Datça'da kamu alanının özelleştirilmesine tepki: "Bu alan bir kentin hafızasıdır"
Datça’da eski hastane arazisinin özelleştirilmesine tepkiler sürüyor. Deniz kıyısındaki kamu alanı için sosyal alan yapılması çağrısında bulunuldu.

Muğla’nın Datça ilçesinde kamuoyunda “eski hastane” olarak bilinen ve halen toplum sağlığı merkezi olarak kullanılan arazinin özelleştirme kapsamına alınmasına karşı tepkiler büyüyor.
CHP Datça İlçe Başkanlığı öncülüğünde düzenlenen basın açıklamasına Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt, CHP Muğla Milletvekilleri, MUÇEP ve demokratik kitle örgütleri destek verdi. Alanın kamusal kullanımda kalması gerektiğini vurgulandı.
CHP Datça İlçe Başkanı Sezai Öz, konuşmasında, yayımlanan kararın yalnızca bir idari düzenleme olmadığını belirterek, “Bu alanların satılabileceği, kiralanabileceği, işletme hakkının özel sektöre verilebileceği anlamına gelir. Henüz satış yapılmamış olabilir ama satışın ve özel kullanıma açılmanın yolu sonuna kadar açılmıştır” diye konuştu.
Söz konusu alanın yalnızca bir taşınmaz olmadığını vurgulayan Öz, “Bu alan bir kentin hafızasıdır. Çocuklarımızın doğduğu, büyüklerimizin şifa bulduğu bir yaşam alanıdır. Burası kıyıda kalan son kamusal parsellerden biridir. Eğer bu alan da halkın elinden alınırsa Datça’da nefes alabileceğimiz bir alan kalmayacaktır” diyerek sürecin yalnızca imar meselesi değil, doğrudan yaşam hakkı meselesi olduğunu belirtti.
"BÖLGE SOSYAL ALAN OLABİLİRDİ"
Datça Belediye Başkanı Aytaç Kurt da, "70-80 yıldır Datça'nın sağlık hizmetini, taleplerini karşılayan bu yer yarın özel bir sektörün eline geçerse buranın ne olacağını hiçbirimiz bilemeyiz. Eskiden ilçede bir arazi satıldığında, satış bedelinin yüzde otuzu veya kırkı oranında ilçe belediyelerine bırakılırdı. Şimdi bu yasayı kaldırdılar. Özelleştirme İdaresi üzerinden buraların satışına izin verdiler. Bu da şu demek, burası eğer 100 milyon liraya satılırsa ki bunun çok çok üstündedir. 500 milyon lira civarında satılacaktır. Bunun yüzde 30'unun yenel yönetimlerin olması lazım. Yani sadece hazineden yüzde 30'u kaçırmakla, satışında kaçırmakla kalmadılar. Aynı zamanda yarın ne olacağı belli olmayan bir imar değişikliğiyle başımıza neler geleceğini de bilmiyoruz. Bu yaşadığımız alan halkımızın hizmetinde vereceği birçok sosyal alan olabilirdi. Ama bu yetkileri ilçe belediyelerinden alıp Ankara'da masa başında birilerinin adına tahsis edilebiliyorlar. Çünkü biz biliyoruz Türkiye sadece beşli çeteden ibaret değil. Milas'ta beşli çeteden büyük, Türkiye'de büyük" şeklinde konuştu.


