Demokratikleşme yok, muhalefete baskı arttı
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısının üzerinden geçen 1 yılda demokratikleşmeye yönelik somut adımlar atılmadı. Meclis’teki komisyon çalışmalarında vurgulanan “ikinci aşama” da belirsizliklerle dolu.

Politika Servisi
PKK lideri Abdullah Öcalan, PKK’ye silah bırakma çağrısı yaptığı 27 Şubat'ın yıldönümünde bugün yeni bir mesaj yayımlayacak. Önceki gün DEM Parti’den yapılan açıklamada Ankara’da konferans düzenleneceği ve burada Öcalan’ın mesajının okunacağı belirtildi. DEM Parti'den yapılan açıklamada, "Kürt sorununun demokratik çözümünde gelinen aşamaya ve sürecin geleceğine yönelik değerlendirmelerimizi, ayrıca Sayın Öcalan’ın sürece dair yeni mesajını basın ve kamuoyuyla paylaşacağız" ifadelerine yer verildi.
GEÇEN BİR YILDA NELER YAŞANDI
Öcalan’ın vereceği mesajın içeriği merak edilirken 27 Şubat’tan bu yana geçen bir yılda sürece ilişkin belirsizlik ve soru işaretleri sürüyor. Bu çağrının ardından PKK silahları bıraktığını duyurmuş, sembolik olarak silah yakma töreni gerçekleşmişti. Ardından Meclis’te Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kurulmuştu. Komisyonda demokratik kitle örgütlerinden yandaş vakıf ve derneklere dek pek çok kurum dinlenmişti. Komisyonun uzun süre devam eden toplantılarının ardından sürecin raporlama aşamasına geçildi.
TBMM’deki süreç komisyonunun ortak raporunda, “AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının sağlanması” önerilerek kamuoyunda tartışma yaratan Umut Hakkı, “İnfaz adaletinin sağlanması” ifadesiyle tarif edildi. Kayyum düzenlemesinin sonlandırılmasına yönelik öneriye de yer verilen rapor oy çokluğu ile kabul edildi. CHP'den Türkan Elçi çekimser kalırken, EMEP ve TİP ret oyu verdi.
Sürecin ilk aşamasının sonra erdiği, ikinci aşamasının başladığı yönünde iktidar cephesinden pek çok açıklama yapıldı. Ancak bugüne dek demokratikleşmeye dönük bir adım atılmadı. Aksine süreç devam ederken muhalefete ve muhalefetin elindeki belediyelere yönelik peş peşe operasyonlar geldi. CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 19 Mart operasyonlarıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Muhalefetin elindeki belediyelerin başkanları görevden uzaklaştırıldı, pek çoğu cezaevine atıldı.
HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ da zaman zaman MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışlarına rağmen cezaevinden çıkarılmadı. Kent Uzlaşısı davasından cezaevine atılan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ile yerine kayyum atanan DEM Partili Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk görevlerine iade edilmedi.
GÜVEN HUKUKLA İNŞA EDİLEBİLİR
Demokratikleşmeye yönelik adım atılmamış olması içeride de tepkilere neden oluyor. Son olarak DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, PKK’nin silah bırakma sürecinin seçime endeksli bir siyaset ve oyalama taktiği olarak görülmeye başlandığını söyledi. Sakık, barış ve demokrasiyi güçlendirecek somut adımların atılmadığını kaydetti. Yapılması planlanan düzenlemelere işaret eden Sakık, "Türkiye gerçekten yeni bir başlangıç yapacaksa önce yürürlükteki hukuka uymalıdır" diyerek uluslararası hukuku uygulanması çağrısı yaptı. Sakık şunları ifade etti: “Türkiye gerçekten yeni bir başlangıç yapacaksa önce yürürlükteki hukuka uymalıdır.
∗∗∗
KAYYUM SİYASETİNİ BIRAKIN
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan Diyarbakır'da gerçekleştirdikleri ve partisinin belediye eş başkanları ile il genel meclisi üyelerinin katıldığı toplantı sonrası açıklama yaptı. Bakırhan, kayyum uygulamalarına sert tepki gösterdi ve yeni İçişleri Bakanı’na çağrıda bulundu. Son seçimlerde seçmenin kayyum politikasına karşı tavrını ortaya koyduğunu dile getiren Bakırhan, “Halk zaten bu gaspın son bulması için son seçimlerde partimizi tercih ederek kayyumlara karşı tutumunu ortaya koydu. Bu tutuma saygı gösterilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
∗∗∗
ÖCALAN AİLESİYLE GÖRÜŞTÜ
Asrın Hukuk Bürosu tarafından yapılan açıklamada Abdullah Öcalan'ın İmralı'da kardeşi Mehmet Öcalan ve aynı zamanda DEM Parti milletvekili olan yeğeni Ömer Öcalan ile görüştüğü aktarıldı.
∗∗∗
ÜNİVERSİTEDE PALA SERBEST, EYLEM YAPMAK SUÇ!
19 Mart sürecinde yapılan eylemler sonrası, yüzden fazla öğrenciye açılan binden fazla soruşturmayla gündem olan Ankara’daki Hacettepe Üniversitesi’nde tartışma yaratacak bir karara imza atıldı.
Açılan soruşturma sonucunda iki öğrenciye bir sene okuldan uzaklaştırma cezası verildi. Ülkedeki hukuksuzlukları protesto eden öğrencilere, okulun Özel Güvenlik Birimleri (ÖGB) tarafından müdahale edilmişti.
Üniversite yönetiminin verdiği uzaklaştırma kararında ise “Yükseköğretim kurumu görevlilerine karşı cebir ve şiddet kullanarak görevin yapılmasına engel olma” ifadeleri yer aldı.
SOL Genç’ten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Üniversitemiz hukuksal olarak suç işlemeye devam ediyor. Bugün arkadaşlarımızın eline ulaşan kâğıtlarda okuldan 1 sene olacak şekilde bugünden itibaren uzaklaştırıldılar.
Eli palalı, maskeli çeteleri okula alan ve onlara hiçbir yaptırım uygulamayan AKP-MHP iktidarının kampüs bekçisi kayyum rektör, daha önce de benzeri şekilde arkadaşlarımızı alelacele şekilde yurttan atmıştı. Daha sonrasında ise gerek politik gerek hukuksal mücadelemizle barınma hakkımızı geri kazanmıştık. Şimdi de açıkça duyuruyoruz tüm haklarımızı geri alana dek mücadelemiz sürecek ve arkadaşlarımızın yanındayız. Tüm sıra arkadaşlarımızı omuz omuza durmaya davet ediyoruz.”
ADALETSİZLİĞE KARŞI YAN YANA DURALIM
SOL Parti'den yapılan açıklamada ise, "19 Mart'ta demokrasiye, geleceklerine ve memlekete sahip çıkmak için haklarını arayan Hacettepe öğrencilerinin eğitim hakkı ellerinden alınmak isteniyor. Art arda açılan soruşturmalarda 4 yıla varan uzaklaştırma cezaları istenen öğrencilerle omuz omuzayız. Baskılarla gençliği susturamazsınız, gençliğin dayanışması ve mücadelesi memleketi karanlığa hapsetmek isteyenlerden büyüktür" denildi.
Kamuoyuna çağrımızdır; Hacettepeli öğrenciler haklarına, özgürlüklerine ve geleceklerine sahip çıkmak istedikleri için 4 yıla varan uzaklaştırma istemiyle cezalandırılmak istenmektedir. Suçlu olan, soruşturulması gerekenler kampüslerden sokağa dayanışma ruhuyla mücadele edenler değil; baskı ve zorbalık politikalarıyla öğrencileri cezalandırmak isteyenlerdir. 19 Mart’ta nasıl tek bir arkadaşımız dahi tutuklu kalmayana kadar onların sesi olup dayanışmayla kazanacağız dediysek, bugün de aynısını söylemek zorundayız. Hacettepeli sıra arkadaşlarımız şahsında gençliğe gözdağı vermeye çalışanlara geçit vermemeliyiz.
Herkesi, soruşturma terörü ve uzaklaştırmalarla eğitim haklarına el konulmak istenen Hacettepeli sıra arkadaşlarımızla dayanışmaya, seslerine ses olmaya, bu adaletsizliğe karşı yan yana durmaya çağırıyoruz.”


