birgün

18° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 08.12.2019 11:32

Çürümeyi engelleyebiliriz

Uluslararası Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivali bu yıl 6. kez düzenleniyor. Festivalin yönetmeni Ar. Gör. Onur Keşaplı, “Festivalimizde sinemaseverleri, 2018 ve 2019’un en iyi kısa filmleri bekliyor” dedi

Çürümeyi engelleyebiliriz

Berkay SAĞOL

6. Uluslararası Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivali 9-13 Aralık arasında gerçekleşecek. 111 ülkeden 3522 film başvurusu alarak kendi rekorunu kıran festivalde, toplam 21 dalda Kanatlı Denizatı Ödülü sahiplerini bulacak. Festivalin yönetmeni ve aynı zamanda Uşak Üniversitesi'nde Araştırma Görevlisi olan Onur Keşaplı ile kısa film festivallerini ve bu festivalde bizi nelerin beklediğini konuştuk.

► 6. Uluslararası Uşak Kanatlı Denizatı Film Festivalinde seyirciyi neler bekliyor?
Festivalimizde sinemaseverleri, 2018 ve 2019’un en iyi kısa filmleri bekliyor. Son iki yılda Cannes, Berlin, Toronto, Locarno, Venedik, Sundance gibi dünya devlerinde yarışmış filmlerin, kısa film dalında Oscar kazanmış Akademi Ödüllü filmlerle yarıştığı, bir kısmının bırakın finalist olmayı, gösterime bile girmeyi başaramadığı güçlükte bir festivalden söz eder hale geldik Uşak’ta. Uluslararası, Ulusal ve Ulusal Öğrenci olmak üzere üç yarışmamızda, bir kısmının Türkiye ve Asya prömiyerlerini sağlayacak şekilde, 100 film, özel gösterimlerle ise daha fazlasını 5 günde salonlarımızda izleyiciyle buluştururken aynı zamanda toplam 20 etkinliğe ev sahipliği yaparak sinemaseverleri ve öğrencileri, yedinci sanatın çeşitli alt başlıklarında etkin ve yetkinleştirecek atölye, söyleşi ve ustalık dersleri düzenliyoruz. Çok sayıda, ulusal ve uluslararası konuğumuzla yönetmenlik, yapımcılık, senaryo, görüntü yönetimi, oyunculuk, oyuncu yönetimi, eleştiri yazımı gibi başlıklarda teorik ve pratik çalışmalar olacak. Hem ana akım hem çağdaş anlatı temsilcisi olarak anabileceğimiz seçici kurul üyelerimiz vasıtasıyla, seçkilerimizde sinemanın uç ve hatta zıt örneklerine yer verirken, yönetmenlik gibi dolaysız bir unvana yönelik farklı biçimdeki üslupları da deneyimleme olanağı sağlayacağız. Bu geniş yelpazeden doğacak zenginliğin en büyük kaynağı ise hiç şüphesiz finalistlerimizin ince ayrımları olacak. O ayrımlar, seyirciyi felsefi ikilemlere sürükleyebilir, sanatın mana gereksinimi üzerine düşündürtebilir, toplumculuğun neye tekabül ettiğine dair eleştirel bir tutum kurgulayabilir ise Uluslararası Uşak Kanatlı Denizatı Kısa Film Festivali başarılı olacak. Bu uğurda Denis Lavant’ın en yeni filmi Figurant’ın, bu yıl yaşamını yitiren Edith Scob’un son filmi Amor Maman’ın seçkimizde yer alması, en az Oscar ödüllü Skin’in Uşak’ı tercih etmiş oluşu kadar kuvvetlendirici gelişmeler.

