birgün

24° AÇIK

BİRGÜN PAZAR 09.02.2020 09:05

Damat kitabının yazarı Caner Taşpınar: Bir AKP’li için FETÖ’cü damat gurur kaynağıydı

Damat kitabının yazarı Caner Taşpınar: Bir AKP’li için FETÖ’cü damat gurur kaynağıydı

CAN UĞUR

FETÖ ile mücadelenin boyutları ve niteliği yıllardır en çok tartışılan konuların başında. AKP’nin FETÖ ile olan ilişkisi ve sonrasında gelişen olaylar bu mücadelenin özellikle siyasi kısmının ciddi eksiklikler taşıdığını net biçimde gözler önüne serdi. FETÖ’nün AKP ile ilişkisine dair son zamanlarda yapılan çalışmalardan bir tanesi de Damat isimli kitap. Gazeteci Caner Taşpınar’ın hazırladığı Kırmızı Kedi etiketiyle yayımlanan kitap FETÖ’den yargılanan isimlerle AKP’li kayınpederlerinin bağlarını anlatıyor. İddianamelerin incelenmesiyle hazırlanan çalışmaya dair Taşpınar’la konuştuk.

► Fethullahçıların AKP’li kayınpederleri başlığını taşıyor kitabınız, burada FETÖ-AKP bağlantısının organikliğine bir gönderme yapıyorsunuz. Nedir bu bağlantı?
FETÖ sanığı damatlar kamuoyu gündemine geldiğinde herkes çok şaşırdı. AKP’nin önde gelen isimlerinin damatları hakkında davalar açıldı, kimi tutuklandı.
Örneğin, eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş’ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı tutuklandığında manşetlerden inmedi. Canlı yayınlarda herkes Kadir Topbaş’ın söyleyeceklerini merak ediyordu. Keza, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç’ın damadı… Eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman’ın damadı…

Bu damatların kim olduğu, tutuklanmaya giden süreçte neler yaptığı, kayınpederiyle ve ailesiyle olan ilişkileri hiç gündeme gelmedi.

Ben kitaba çalışmaya başladığımda şunu gördüm, sadece damatları anlatmak bu meseleyi yarım bırakmak olur. Çünkü, Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter ifadesinde, kedisine yöneltilen FETÖ’cü derneğe üye olması ve yöneticilik yapması konusunda kayınpederinden tavsiye aldığını söylüyordu.

Damat Ömer Faruk Kavurmacı, cezaevinden gönderdiği mektubunda, “Kayınpederimin Kadir Topbaş olması nedeniyle günah keçisi ilan edildim. Başka siyasilerin damatları ile karşılaştırıldım. Adeta kategorize edildim” derken bir bakıma haklıydı. Kadir Topbaş da FETÖ’cü kurumlara çeşitli destekler vermişti. Ama bu hiç konuşulmuyordu.

Ben bu kitapta hem herkesin merak ettiği damatların kim olduğunu, AKP’nin gelinleriyle nasıl tanıştıklarını ve AKP’li kayınpederlerin damatları için verdiği mücadeleyi anlattım, yanı sıra FETÖ’ye dair hesap defterlerini açtım.

► Siz FETÖ’nün ortaya çıkışı ve yayılışına ilişkin gerekli önlemlerin alındığını düşünüyor musunuz?
Bu konuda hiçbir önlem alınmadığı ortada. Hatta, 15 Temmuz’dan kısa süre önce TSK’deki FETÖ’cülerin bir kalkışma içinde olduğu, bunu planladığını hem hakikatin peşindeki medya hem de yandaş medya yazdı. Buna karşı bile ne kadar önlem alındığını 15 Temmuz gecesi hep birlikte yaşadık.

Fethullahçılar, AKP döneminde palazlandı. Devlet içinde en etkin olduğu dönem AKP dönemi… Yargı, TSK, Emniyet, Bakanlıklar gibi kritik noktaları adeta ele geçirdiler.

17-25 Aralık sürecinde toplum siyasilerin ne gibi rüşvet çarkı içinde bulunduğunu gördü, fakat şunu göden kaçırmamak lazım. Eğer AKP ile Fethullahçılar arasında kavga büyümeseydi, bugüne kadar olan bitenin üzerine Fethullahçılar savcılar gitmeyecekti? Siyasetin ne işler içinde olduğunu görmek için FETÖ’nün savcıları ve hakimleri bu kavgayı bekledi. Dolayısıyla bunlara Cumhuriyet’in savcısı, hakimi demek mümkün değildir. Öte yandan, Ergenekon, Balyoz, Şike gibi kumpaslarla TSK’yi, muhalefeti ve futbolu dizayn etmeye çalışanlar da bu FETÖ’nün savcıları ve hâkimleridir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan gelen “Ne istediler de vermedik” ve “Kandırıldık” açıklamaları nasıl bir ortaklık içinde bulunulduğunu özetlemektedir.
Devlet için halktan önce tarikat gelirse neler olduğunu, devlet içinde tarikatlar etkili olduğunda neler yaşanabileceğini ülke olarak test ettik, umarım bundan ders çıkarılır. Ne yazık ki ders çıkarılmadığını da bakanlıklarda büyüyen Menzil tarikatı gibi örneklerle görebiliyoruz.

► Aile kavramı İslami kesim açısından çok kritik bir noktaya tekabül ediyor. Peki AKP’li isimlerin FETÖ’cüleri ‘ailelerine alırken’ imtina ettiklerini düşünüyor musunuz?
Bülent Arınç’ın damadı Ekrem Yeter, FETÖ’den tutuklandı, tahliye edildi ve sonunda beraat ettirildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman ise beraat kararının ardından “Ekrem Yeter’e mahkeme beraat kararı verdi. İstinafa götürdük, bozulacağını düşünüyoruz. Ciddi deliller vardı o dosyada” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Pınarhisar Kapalı Cezaevi’nde kaldığı dönemde, cezaevinin Savcısı Yüksel Kocaman’dı. Bu bilgi bize şunu söylüyor: Bülent Arınç bugün Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi koltuğunda otursa da Erdoğan onu köşeye sıkıştırıyor. Aralarında daha önce de “O zat” kavgası yaşanmıştı. Bu arada kitabımda Erdoğan-Arınç arasındaki kavgalara rağmen nasıl hâlâ Cumhurbaşkanlığı’nda koltuk sahibi olabiliyor, bunu da anlatıyorum.

► Dönelim damatların ailedeki konumlarına… AKP’liler imtina etti mi?
Arınç damadı için üç ay önce verdiği röportajda şöyle diyor:

“Ben damadımızdan sitayişle bahsetmek istiyorum. İyi bir evlat, iyi bir koca, torunlarımızın babası. Meslek hayatında çok başarılı. Çok vatansever bir insan. Güzel hasletleri üzerinde yaşayan bir damada sahibiz.”

Zaten Fethullahçıların AKP ile uyumlu olduğu dönemde, henüz kavga başlamışken, bir AKP’li için Fethullahçı damat gurur kaynağıydı. Ve elbette siyasette etkili olan bu isimler, ticarette de etkili… Damatlar hem Fethullahçı hem de büyük şirketlerin sahipleri olmaları her zaman katıldıkları ailelerin önünü açtılar. “Siyasetteki FETÖ’yü, en iyi Fethullahçı damat ve AKP’li kayınpeder ilişkisi özetliyor” desek yanlış olmaz.

► Kitabınız ekseninde bakıldığında sizin FETÖ yapılanmasına dair söylemek istediğiniz şey nedir?
FETÖ, gizliliğe, hücre yapılanmasına önem veren Hasan Sabbah modeli örgütlenmeyi benimsemiş, son derece tehlikeli bir terör örgütüdür.

Nihayet, yıllar sonra FETÖ cinayetlerini, FETÖ kumpaslarını konuşmaya başladık. Ülkeye verdikleri hasar büyük…

Ancak bunu tek başına yapmadılar. Siz bugün FETÖ’nün siyasi ayağı konusunda hükümetin sorumluluğunu görmezden gelirseniz, bunu kapatmaya çalışırsanız, bir yere varamazsınız.

Bakın bugün eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, FETÖ’nün siyasi ayağı konusunda söyledikleri nedeniyle hedef haline getiriliyor. Peki, İsmail Kahraman ne söylemişti. Kimse bunu konuşmuyor.

Kitapta, İsmail Kahraman’ın TBMM’ye toplayacağını söylediğinde karşı çıkan, onunla TBMM’ne gelmeyen, Başbakanlıktan karanlığa karışan bakanlar bulunduğunu anlatıyorum.

Yani, AKP’li üst düzey isimler bir konuşmaya başlasa eteklerinde ne taşlar olduğunu görünce çok şaşıracağız.

► Kitabınızda FETÖ’nün kilit ismi firari Adil Öksüz’le ilgili çarpıcı bilgiler yer alıyor. Bu kısmı anlatabilir misiniz?
15 Temmuz’un kritik ismi, TSK imamı olduğu belirtilen Adil Öksüz’ü günlerce, aylarca konuştuk. Halen de nerede olduğunu konuşuyoruz? Ancak ben kitabımda Adil Öksüz’ün “AKP damadı” yönünü anlatıyorum. Bu hiç konuşulmadı, kimse bilmiyor.

Adil Öksüz’ün kayınpederi kimdir, AKP ile ilişkisi nereden geliyor? Bu sorulara yanıt veriyorum.

Adil Öksüz’ün sırra kadem bastıktan sonraki 15 gününün bilinmeyenlerine ilişkin bir iddianame hazırlandı. Kitabımda bu iddianamenin ayrıntılarına yer verdim.
Kitaptan sonra ilk kez size bahsediyorum. Bu iddianame Adil Öksüz’ün yanı sıra eşi Aynur Öksüz de var. Aynur Öksüz kimdir, ne iş yapar, hayatına dair hiçbir ayrıntı bugüne kadar yazılmadı. Aynur Öksüz, Sakarya’nın Akyazı ilçesinde yaşayan biriydi. Ben de Akyazı’da doğmuş olmam ve orada halen ilişkilerimin bulunması nedeniyle araştırmalar yaptım. Ve ilk kez Aynur Öksüz’ü anlattım.

İddianameye dönecek olursak, Aynur Öksüz’ün 15 Temmuz’dan ailesine gönderdiği mesajları dosyada buldum.

Aynur Öksüz’ün 4 Temmuz 2016 günü saat 13.41’de “Ey ilahi kitabını indiren, bulutları yürüten orduları bozguna uğratan Allah’ım! Onları hezimete uğrat ve bize yardım et” mesajını paylaştığı tespit edildi.

6 Temmuz 2016 günü saat 16.25’de “çok kritik bir dönemdeyiz. Anadolu insanı haçlılar zamanında görmediği bir zulümle karşı karşıya” diyerek 15 Temmuz Darbe Girişimi'nin gelmekte olduğunun sinyallerini vermişti.

Damat, kitabımda buna benzer kamuoyunun gündemine gelmemiş özel bilgilere yer veriyorum, neredeyse her satırına özel bilgi ve belge koymaya çalıştığım bir gazetecilik kitabı… Okura ilgisinde dolay çok teşekkür ediyorum.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız