Google Play Store
App Store

Tamamen vefa ve vicdanın diliyle konuşuyorum. Anlattığım insanlar Dersim’in değerleri. Devrime tutkun bir hayata sarılmış, dünyayı değiştirmeye yönelmişler...

Dersim’in kültür sanat içinde yolculuğu

UMUT BURKAY COŞKUN

Farklı tarihlerde ve farklı tematik içeriklerde yayınlanmış yazıların toplamından oluşan Özgün E. Bulut’un ‘Dersim Kültür Sanat İçinde’ adlı kitabı Totem Yayıncılık’tan çıktı. Dersim’e ait birçok yazı kaleme alındı ancak bu coğrafyanın edebiyatla kurduğu ilişkiye dair detaylar pek de bilinmez. Yazar Özgün E. Bulut bu kitapla bizi bu yolculuğa davet ediyor. Yazarla bir araya geldik Dersim’i ve edebiyatı konuştuk.

Dersim ile ilgili çıkan kitaplar ‘Dersim tarihi ve Dersim’de neler olduğuna’ dair. Dönemin Genelkurmay belgeleri, İngiliz arşivleri, anılar ile anlatıyla çalışılan bir Dersim meselesi var. Son dönemlerde buna ‘sözlü tarih çalışmaları’ da eklendi. ‘Dersim Kültür Sanat İçinde’ ise başka bir Dersim’i gözler önüne seriyor. Kültür ve sanata yansıyan Dersim’i anlatıyorsunuz? Neler var bu alanda?

Şiirler, romanlar, öyküler, karikatürler, ezgiler ve belgeseller var. Akademik bir çalışma yapılacak kadar ürünler var. Ben, dönem kültür ve sanata dahil edilen Dersim’i yazdım. Bu kitap o yazılarımdan oluşuyor. Konulara göre düzenleyip bu alandaki eksikliği gidermek istedim. Dersim’in sadece tarih ve Genelkurmay belgelerinden ibaret olmadığını, kültür ve sanatın da kayıtsız kalmadığı bir Dersim’in varlığını göstermek istedim. Ne yazık ki burada da şiiri ve bazı romanları bir kenara bırakacak olursak, çoğunun yine Genelkurmay belgelerinin gölgesinde kaldığını söyleyebilirim. Böyle bir çerçeve içinde biraz da eleştirel bir dil ile baktım.

Nasıl bir çerçeve?

Şöyle söyleyebilirim. Dersimli olmayan şair ve yazarların yazdıklarıyla, Dersimli şair ve yazarların yazdıkları var. Tekrar gibi olacak belki. Romanlar, öyküler, şiirler, ezgiler, karikatürler, filmler var. Bunları derli toplu inceleyen çalışmalar yoktu. Ben bunu yaptım. Örneğin romanlardaki Dersim nasıl anlatılmış, Munzur imgesi edebiyatta nasıl karşılık bulmuş, Dersimli ne şekilde görülmüş, karikatürlerin bakış açısı nedir, öyküler hangi pencereden girmiştir, şiirler nerelerden geçerek geliyor bu coğrafyaya? Bu soruların yanıtlarını bulmaya çalıştım ve böyle bir çerçeve içerisinde düşündüm Dersim’in kültür ve sanat ile olan ilişkisini.

Üzerinde çalıştığınız kitaplarda toplumsal hafızaya kazınan ve öyle gösterilmek istenen bir Dersimli mi var? Buralara yansıyan Dersim nasıldır?

Bunu şöyle açıklamak mümkün. Dersim’i anlatan yazarların siyasi ve ideolojik görüşleriyle ve durdukları yer ile ilgili bir durum var. Resmi görüşe göre yazılan ve anlatılan bir Dersim ve Dersimli var. Bunun dışında yapılan çalışmalar var. Kuşkusuz buna göre de yazarların anlatımlar farklı olmakta. Bunların yanında cumhuriyeti fazilet olarak gören ve tamamen kalkınma, aydınlanma, feodalizmi ve gericiliği yerle bir etme ufku çizen yazarların söylemleri var. Örneğin resmi görüşü referans alan yazarlara göre, genç cumhuriyete karşı ayaklanan bir Dersim ve eşkıya sürüsü var. Devlet de bunlara gereken dersi vermiştir. Tehdit ve milliyetçi bir damarla yaklaşıyorlar. Siz öz be öz Türksünüz vurgusu sık sık yapılıyor. Cumhuriyeti referans alan yazarlar ise sorunu feodal ve aydınlanmacı bir dille ele alıyorlar. Ağaların gölgesinde yaşayan ve kandırılan köylüler ile oralara okul, yol, medeniyet götüren bir cumhuriyetin kavgası olarak işleniyor. Sonuçta kötüler yeniliyor ve iyiler kazanıyor. Resmi görüşten uzak olan yazarlara göre ise Dersim’de bir katliam yapıldı ve bu katliam sonucunda on binlerce Dersimli katledildi, yerlerinden yurtlarından edildi. Burada üzerinde durulması gereken nokta şudur; Edebiyatın kendine has o estetik dili ne yazık ki Dersim romanlarında yoktur. Haydar Karataş’ın ‘Gece Kelebeği’ni bu eleştirinin dışında tutarak söylüyorum. Çünkü bu roman her anlamda başarılı bir romandır.



Şiirlerin yeri sanki daha ayrı değil mi?

Dersim, en çok şiirde kendini buluyor. Yürekten dökülüp yüreğe dağılan dizeleri görüyoruz. Yolu Dersim’e düşen şairlerin etkilendikleri o muhteşem Dersim coğrafyasının izleri çok nettir şiirlerde. Vicdan boyutu ile yazılan şiirler var. Bir bütün olarak bakıldığında adeta İstanbul şiirleri kadar yer bulmuştur kendine. Şairi çok olan bir coğrafyadan söz ediyoruz ne de olsa. Şairin kalbini yaralayan vicdani duruş ve vicdani ifadeden söz ediyoruz. Hal böyle olunca elbette şiir de şair de hüzün ve coşkuyu bir arada yaşıyor.

Kitabınızda ‘Portreler’ bölümü var. Dersim’in değerlerini yazmışsınız. Oldukça duygulu ve lirik bir yaklaşımınız var. Hatta şairane bir anlatım diyebiliriz. Sizi buraya getiren nedir?

Tamamen vefanın ve vicdanın dili ile konuşuyorum. Anlattığım insanlar gerçekten de Dersim’in değerleri. Alişer Efendi, Nuri Dersimi, Cemal Süreya, Hüseyin Cevahir ve Sait Kırmızıtoprak. Şiirin büyülü dünyasından, edebiyatın sayfalarından geçip hayata merhaba demişler ayrı ayrı. Devrime tutkun bir hayata sarılmış, dünyayı değiştirmeye yönelmişler. Devletin zulmünü ilk olarak 38 kıyımında görüyor bu insanlar. Ailelerini kaybediyorlar. Son nefeslerini de zulmün kıskacında veren bu değerleri yazmamak kadir kıymet bilmemekle eşanlamlıydı benim için. Anıları önünde eğildim ve vicdanın dili ile yazdım.