Datça rant hırsıyla değiştirilmek isteniyor
Datça’da Kargı Koyu’nun olduğu bölgeye otel, konaklama, tesis inşaatı için imar planı değişikliği yapıldı. MUÇEP Datça Meclisi, açıklama yaparak Datça’nın dokusunun rant hırsıyla değiştirilmesinin uygun olmadığı belirtildi.

Muğla'nın Datça ilçesinde Kargı Tepesi ve çevresinde yer alan 43 bin metrekarelik alan, Cumhurbaşkanlığı’nın 20 Haziran 2025 tarihinde “koruma amaçlı imar planı” kapsamında yapılaşmaya açıldı. Söz konusu plan otel ve otopark yapılmasını öngörüyor. Yerel çevre örgütleri ise karara tepki gösterdi.
2021 yılında da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Kargı Koyu’nun olduğu bölgeye otel, konaklama ve günübirlik tesis yapılması için imar planı değişikliğine gidilmişti ve açılan davada, Danıştay 6. Dairesi, plan değişikliğinin hukuka aykırı ve kamu yararı taşımadığı belirtilerek iptal etmişti.
MUÇEP Datça Meclisi tarafından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Kargı Tepesindeki aynı arazi dahil olmak üzere yanındaki 8 parsel dahil edilerek 43bin metrekareden daha büyük bir alanda konaklama tesisi ve otopark yapılması için sözde koruma amaçlı yine adrese teslim bir imar planı değişikliğine gidildiği belirtildi. Değişiklikle, kıyılardaki yapılacak günübirlik dinlenme alanları ile korunması gereken Kargı Tepesinde çok daha geniş bir alanda geri döndürülmez bir tahribat gerçekleşeceği vurgulandı.
Açıklamada, “Datça Yarımadasının tamamı Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilmemiş miydi? Kıyılar, tepeler dahil doğal kalmış bu alana turistik tesis yapılması, koruma amaçlı yapıldığı söylenen plan tadilatının koruma amaçlı temel gerekçesine aykırı değil mi? Kamuya yani herkese ait bir hazine arazisi, hangi hakla özelleştirilerek, hangi sermayedarın yararına sunulacaktır? Kargı Yolundaki 128 Dönümlük alanın otel ya da başka bir amaçla özelleştirilmesini ve betonlaştırılmasını da, Kızlanaltı Güllük Mevkiinde kıyı parsellerinin kiralanmasını da kabul etmiyoruz” denildi.
Datça’nın dokusunun plansız programsız müdahalelerle rant hırsıyla değiştirilmesinin uygun bulunmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar dile getirildi: “Merkezi yönetimin halkı ve temsilcilerini yok sayarak uygulamaya aldığı bu müdahalelerin karşısındayız. Sadece çevre mücadelesi yürüten kuruluşlar olarak değil daha çok demokrasi, daha çok özgürlük, daha çok eşitlik, daha çok adalet arayışında olan tüm kesimlerle ve kişilerle birlikte bu haksız-hukuksuz müdahalelere karşı meşru yollardan birlikte mücadele edeceğimizi duyuruyoruz.”