► Altıncı yıla varana kadar ne tür zorluklar yaşadınız?
Altıncı yıla varana dek her yıl türlü eğlencelikler halinde güçlüklerle boğuştuk. Daha yolun başında, alanın akademisyenleri tarafından 'Uşak’ta festival mi olur', 'Olsa da kim başvurur' gibi tepkimeler aldık. Akademinin kısır çekişmelerini anmaya gerek yok. Kurumlar arası, kişiler arası iletişimin yavaşlığı nedeniyle bu yıl festivalimize gelmek isteyen iki Oscar ödüllü Hollywood yıldızının kentimize gelişlerini somutlaştıramadık. Gelecek yıl her ikisini de seçici kurul üyesi olarak davet etme planını yürürlüğe koyduğumuzdan, adlarını 'sanki büyük giz taşıyormuşuz gibi yaparak' saklı tutmak istiyorum. Ek olarak yaşadığımız maddi ve manevi güçlükler, bizleri öğrencilerimizle beraber ikinci el eşya satışları yapıp, bu hamlelerin getirileriyle yurtiçini geçtim yurtdışından bile sanatçı davet edebilir bir hüviyet kazanmamızı sağladı. Yaşadığı zorlukları, yaptığı hataları, girdiği tartışmaları ve ortaya koyduğu ilkleri ile tepeden tırnağa şeffaf bir festival olmayı başarmamız maruz kaldığımız güçlüklerden de beslendi. Bizi her yıl öven sanatçılar kadar, bize engel çıkartan yaşlı ve yavaşlara da teşekkür etmeli.

► Kısa film festivalleri sinemaya ne tür hizmet sunar?
Kısa film festivalleri, sinemaya kaybettiği ya da unutturulduğu özünü hatırlatma imkânı sunar. Sinemanın bir sanat olup olmadığının tartışıldığı, kısa-uzun gibi ayrımların telaffuz edilmediği, sinemanın teknolojik gelişme ötesinde, mana içeren ya da içermeyen, özerk bir anlatı aracı olduğu, avangardın, estetik modernizmin yükselişte olduğu 20. yüzyılın ilk yarısının birikimini günümüze taşıyan mecralardır kısa film festivalleri. Piyasalaşmamış, kazanç önceliğinin en azından bağırganlaşmadığı, Dziga Vertov’ların, Maya Deren’lerin edebiyat ve tiyatrodan arındırılmış saf sinema olarak inşa ettikleri mutlak sinematografik özerkliğin bir nebze de olsa günümüzde kaleleri konumundadır film festivalleri. Sinematek geleneğiyle internet yayıncılığı arasında kalan bölgede kısa film festivallerinden daha doğru bir köprü düşünülemez. İzleyicilerin, popüler internet yayıncılığı eşliğinde, liberalizmin özgürlük palavrası gibi çok seçenekli görünüm altında pastele bulanmış ana akımlar, konvansiyonel anlatılar arasında boğdurulması karşısında Uşak ve nitelikli tüm kısa film festivalleri, bu açık büfe tekseslilik karşısında çoğulcu, çok sesliliğin sinemasal karşılıklarını meydana getiriyorlar. Çok değerliler.

► Kısa film festival kültürü dünyada ne durumda?
Soruya 'ülkemizde' eklentisini katarak yanıt vermek gerekirse, kısa film kültürü yeterince isabetli bir alımlamadan geçmeden, piyasalaşma tehlikesinde. Hadsizce artan festivallerin bir sorun olduğunu da ifade etmek gerek. Bu olumsuz resimde ülkemiz, dünyadan daha iyi durumda. Ücretli başvuruların henüz Türkiye’deki festivallere ulaşmamış olması olumlu. Dünyada o kadar çok niteliksiz festival var ki yakın gelecekte ödül almamış, uluslararası gösterime girmemiş film kalmayacak. Bu şu bakımdan iyi; başarı ve ödül odaklı hırs küpleri günün birinde herkesin başarılı ve ödüllü olduğu bir gerçekliğe varıldığında ödül ve başarının hiçbir şey ifade etmediği hakikatiyle karşılaşacaklar. Belki bu çürüme uzun vadede işe yarar. En azından, son filmim Prelüd/Başlangıç’ın Hindistan’daki bir festivalde aldığı 'en iyi kısa film' ödülünü reddedecek kadar ne çektiğini ve kendini bilen biri olmaya gayret ediyorum. Filmime en iyi film diyen bir festivalin ciddiye alınmayacağını biliyorum. Ortaya koymaya çalıştıklarımızın sanat ve sanat denemeleri olduğunu kabul edersek ve bu yaratıları sadece sevdiğimiz için yapıyorsak başarı ve ödül talepleri de buharlaşacaktır. Özellikle son yıllarda plastik sanatlarda ayyuka çıkan, 'çağdaş/güncel' kılıflı çürümeden, tüm disiplinler gibi kısa film ve festivalleri de nasibini aldı. Bunun panzehri, ısrar ve yeri geldiğinde inatla, ideal festivallerin sürekliliğini sağlamak. Uşak’ta yapmaya çalıştığımız bu.

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız