaşları "devleti yıkmak" suçundan hapishaneye atıldılar.

Duvara yazılan bir cümle yazıyla, kocaman Cumhuriyet nasıl yıkılabilir? Eğer sahiden yıkılırsa o zaman bu Cumhuriyet denildiği kadar "güçlü ve yıkılmaz" olabilir mi?

Bir de Cumhuriyet’in bize en büyük armağanı olan demokrasi konusu var. Cumhuriyet in faydalarını anlatanlar, "demokrasi cumhuriyeti öldürüyor" diyorlar. Demokrasi Cumhuriyet’i öldürüyorsa, halkın kendi kendisini yönetmesi olan demokrasiyi biz ne yapacağız?

Cumhuriyet’in yaşaması için demokrasiyi mi öldüreceğiz.

Eğer demokrasiyi öldürürsek, Atatürk’ün huzuruna hangi yüzle çıkacağız?

Öğretmenim affedin, ben bu kompozisyonu bitiremeyeceğim!

Özgür Barıştutan 5-A 582

Cumhuriyet İlköğretim Okulu

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız