birgün

9° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 28.02.2020 09:54

Derinlerden gelen bir albüm

BaBa ZuLa, yeni albümü Derin Derin ile dinleyici karşısında. Grubun kurucularından Levent Akman, “Derinlerden gelen, adını hak ettiğini düşündüğüm bir albüm” dedi

Derinlerden gelen bir albüm

Yağmur Bozacı

20 yılı aşkın süredir kendine has müziğiyle sadece ülkemizde değil dünyanın her yerinde ilgiyle dinlenen BaBa ZuLa, son albümleri ‘Derin Derin’i dinleyiciyle buluşturdu. Murat Ertel yapımcılığındaki 10’uncu albüm, ötelenen kültürlerin, hayata kattığı anlamları ve bu anlamların oluşturduğu döngüyü anlatıyor. Türkçe psikedelik müziğin temsilcilerinden BaBa ZuLa ile 15 Şubat Zorlu PSM konseri sonrasında yeni albümlerine ve müzikal yolculuklarına ilişkin sohbet ettik.

En son çıkan albümünüz Derin Derin’in hikâyesi nasıldı?

Murat Ertel: 20’nci yıl albümünü çıkardıktan sonra elimizde bayağı şarkı birikmişti ve albüm yapalım dedik. Ondan sonra şarkıları kaydetmeye başladık ve bütün olarak bir şey yaptık. İnsanların daha çok şarkı üzerinden gittiği bir zaman olmasına rağmen bize göre albümün hâlâ bir kıymeti var. Bir albümü dinlemek bizim için önemli. Onun için güzel bir albüm yapmayı hep istiyoruz. O da kendisi doğdu.

Derin Derin’i öbür albümlerinizden ayıran bir şey var mı sizin için?

Murat Ertel: Birtakım şeyler var. Bir kere grafik olarak, kapak olarak bir bütünlük içinde oldu. Çekilen fotoğraflarla, kullanılan grafiklerle birlikte müzik olarak da bütün halinde çok içime sinen bir çalışma oldu. Bir de kapakta babamın eserlerinin kullanılması da benim için çok önemliydi. Öyle bir aile albümü havasında oldu gibi. O da çok hoşuma gidiyor, zaten grup da benim için aile demek.

Levent Akman: Bizim her albüm farklı, 96’dan beri 10’uncu albüm, çocuğumuz gibi bir şey ayırması zor, benim çocuğum yok tabii o hissi bilemeyeceğim ama albüm de onun gibi bir şey benim için. Bu da bu dönemde çıkan, derinlerden gelen, adını çok iyi hak ettiğini düşündüğüm bir albüm.

Periklis Tsoukalas: Yaşadığımız ve deneyimlediğimiz şeyler doğal olarak albüme yansıyor. Yani yaşadığımız şeyleri albümde anlatıyoruz. Her albüm bir şeyi temsil ediyor. Derin Derin de bu yılların müziğini, deneyimlerini temsil ediyor.

DEVRAN DÖNDÜ BİZİ BULDU

Baba Zula yıllardır yurtdışında tanınan, popülaritesi olan bir grup. Sizce bu popülarite devam edecek mi, eğer etmezse ısrar mı etmek gerekecek yoksa yeni şeyler mi denemek gerekecek?

Levent Akman: 2002’den beri biz yollardayız, yurtdışındayız. 2005’ten sonra iyice arttı. Ve artan bir ivmesi var, Türkiye düşüyor. Türkiye’de bir ara çok çalıyorduk, şimdi yine azalmaya başladı. Yurtdışının azalacağını hiç düşünmüyorum bir de biz yurtdışında çalmak için özellikle bir şey yapmadık, formülleri denemedik. Biz neysek, içimizden ne geliyorsa cesurca, mertçe onu yaptık. Bir de neredeyse çeyrek asrı aştık, kimler geldi kimler geçti sayabilirim, biz hâlâ devam ediyoruz.

Murat Ertel: Hâlâ da formülleri uygulamıyoruz, kendi istediğimiz şeyi yapıyoruz. İnsanlar belli formüller üzerinden gittiğimizi düşünebilirler ama biz hep sevdiğimiz şeyi yaptık. Devran döndü bizi buldu. Tekrar döner tekrar bulur, insanlar istese de istemese de biz kendi istediğimizi yapacağız.

Türkiye şu an baskılarla dolu bir ülke. Daha özgür bir yer olsaydı yapacağınız şeyler değişir miydi? Neler yapardı Baba Zula?

Murat Ertel: Tabii değişirdi, ifade özgürlüğü olsaydı insanlar çok daha fazla şey söyleyebilirdi. Ama Türkiye malesef hemen hemen hiçbir zaman çok özgür bir ülke olmadı. Binlerce yıldır böyle bir gelenek içinde maalesef. Aşıkları okuyoruz, görüyoruz. Sanatçının üzerinde her zaman hâkim sınıfın bir baskısı oluyor bu coğrafyada. Son yıllara has bir şey de değil bu, çok büyük bir gelenek. O yüzden derin bir durum var. Ama yine aynı şeyi yapardık, yine derinden gelen bir güzelliği yayardık. Yaptığımız şey hemen hemen değişmezdi. Belki, belki daha popüler olurduk ya da daha özgür hissederek bir takım şeyler yapardık ama şimdi de kendimizi ifade etmenin yollarını buluyoruz sanatsal olarak. Bu bize bir güç de veriyor. Yurtdışında görüyoruz kimsenin çok fazla derdi yok. Fransa’da örneğin müzisyenler çalmadıkları zaman para alıyorlar. Bu çok güzel bir şey ama o zaman da ne olurdu bilmiyorum. Dertler insanları üretkenliğe itiyor, öyle bir şey var sanırım. Devlet ve hükümet, sanatçıları bizde olduğu kadar ciddiye almıyor gibi geliyor. Başka durumlarda tabii ki ciddiye alıyor, saygı ve sevgi duyuyorlar ama o kadar korkmuyorlar.

HER ŞEY DAHA DA KARARIYOR

Türkiye de özgürlük pek yok, peki Yunanistan’da durumlar nasıl? Hükümet değişti, yeni hükümet geldi. Farklılıklar neler?

Periklis Tsoukalas: Hiçbir yerde özgürlük yok. Sadece bazı ülkeler bazı şeylere farklı yaklaşımlar sergiliyor. Bundan dolayı insanlar özgür ülkelerin olduğunu düşünüyorlar ama ben Yunanistan’ın özgür olduğunu düşünmüyorum. Yunanistan finansal bir baskı altında ve yeni hükümetle beraber Yunanistan’da olanlara inanamıyorum. İnsanların neden hükümete bu kadar çok oy verdiğini anlayamıyorum. Çok negatif bir şekilde şaşkınım, her şey hızlıca daha da kararıyor. Şu an Yunanistan’da neler olduğunu Türkçe bir sözle açıklamam gerekseydi, ‘derin derin’ derdim.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız