Google Play Store
App Store

İktidar İBB Davası’na birden fazla kapının kilidini açacak bir anahtar işlevi yükledi. Kendini tahkim etmek isteyen rejim “yol temizliği” yaparken, muhalefet ise sürekli savunmada tutulacak.

Davanın rejim için işlevi
Fotoğraf: Depo Photos
Mehmet Emin Kurnaz
Mehmet Emin Kurnaz
mehmeteminkurnaz@birgun.net

Ülke tarihinin en kritik davalarından biri olan İBB Davası rejimin kendini tahkim etme gayesinin en somut hamlelerinden biri oldu. Geçtiğimiz yıl 19 Mart operasyonlarıyla başlayan muhalefeti yargı sopasıyla sindirme çabası, 400’ün üzerinde sanığın yargılandığı, 3 bin 900 sayfalık iddianamenin yazıldığı yıllara uzanacak bir yargılamaya dönüştü. İktidarın bu yönüyle davaya birçok kapıyı açan çok yönlü bir anahtar işlevi biçtiği görülüyor.

YOL TEMİZLİĞİ:

19 Mart operasyonları CHP’nin ön seçimde 15 milyondan fazla oy alarak seçtiği İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu diploma ve hakaret davalarını da devreye sokarak yarış dışına çıkarmanın en kritik hamlesiydi. Bu adım aynı zamanda “seçimsiz ve muhalefetsiz” Türkiye inşasının kırılma anlarından da biri oldu. Bu kırılma sandığın formaliteden kurulduğu, Cumhurbaşkanı’nın rakibini bizzat kendisinin belirlediği, seçim güvenliğinin büsbütün ortadan kalktığı, muhalefet partisi ve liderlerinin cezalandırıldığı, yerel yönetimlerin yetkilerinin törpülendiği, toplumsal muhalefetin susturulmak istendiği bir rejim inşasına işaret ediyor. Bir nevi yol temizliği yapılarak rejim tahkim edilmek isteniyor.

KAOTİK SÜREÇ:

7 ayrı bölüm ve 3 bin 900 sayfalık iddianamede İmamoğlu 143 eylemle suçlanırken hakkında 828 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Kamuoyunun ortak kanaati davanın uzunca yıllara yayılacağı yönünde. Zaten mahkeme de davasının azami süresini 12,5 yıl olarak belirledi. Zamanla gerçek ve iftiraların iç içe gireceği, toplumsal hafızayı bulandıracak kaotik bir süreç hedefleniyor. Dava uzadıkça kamuoyunun ilgisinin de azalacağı hesaplanıyor.

MUHALEFET SAVUNMAYA:

Silivri gibi bir uzak bir merkezde görülmeye başlanan dava ile aynı zamanda muhalefetin enerjisinin düşeceği öngörülüyor. İBB Davası başta olmak üzere, Aziz İhsan Aktaş Davası, Diploma Davası, Kurultay Davası gibi davalarla ana muhalefet partisi mahkeme salonlarına ve Silivri’ye sıkıştırılmak istenecek. Bu sayede ülkenin can alıcı diğer meseleleri daha az konuşulurken muhalefet de üzerine atılan suçlamalardan beraat etmeye çalışacak.

HESAP EDİLMEYEN:

19 Mart operasyonlarının iktidar için hesapta olmayan yönü ise toplumsal tabanda biriken öfkenin açığa çıkmasıydı. Barikatları aşan üniversiteliler toplumsal bir muhalefetin fitilini ateşledi. Ülkenin dört bir yanına yayılan eylemlerde milyonların talepleri rejime karşı ortak bir itiraza dönüştü. “Üç güne unutulur” denilen hukuksuzluklara karşı aradan geçen 1 yılda muhalefetin öfkesinin hâlâ diri olduğu görülüyor. Bu da planın kolay işlemeyeceğini gösteriyor.