Dağlarca’yı keşfetmek

11.11.2019 09:06 KÜLTÜR SANAT
Yasemin Arpa, bugüne kadar Fazıl Hüsnü Dağlarca için önemli çalışmalara imza attı. ‘Dağlarca Burada’ adlı yeni kitabı için Dağlarca üzerine edebiyatımızın 24 ismiyle konuştu

KADİR İNCESU

Fazıl Hüsnü Dağlarca için ölümünden sonra yapılan her çalışmada Yasemin Arpa ismini görmek mümkün. Dağlarca ile 1990-1991 arasında yaptığı söyleşileri -Dağlarca’nın isteği üzerine- ölümünden sonra ‘Dağlarca ile Söz Kuşlarından Kalan Parıltı’ adıyla 2010’da kitaplaştırdı. ‘Dağlarca Burada’ adıyla bir de belgesel hazırlayan Arpa bu süreçte onlarca kişiyle görüştü. Bu görüşmelerin bir kısmını da belgeselle aynı adı taşıyan, Ozan Yayıncılık tarafından yayımlanan ‘Dağlarca Burada’ adlı kitabında topladı. Arpa, bugüne kadar Dağlarca üzerine Sennur Sezer, Enver Ercan, Av. Müşür Kaya Canpolat, Prof. Talat Sait Halman, Ahmet Miskioğlu ve Prof. Dr. Semih Tezcan, Enis Batur, Ataol Behramoğlu, Egemen Berköz, Haydar Ergülen, Tarık Günersel, Doğan Hızlan, Sami Karaören, Mustafa Köz, Ertan Mısırlı, Zeynep Oral, Pelin Özer, Adnan Özyalçıner, Ahmet Soysal, Leyla Şahin, Engin Turgut, Hilmi Yavuz, Türkan Yeşilyurt, Ruşen Eşref Yılmaz ile görüşmeler yaptı.

YOL HARİTASI

İlhan Berk’in “…Büyük bir şairin yaşadığı unutuluyor. Puşt bir çağ bu çağ! (biyoloji kötü değildir elbet) Kültür dedikleri nedir biliyor musun? Dağlarca’nın ne yiyip içtiğinin bilinmesidir. Onun öğle yemeğini, ne yiyip içtiğini bilmeliyiz (ki evlerin ruhu da kültürdür). Sonra nelere bakıyor o, neleri seviyor? Homeros’u görebiliyorum ben ama Dağlarca gizleniyor. Homeros’u bana gösteren ise onun için icat edilen kültürüdür, yalnız odur” tespiti Arpa’nın yol haritası olur.
Çalışmasının ana konusunu ise Dağlarca’nın sözleri belirler: “Bir ozan, bulunduğu toplumun doğduğu noktasında başlar, çizgisini evren çizgisine değdirir. O ozanın yeryüzünce bilinmemesi doğduğu yerin karanlığındandır. O karanlığı nice aydınlatmak istese ozan, ışır bir yere dek. Ozanların gelecek açıklığı, sizin talih açıklığı dediğiniz, doğduğu yerin kopukluğundan kurtulamaz.”

TÜRKÇEYİ DORUKLARA TAŞIDI

Yasemin Arpa edebiyat dünyamızın vefalı bir emekçisidir denebilir mi? Kültür hayatımız için yaptıklarına bakıldığında sorunun yanıtı da bellidir.
Geçen günlerde yitirdiğimiz avukat şair Müşür Kaya Canpolat için hazırladığı ‘Hayatını Kazanan Avukat’ kitabı nedeniyle birlikte çalışma olanağı bulduğum için edebiyata olan tutkusuna şahit oldum.

“Dağlarca büyüklüğünde bir ozana; yüz elliye yakın yapıtıyla Türkçeyi doruklara taşımış bir ozanın yaşamına ve yapıtlarına ayna tutmak. Onunla aynı dili konuşmanın hakkını vermek, anlamaya çalışmak çabası” olarak değerlendiriyor kitabı hazırlama amacını…

Özellikle Dağlarca’nın ölümünden sonra katıldığı pek çok etkinlikte Dağlarca’nın şiiri ve insan Dağlarca’yı dinlediğinde birbirine pek de benzemeyen Dağlarca’ların ortaya çıktığını fark eden Arpa, Dağlarca için doğumunun 100. yılında, 2013’te belgesel yapmak için yola koyulduğunda aklındaki bütün soruları tanıklarına sorarak Dağlarca’yı tanımak ve tanıtmak isteğindedir.

daglarca-yi-kesfetmek-647924-1.

DAĞLARCA’NIN İZİNDE

Dağlarca’nın bilinmeyen pek çok özelliği de günyüzüne çıkar böylece: “Yapıtlarıyla somut görülebilir ‘ozan’ Dağlarca bile çok farklı tartılara vurulurken, ‘insan’ Dağlarca için neler söylenmez ki?

Dağlarca ile Sait Faik’in birbirini tanıyıp tanımadıkları görüşüp görüşmediklerinden, Dağlarca’nın kitap okuyan biri olup olmadığına, evliliğine kadar… Neredeyse Dağlarca ile ilgili her konuda birbiriyle taban tabana zıt düşünce ve inanışlar taşındığını görmek çok şaşırtıcıydı benim için.

Kimileri Dağlarca’nın hiç evlenmediğini bile iddia ediyorken, Prof. Dr. Talat Sait Halman ise Dağlarca’nın kendisine Bekir adında banka memuru bir oğlunun olduğunu söylediğini aktardı söyleşimizde.

Dağlarca görüştüğü insanları birbirleriyle tanıştırmıyor. Bunu hangi düşünceyle yaptığını tam olarak bilmiyorum. Üzerinde zaman zaman düşünmeyi sürdürdüğüm bir şey bu. Fakat yıllar sonra o kişilerle bir şekilde yollarımız kesiştiğinde Dağlarca’nın hediyesi olarak görüp büyük bir sevinç ve mutluluk yaşıyorum kendi adıma. Bir de bu güzel sürprizler Dağlarca’nın şakacı, hınzır, ele geçmeyen yanını keşfetmeyi sürdürme enerjisi veriyor bana.”

HİLMİ YAVUZ EZBERE OKUDU

Arpa, ‘Ozan’ ve ‘insan’ Dağlarca’yı 24 şair/yazardan dinlerken Cumhuriyet’in ilk kuşaklarının nasıl bir kültür donanımına sahip olduklarını görmüş olmanın çok etkileyici bir deneyim olduğuna dikkat çekiyor. Belgesel çalışmalarında ilginç olaylar da yaşıyor Arpa…

Hilmi Yavuz’u Dağlarca’ya kırgınlığı nedeniyle belgeselde konuşmaya ikna edemeyen Arpa güzel bir tesadüfle uzun uzun konuşma olanağı buluyor Hilmi Yavuz ile: “Bilkent Üniversitesi’nde Prof. Dr. Talat Sait Halman’la söyleşiye gittiğimizde şans eseri onu orada gördüğümüzde Talat hocanın ısrarını kıramayarak bizimle konuşmayı kabul etti. Ayaküstü, hiçbir hazırlık yapmadan bizimle bir saati aşkın söyleşi yapması, Dağlarca şiirlerini ezbere okuması, zaman, yer ve kitap adlarını hiç zorlamadan anımsaması… Derin kırgınlık yaşadığı halde Dağlarca ve şiirine bu kadar emek vermesi bende yine saygı yüklü bir şaşkınlık yarattı.”

‘Dağlarca ile… Söz Kuşlarından Kalan Parıltı’ kitabının sunuş yazısında Enis Batur, “Türk şiirinin devi Fazıl Hüsnü Dağlarca, uzun ömrü boyunca ‘muamma’ bir insan olarak aramızda kalmayı seçmiş, pek ender penceresini aralamıştı. Tek istisna, ölümünden sonra kitaplaşması kaydıyla, Yasemin Arpa’ya açılmayı kabul etmişti şair. Bu kitap, Dağlarca’nın insan ve şair olarak, kendi ağzından, ‘otobiyografisini’ sunması, ‘anahtar’larını vermesi bakımından benzersiz bir belge niteliği taşıyor” diyor.
Arpa da bu “Ama bana açılmış hali bu Dağlarca’nın. Açılmadığı kısımları da zaman içinde sora sora buluyorum galiba…” yorumunu yapıyor.

OZAN DAĞLARCA

Yıllardır Dağlarca üzerine çalışan Yasemin Arpa, bugüne kadar yaptığı araştırmalar ve söyleşilerde ‘Ozan’ Dağlarca’nın öne çıktığına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Onu insan ya da ozan olarak eleştiren hatta sevmeyenlerin dahi yadsıyamadıkları bir büyük Dağlarca var ortada: ‘Şiirin tanrısı’, ‘şiirin peygamberi’, ‘Çağdaş Türk şiirinin en büyük şairi’…”