birgün

15° PARÇALI AZ BULUTLU

EKONOMİ 10.04.2020 04:00
author

Daha iyisi mümkün

Koronavirüs salgınının ekonomik etkilerini en fazla hissedenler ücretli çalışanlar ve herhangi bir geliri olmayanlardır. Kriz dönemine girdiklerinde tasarrufları bulunmayan bu grup temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyorlar.

İktidar tarafından açıklanan paketlere bir yenisi daha ekleniyor. İş kanununda yapılacak bir düzenleme ile işten çıkarmaların yasaklanacağı haberi Çarşamba akşamı gündeme düştü.

Meclis’e sunulan taslak metinde “ücretsiz izne ayrınlar ile 15 Mart 2020 tarihinden sonra işten çıkarılmış olup işsizlik ödeneğinden istifade edemeyenlere Fondan her gün için 39,24 lira nakdi ücret desteği verilir” deniliyor.

Bu haber üzerine ilk yazılanlara baktığınızda olumlu bir düzenleme yapıldığını düşünebilirsiniz. Artık işverenler kimseyi işten çıkaramayacak. Ancak maddeden anlaşılan bu düzenleme yürürlüğe girinceye kadar işten çıkarılmış olanlar işten çıkmış olacak. Sanırım düzenleme yürürlüğe girdikten sonra işten çıkarmalar yasaklanacak.

İşten çıkarmanın yasaklanması kulağa hoş geliyor değil mi? Evet işten çıkaramayacak ancak işverenler işçilerini “ücretsiz izine” çıkarabilecek. İşe gitmeyecek, patronundan ücret almayacak ancak işten de çıkarılmamış olacak! Çalışamaz ve ücret elde edemezken hala işiniz olacak! Bunun karşılığında da devlet size günlük 39,24 TL ödeme yapacak, ayda elinize 1.177 TL geçecek. Dört kişilik bir aile bu miktar ile nasıl geçinecek? Asgari ücretle bile geçinmenin zor olduğu bir dönemde asgari ücretin yarısı kadar bir gelirle nasıl geçinecekler?

İlk açıklanan tedbirleri hatırlayın. Kısa çalışma ödeneği adı altında ücretinizin %60’ını alabilecek iken şimdi “izne çıkarılıp” sadece 1.177 lira ödenecek. Eğer kısa çalışma ödeneğinden yaralanabilselerdi aylık en az 1.750 TL gelir elde edeceklerdi.

Kısa çalışma ödeneği “haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan” bir düzenlemedir. Yani kriz nedeniyle faaliyetler durunca bu ödenekten yararlanmak mümkün. Zaten ilk açıklanan pakette de bu destek olarak ilan edildi. Eğer çalıştığınız iş yeri faaliyetine ara verdiyse bu ödenek kullanılabilir. Ancak bundan yararlanabilmek için en az 450 gün prim ödemiş olmak şartı var. Aslında yapılması gereken bu şartın kaldırılması olmalıydı. Bunun yerine getirilen “ücretsiz izine çıkarılma” düzenlemesi açık olarak bir hak kaybına yol açmaktadır.

Bu düzenlemenin iyi tarafı bu dönemde işten çıkarılmış olup da işsizlik ödeneğinden yararlanma koşullarını karşılayamayanlara, miktar her ne kadar yetersiz olsa da, bir destek sağlanacak olmasıdır. Ancak hatırlatmak isterim ki işsizlik ödeneğinden daha düşük bir ücretin daha kısa bir süre için ödenmesi imkânı getiriliyor. Çünkü işsizlik ödeneğinden yararlanma süresi maksimum 8 ay iken bu düzenleme ile yararlanma süresi 6 ile sınırlanıyor.

Ayrıca ücretsiz izne çıkarılan dönemin de emeklilik gibi sosyal hakları koruyacak şekilde kapsama alınması gerekir. Sadece genel sağlık sigortası primlerinin ödenerek sağlık hizmetlerinden yararlanması tam koruma anlamına gelmemektedir

Çalışanlarının hakkını korumak isteyenlerin öncelikle kısmi çalışma desteğinden yararlanmak için başvurması gerekir. Çünkü buradan sağlanacak olan destek daha yüksektir. Ancak kısmi çalışmadan yararlanma imkânı olmayan personel için bu yapılan son düzenlemeden yararlanma söz konusu olacaktır.

Çalışanların menfaatini koruyan bir yönetimin ilk yapması gereken, kısmi çalışma ödeneğinden yararlanma koşullarını daha kolay hale getirmek olmalıydı. Ayrıca şimdiye kadar işini kaybetmiş ancak işsizlik ödeneğinden yararlanma imkânı olmayanlar için de işsizlik ödeneğinden yararlanma imkânlarını bu kriz dönemi için kolaylaştırmak olmalıydı.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız