DEM Parti Eşbaşkanları süreci değerlendirdi: Kimseyle anlaşmadık
Parlamento muhabirleriyle bir araya gelen DEM Parti Eş Genel Başkanları, Öcalan’ın çağrısının SDG’yi kapsamadığını kaydetti. DEM Parti yöneticileri, “Kimseyle kapalı kapılar arkasında anlaştığımız yok” dedi.

Mustafa Bildircin
mustafamertbildircin@birgun.netDEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Meclis muhabirleri ile bir araya geldi. Hatimoğulları ve Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın PKK’ye yönelik, “Silah bırakma” çağrısının ardından başlayan süreçle ilgili merak edilen soruları yanıtladı.
Hatimoğlulları ve Bakırhan, “Öcalan’ın çağrısı SDG’yi kapsıyor mu?” sorusu karşısında, metinde SDG geçmediğini vurguladı. Metinde geçmeyen bir ifadeyi söyleme yetkilerinin bulunmadığını kaydeden eş genel başkanlar, “Öcalan PKK’ye bir çağrı yaptı. Geri kalan şey onları tasarrufudur. Bizim yapabileceğimiz şey ise barış için demokratik adımlarım atılması için destek olmak. Bugün Kürt sorununun çözümü için yol alınması elbette Suriye ve Irak’ı da etkileyecektir” değerlendirmelerinde bulundu.
DEM Parti Eş Genel Başkanları, Türkiye’de inşa edilecek bir barış sürecinin Ortadoğu ülkelerine de bir model oluşturacağını belirterek, “Türkiye’deki süreç bir barış işe taçlanırsa bunun Suriye’de de etkisi olacağını düşünüyoruz. Ancak bu metinde (Öcalan’ın çağrı metni) olmayan bir şeyi başlığa taşımak, DEM Parti’nin sorumluluğunda olan bir şey değil” diye konuştu. Öte yandan DEM Parti, siyasi parti turlarına haftaya başlayacaklarını açıkladı.
ANAYASA TARTIŞMASI
Bakırhan, “DEM Parti, AKP ile Anayasa değişikliği konusunda anlaşacak, iktidarın 400 milletvekilini bulmasını sağlayacak” iddiasını ise sert bir dille yalanladı. İddiayı, “Siyasi etiksizlik” olarak değerlendiren Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz ne zaman iktidar ile siyasi kapılar arkasında pazarlık yaptık? CHP bir türlü bu konuya doğru denklemden giremedi. Biz iktidar ile anlaştıysak neden onlarca arkadaşımız içeride. CHP, bu süreci böyle heba etmemeli. Beğenmiyorsa kendi yol haritasını ortaya koymalı. Barış süreci, siyasi partilerden ve kişilerden çok daha değerlidir.”
DEM Parti Eş Genel Başkanları Hatimoğulları ve Bakırhan’ın gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlarda, şunlar öne çıktı:
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bir talebiniz olacak mı?
Öcalan’ın mektubunda oldukça geniş anlamlar var. Yasal ve hukuki zeminin olmadığı gelişmeler hep negatif sonuçlanmış. Ama yasal ve hukuki zeminlerde bu süreçler hep barış ile sonuçlanmıştır. Bu dönemde Abdullah Öcalan kendi de söyledi. PKK’yi bir tek kendisi feshedebilir. Örgütüyle temas kurabilmelidir. Rahat bir çalışma ortamına kavuşturulmalıdır.
Eşit yurttaşlık hakkı temelinde bir adım atılması gerekiyor. Bugüne kadar en basit insan hakkı talebinde bile terör yaftası kullanıldı. PKK silah bırakıldığında oradakiler nereye gidecektir? Bunlar hep yanıtlanması gereken sorulardır. İnfaz yasasından tutun da kayyum meselesine kadar en temel demokratik haklar... Hiçbir masanın pazarlık konusu olamaz bunlar. Bunların zaten bu süreçte doğal olarak hayata geçmesi gerekir.
HERKESLE GÖRÜŞEBİLMELİ
PKK ne zaman kongresini toplar?
Öcalan, kongreyi kendisinin toplayabileceğini söylüyor. Örgüt de aynı şeyi söylüyor. Dolayısıyla Öcalan’ın fiziki koşullarının düzenlenmesi ve görüşmek istediği bütün kesimlere görüşebilmesi gerekiyor. Gazetecilerin, aydınlatın ve yazarların da Öcalan ile görüşebilmesi gerekiyor.
Metindeki, ‘‘Tüm gruplar’’ ifadesi kimi kapsıyor? Öcalan ile yeniden görüşme talebiniz olacak mı?
Suriye’de farklı bir denklem var. Rejim oturmadı henüz. Metinde o bölge tarif edilmedi, PKK tarif edildi. Ancak Türkiye’de alınan yol, oraya da olumlu yansıyacaktır. Artık bu kapının açılmadı gerektiğini düşünüyor, yarım asırlık sorunun muhatabıyla görüşülmesi gerekiyor elbette. Heyetin dışında toplumun diğer dinamiklerinin de görüşebilmesini bekliyoruz.
Anayasa’da değişiklik talebiniz olur mu?
Türkiye’de yeni bir Anayasa ihtiyacı var elbette. Bu süreç ilerlerse bu ihtiyaca ve içeriğine halk karar verir. Ama yeni Anayasa’nın kapsayıcı olması gerekiyor. Herkesin sahipleneceği bir Anayasa olması gerekiyor elbette. Anayasa konusunda bizim parti kadar hazır bir parti yok. Ama şu an gündem bu değil.
Atılması gereken adımları içinde Demirtaş ve diğer tutuklukların serbest kalması var mı? Heyetin Rojava ziyareti olacak mı?
Heyetimiz Rojava da gitme düşüncesinde. Ancak takvim net değil. Türkiye, en çok siyasetçi ve gazetecinin mahpusun olduğu ülkelerden biri. O yüzden yalnızca Kürt siyasetçiler için değil, Türkiye’nin salt bir yeni infaz yazmasına ihtiyacı var. Demirtaş ve Figen Yükseldağ ile ilgili AYM kararları var. Bu aynı zamanda Gezi tutuklukları ile de ilgili. Yani bu isimlerin içeride tutulması hem Anayasa’da hem AYM’ye aykırıdır. Bu arkadaşların hepsinin serbest bırakılması gerekiyor. Kobani davasında yargılananlar dahil…”
∗∗∗
BU İŞİN BİR ŞARTI YOK
İmralı Heyeti’nde yer alan DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, süreçle ilgili açıklamalarda bulundu. Haber Türk yayına katılan Öder, “Sayın Bahçeli Meclis’te gelsin konuşsun, demişti. Dediğinden ricat edecek seciyede bir insan değil. Hep arkasında durdu. Sayın Öcalan dedi ki ‘onu çok zorluyorlar, onun işini güçleştirmeyelim, ben Meclis’e gelmeyeyim, orada siz varsınız, ben buradan konuşurum’ dedi. Bir talebi oldu mu? Hayır ve asla! Bu işin hiçbir şartı yok. Ön şart ya da sonrasında bir şart yok. Bunu bütün şerefimle söylüyorum” ifadelerini kullandı.


