birgün

18° HAFİF YAĞMUR

EKONOMİ 30.01.2021 10:17

Daha çok borç daha çok çıkmaz

Merkez Bankası’nın döviz rezervleri son bir yılda yüzde 46,6 oranında eridi. Rezervlerin ithalata ve dış borca oranı 2001 krizinden çok kötü durumda. Swaplarla maskelenen rezerv yapısındaki bozulmayı değerlendiren Ekonomist Uğur Civelek, ekonomi yönetiminin son zamanlarda uluslararası yabancı finansal kesimlere inatlaşmayacağız mesajı verdiğini söylerek “B planı yok” dedi.

Daha çok borç daha çok çıkmaz

Havva GÜMÜŞKAYA

Merkez Bankası’nın rezervleri geçen yılın en çok konuşulan ekonomi konularından biri oldu. 2018 yılında yaşanan Brunson krizinin etkileri ile bozulmaya başlayan döviz rezervlerinin yapısı, salgının da etkileriyle daha da kötüleşti. Rezervlerin şu anki durumu 2001 yılında yaşanan ekonomik krizden daha kötü. Bunun nedenlerinin başında Merkez Bankası’nın hem kuru hem de faizleri düşük tutma sevdası yatıyor. Bu sevda nedeniyle son bir yılda döviz rezervleri yüzde 46,6 oranında eridi. 2019 yılında 77,1 milyar dolar olan döviz rezervleri 2020’de 41,1 milyar dolara kadar geriledi. Ancak Merkez Bankası swap anlaşmaları ile rezervlerdeki erimeyi maskeliyor. Yapılan swap anlaşmaları rezervlerin yapısının bozulmasına neden oldu. TCMB’nin açıkladığı verilere göre kasımda rezervlerin yüzde 76,7’si swaplardan oluştu. Kasımda swap yükümlülüğü 63,4 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Ekonomi yönetimi rezerv biriktirme konusunda mesajlar verse de ülke ekonomisinin toparlanması zor görünüyor. Zira salgın tüm dünya ekonomilerinde rüzgar estirirken Türkiye’de fırtınalara neden oldu. Ülkelerin uyguladığı ticaret kısıtlamaları nedeniyle dış ticaret açığı giderek büyüdü.

TÜİK’in son açıkladığı verilere göre dış ticaret açığı Ocak-Kasım döneminde 2019’un aynı dönemine göre yüzde 82,5 artarak 24 milyar 844 milyon dolardan, 45 milyar 344 milyon dolara yükseldi.

Öte yandan Merkez Bankası’nın verilerine göre geçen yıl 188,4 milyar dolarlık ithalat gerçekleşti. Peki, Merkez Bankası’nın döviz rezervleri ithalatın ne kadarını karşılıyor? Her 100 dolarlık ithalata karşılık 21,8 dolarlık döviz rezervi bulunuyor. 2001 finansal krizinde ise her 100 dolarlık ithalata karşılık 45,8 dolarlık döviz rezervi bulunuyordu. Döviz rezervinin dış borç ile karşılaştırmasına bakalım bir de. 2001 yılında her 100 dolarlık dış borca karşılık 16,5 dolarlık döviz rezervi bulunuyordu.

Ancak şimdi tablo çok daha çarpıcı. Her 100 dolarlık dış borca karşılık 9,5 dolarlık döviz rezervi var. 2001 krizinde enflasyon yüzde 62’lere çıkmıştı. O dönemde dış borç 113,5 milyar dolar, döviz rezervleri ise 18,7 milyar dolar düzeyindeydi. İthalat da 41,4 milyar dolardı. Ancak şimdi ülkenin hem rezervi yok hem de daha borçlu.

daha-cok-borc-daha-cok-cikmaz-835673-1.

B PLANI YOK

Ekonomist Uğur Civelek ile rezervlerin yapısındaki bozulmayı konuştuk. Civelek, ekonomi yönetiminin faizleri aşağı çekerek döviz kurunu rezervleri eritmek pahasına sabit tutmaya çalıştığını söyledi.

Civelek, 2001 krizi ile bugün yaşanan durumu karşılaştırarak şunları söyledi:

"O dönemde IMF programı vardı. TL düşük değerdeydi ve rezervler yetersizdi. Ancak bugün aşırı borçluyken aynı duruma düşmüş durumdayız ve bugün yaşadığımız çok daha zor atlatılacak bir dönem. 2001 krizi döneminde gerek hane halkı gerek özel kesim borçluluk oranı bu kadar yüksek değildi. Şimdi ekonomi yönetimi işin içinden nasıl çıkacağını kendisi bile bilmiyor. Yüksek faizle fazla devam edemez. Şimdi yapılan şey uluslararası yabancı finansal kesimlere inatlaşmayacağız mesajı veriliyor. B planı yok. ‘Hem kuru hem de faizi baskı altına almayacağız’ diyorlar. Ancak burada dikkat çekilmek isterim. Arjantin ekonomisinin son 5 yılına bakınız. Onlar da uluslararası sermaye ne isterse yapacaktı ama yabancı sermaye gitmiyor. Neden çünkü güven yok. Kırılgan ekonomilere baktığımızda Arjantin birinci sırada Türkiye ikinci sırada. Şimdi bazı kesimler IMF ile anlaşalım diyor ancak bu da boş bir söylem Arjantin anlaştı da ne oldu? Ülkede yerleşiklerin ekonomiye güvensizlikleri tavan yapmış durumda. Ciddi bir döviz tasarrufu var. Ekonomi yönetimi şimdi yerleşikleri dövizden caydırmak istiyor oradan gelenle rezerv artırma niyetinde. Ancak şöyle bir örnekle bunu anlatmak istiyorum. Ekonomi yönetimi sesin çok güzel diyerek karganın ağzındaki peyniri almak istiyor. Ama peynir düştüğünde esas kavga başlayacak. İşin sonunun kötü olduğunu düşüyorum. Döviz piyasasının ölmüş durumda kuru baskı altında tutuyorlar. Ortada çok yalan var. Ben artık umutlu değilim"

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol