Dengelenme dedikleri işte bu ağır dibe çöküş…
SELİN SAYEK BÖKE SELİN SAYEK BÖKE

‘Orta Vadeli Program’ değişti, adı ‘Yeni Ekonomik Program’ oluverdi. Adı hep ‘yeni’ ama içi hep eskiyi temsil eden program… Saray gözünü sadece, bugünü ve kendini kurtarmaya dikmiş, ne orta vadeyi ne de ülkeyi düşünmek gibi bir derdi var.

3Y ile iktidara gelmişlerdi, şimdi ‘yeni’ dedikleri 3D var. 3Y’den 3D’ye yolculuk alfabenin başına dönme ihtiyacının bir bilinçaltı yansıması mı bilemeyiz ama 3Y ile mücadele sonucu ortadayken 3D’nin akıbeti belli.

‘Yolsuzluk bitecek’ dediler. Yolsuzlukları iktidarlarının merkezine taşıdılar. ‘Yoksulluk bitecek’ dediler. Yoksulluğu çalışan, çalışmayan milyonların hayatının gerçeği haline getirdiler. Yasaklar bitecek dediler. Muhalefet etmenin, düşünce ifade etmenin, hatta neredeyse düşünmenin dahi yasak olduğu sert ve otoriter bir rejim inşa ettiler.

Bu Yeni Ekonomik Programda yeni kelimelerle çerçeveleniyor Saray rejiminin politikaları. Geçtiğimiz yıl ilki yayınlanan o zamanın ‘Yeni’ ekonomik programında 3D; dengelenme, disiplin ve değişim olarak ifade edilmişti. Bu senenin ‘yeni’ program sunumuna dair Bakanlıktan yapılan açıklamada dengelenme kelimesi 5, değişim kelimesi 8 kere kullanılmışken disiplin kelimesi gündemden düşmüş gözüküyor, hiç kullanılmıyor. Bu bir kelime oyunu ve hatası değil tabii, adı yeni olanın eskiyi temsil ettiğinin bir yansıması. Disiplin falan olmayacak, Varlık Fonu ile kurulan paralel Hazine devam edecek, halkın parasını İstanbul Finans Merkezi adı altında betona gömmüş olan yandaş inşaat şirketlerini kurtarmaya devam edecek…

Ülkeyi neredeyse her alanda ligden düşüren Saray “Artık ülkemizin bir üst lige çıkması için zaruret haline gelmiş bu değişimi hep birlikte gerçekleştiriyoruz” diyerek tam da bu gerçeği ifade ediyor. Söylemeyi unuttuğunu biz ekleyelim: Saray rejimi hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, özgürlükleri rafa kaldırdı. Yerine otoriter bir anlayışı, rantı, vahşi neoliberal ekonomik düzeni koydu. Sonucunda ekonomik ve sosyal adaletsizlikler derinleşti. Kişi başına milli gelirimiz 2014 yılında 12 bin 112 dolar iken en güncel veriye göre Haziran 2019 itibariyle 8 bin 752 dolara eridi.

Dengelenme dedikleri işte bu ağır dibe çöküş. Bir çakılma hali. Milyonların evinde, yüreğinde, cebinde hissettiği bu çöküş Saray’ın odalarından dengelenme diye gözüküyor. Oysa çok çalkantılı olan 2014-2018 yılları arasında ortalama yıllık büyüme yüzde 4,9 iken, dengelendiği söylenen ekonomimizde en güncel verilere göre 2019’da yüzde 1,1 küçüldük. 2014-2018 yıllarında işsizlik, yüzde 10-11 arasında gerçekleşmişken, dengelendiği söylenen ekonomimizde en güncel veriye göre yüzde 13’e yükseldi. Az büyümek bir yana, küçülen bir ekonomide; işsizliğin geniş ve gerçekçi tanımıyla 7,7 milyon insanın hayatını kararttığı bir ekonomide dengelenmeden bahsetmek dahi işi bileni utandırır.

Değişim dediklerinin de böyle bir şey olduğunu yine Saray’ın sunumunun her kelimesinden biliyoruz. Tam da bu sunum yapıldıktan sonra yine ve yeniden elektriğe yüzde 14,9 zam geldi. Sunumda “Kamunun yönlendirdiği bazı fiyat ve ücretlerde geçmiş enflasyon yerine YEP enflasyon hedeflerine göre ayarlamalar yaparak enflasyondaki atalet etkisini sınırlandıracağız” diye ifade edilen, var olan koşullardan daha ağırını oluşturacak şekilde hırçınlaşan bir rantçı, emek karşıtı modelin derinleştirileceğinin itirafı. Gerçekler ortada: YEP sonrası gerçekleşen zammı da dâhil edince son 2 senede elektrik zamları yüzde 70’e ulaştı. Resmi kurumlarca açıklanan enflasyon yüzde 15. Saray rejimi ekonomi programında enflasyonu ise hızla tek basamaklı düzeylere çekeceğini iddia ediyor. Sonra da “değişim” adı altında yıllardır yok sayılan halkın, çalışanların, emeklilerin, çiftçinin, üreticinin yok sayılmaya devam edileceğini müjdeliyor(!)

Saray’ın ‘yeni’ ekonomi programından dengelenme de, disiplin de, değişim de çıkmayacağı belli. Ama bu program, toplumun barış, eşitlik, demokrasi, adalet ve birbirine sahip çıkma mücadelesinin ortaya çıkarttığı toplumsal değişim ve yenilenme talebine yanıt veremeyeceğini fark eden iktidarın telaşını yansıtıyor. Bu sefer iktidarın bizim olan kelimeleri çalmasına izin vermeyeceğiz. Dengelenme de, disiplin de ama en önemlisi değişim de halktan, bizden gelecek!