birgün

22° PARÇALI AZ BULUTLU

YAŞAM 30.06.2020 09:52

Depremin ardından suyun kokusunda yaşanan değişim, köylüleri endişelendirdi

Manisa'da yaşanan depremin ardından, Düzce’nin İstilli köyünde yaşayan yurttaşlar köy meydanında artezyenden gelen suyun kokması sonucu endişe yaşamaya başladı. Olayın ardından suda inceleme yapmak üzere ekipler görevlendirildi

Depremin ardından suyun kokusunda yaşanan değişim, köylüleri endişelendirdi

Düzce’nin İstilli köyünde yurttaşlar, Manisa’da yaşanan depreminin ardından köy meydanında artezyenden gelen suyun kokmasının kendilerini endişelendirdiğini söyledi. Yaşanan durumun ardından sudan numuhneler alan Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Hasırcı ise kokuya kükürtün neden olmuş olabileceğini kaydetti.

Merkeze bağlı İstilli köyünde, 1954 yılında köy meydanında yaklaşık 200 metre derinlikten artezyen suyu çıkarıldı. Köylüler, 66 yıldır kesintisiz akan suyun kenarında halı yıkayıp, kanallar aracılığı ile bahçelerini suluyor. Manisa’da yaşanan depremin ardından suyun kokusunun yoğunlaştığı, oluşturulan havuzun dibinden de su kabarcıkları ile birlikte mil çıkmaya başladığı belirtildi. Köy sakinleri endişelenirken, muhtar Hüseyin Şimşek durumu Düzce Üniversitesi’ne bildirerek analiz talebinde bulundu.

Düzce Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Uğur Hasırcı ve asistanları gelerek ilk incelemeyi yaptı, akan su ile su kaynağından numune alarak incelemek üzere Düzce Üniversitesi Merkez Laboratuvarı’na götürdü.

‘YER ALTINDA BİR HAREKETLİLİK Mİ VAR?’

Köy Muhtarı Hüseyin Şimşek kokunun yoğunlaşması nedeniyle endişelendiklerini belirterek, "Son zamanlarda Türkiye’nin değişik yerlerinde deprem olunca yer hareketliliğinden kaynaklı olabileceğini düşündüğümüz kokusunda bir artış hissettik. Bizde Düzce Üniversitesi’ndeki uzmanlara haber verdik. Kendileri gerekli kontrolleri yaptı. Alınacak analiz sonucuna göre tekrar değerlendireceğiz. Yan taraflarında da fazla su çıkmaya başlayınca ondan da şüphelendik. Yer altında bir hareketlilik mi var? En azından vatandaşlarımıza bilgi vermiş olacağız. Herhangi bir durum var mı, yok mu? Bizde merak ettik endişemiz o. Ağır koku olunca endişelendik” dedi.

ANALİZ YAPILACAK

Doç. Dr. Uğur Hasırcı kesin sonuçların analizler sonrası ortaya çıkacağını, ancak sudaki yoğun kokunun hissedildiğini ifade ederek, "Köylüler tarafından son zamanlarda yer hareketliliği nedeniyle suda kokunun arttığı ve daha önce olmayan bir kaynağın daha belirdiği söylendi. İlk olay yerine geldiğimizde eskiden akan suyun ve yeni akan suyun PH değerleri ile iletkenlik değerlerini ölçtük. Her iki suyunda iletkenliği ve PH değerleri aynı görünüyor. PH ve iletken değerlerinin aynı olması suların aynı kaynaktan geliyor olması anlamına gelmiyor. Numuneler aldık. Üniversitemizin merkez laboratuvarında analizini yapacağız” diye konuştu.

depremin-ardindan-suyun-kokusunda-yasanan-degisim-koyluleri-endiselendirdi-750696-1.

‘SADECE SU ANALİZİ YETERLİ DEĞİL’

Doç. Dr. Hasırcı kokunun nedenlerini ili ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Koku iki sebepten kaynaklanabilir. Çünkü yoğun hissedilen ağır bir koku var. Birincisi bu havuzda aşırı kirlenme ve yosunlaşma alg üremesine neden olabilir. Alg üremesi de koku yapabilir. Ama burası o kadar büyük bir havuz değil kokunun bundan kaynaklandığını düşünmüyoruz, analizlerden sonra belli olacak. İkinci alternatif ise Düzce’de birçok kaynaktan çıkan kükürtlü su. Kükürt sülfür su içinde yoğunsa koku yapabilir. Sebebi bu olduğunu tahmin ediyoruz. Son zamanlarda kükürt yoğunlaşmış olabilir. Numune aldık hem ağır metal analizi hem de suyun içerik analizini yapacağız. Kokunun kaynağını bulmaya çalışacağız. Su analizi sadece bunun yer altı hareketliliğiyle ilgili olduğunu söylemek için yeterli değil. Aynı zamanda zemin ve inşaat mühendislerinin çeşitli zemin analizleri yapması gerekiyor.”

DHA

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız