birgün

21° AÇIK

RÖPORTAJ 27.05.2019 07:48

Dersim Tunceli, Tirilye Zeytinbağı

Beni en çok güldüren (Acı acı) Fatih Portakal’ın sitemkar fırçasıydı. Belediye Meclisi’nden Tunceli yerine Dersim adının kullanılması kararı çıkınca hayal kırıklığı içinde “Yeri miydi” diye feveran etti. Oysa ne güzeldi değil mi, nohut ekiliyor, kitap okunuyor, öğrencilere burs veriliyor, ulaşım ücretsiz; bu komünizm de ne kadar “cici”, “turistik” bir renk oluvermişti! Ah Maçoğlu başkan ah… […]

Beni en çok güldüren (Acı acı) Fatih Portakal’ın sitemkar fırçasıydı. Belediye Meclisi’nden Tunceli yerine Dersim adının kullanılması kararı çıkınca hayal kırıklığı içinde “Yeri miydi” diye feveran etti. Oysa ne güzeldi değil mi, nohut ekiliyor, kitap okunuyor, öğrencilere burs veriliyor, ulaşım ücretsiz; bu komünizm de ne kadar “cici”, “turistik” bir renk oluvermişti! Ah Maçoğlu başkan ah…

Dersimliler referandumda %80’ in üzerinde hayır deyince, ‘alkışlar, bravolar, afferimler’ gırla, Maçoğlu, HDP adayını geçince “Aman da bu komünist başkan gerçekten bir harika!”, ve fakat “biz sonradan konulmuş ve her gördüğümüzde bizim yaralarımızı deşen bu ismi istemiyoruz, hiç değilse bu yolla özür dileyin” dediklerinde “haddini bil!”

Belki farkında değil, belki niyeti de öyle değildir ama Portakal’ın diline sinen o tepeden bakış, o paylayıcı tarz ne hazin. Oysa azıcık sakin oluverse, sadece o değil, tescilli faşistler dışında, sosyal medyadan çığlık çığlığa küfredenler, tehdit edenler, Dersim gezilerini iptal ettiklerini ilan edenler, bir durup düşünseler anlayabilecekler ve yüzleşmenin ilk adımını atabilecekler.

Öyle bir adım ki, bir yandan geçmişin acısına merhem olurken aynı zamanda bu günden geleceğe nasıl bir ülkede yaşamak istediğimize dair bir ortaklık yoluna revan olabileceğiz.

Belediye Meclisi oy birliğiyle karar vermiş. Halkın oylarıyla seçilen tüm temsilciler önergeye evet demişler. Meclis bilmiyor mu, isim değişikliğinin Bakanlar Kurulu kararıyla olabileceğini, kararın Valiliğe gönderilmesi gerektiğini ve Valinin (devletin) iznine bağlı olduğunu? Biliyor tabii ki. Hem bir niyet beyanı bu karar hem de her seçim döneminde Dersim adını vereceğiz diye çığırtkanlık yapan iktidara bir çağrı; atıp durma, hadi bakalım dürüstsen, samimiysen göster kendini diyorlar. Yaramızla oynama…

Geçen hafta Veli-der’in düzenlediği bir toplantı için Bursa’daydık. Pazar günü Veli der’den sevgili Barış ve arkadaşlarla Mudanya ve Tirilye’ye uğradık. 19 Mayıs günü Mudanya’da Mütareke Müzesini de gezdikten sonra Tirilye’ye geçtik. Tirilye ismi Rumcadan geliyor. Barbun balığı ya da aforoz edilince bu köye yerleşen üç rahipten köken aldığı söyleniyor. Osmanlı, adını Mahmut Şevket Paşa yapmış, olmamış. Cumhuriyet, Zeytinbağı diye değiştirmiş hâlâ bazıları duran tabelaları asmış, yine olmamış. Halk, Tirilye demeye devam etmiş. Sonunda devlet de pes etmiş ve resmi ad Tirilye olarak devam etmiş. Tirilye’de barbunun yanında rakı keyfi yapıp, Mudanya’da Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını resmileştiren anlaşmanın imzalandığı müzeyi haklı bir gururla gezen ve sorsanız hepsi de AKP karşıtı olan laiklikten, demokrasiden, eşitlikten yana oldukları çok açık olanlar, nasıl oluyor da mesele Dersim olunca “Aaa ama oldu mu şimdi!” diye çıkışıveriyorlar?

Çünkü yara öyle derin ve kabullenmek öyle zor ki, yüzleşmektense kıyılanı düşman belleyerek üstünü örtmek daha kolay geliyor. Sanki, Dersim diye bir yer bu coğrafyada hiç olmamış gibi yapmak, Tunceliler çok aydın, çok iyi insanlar diyerek barıştıklarını sanıyorlar.

AKP’nin “başarısında” geçmişin tüm yaralarını istismar etme becerisinin etkisi çok büyük. AKP’yi ve vaat ettiği faşizmi yenmenin yolu ise ondan öncesini kutsamaktan geçmiyor. O tür bir kutsayış AKP’yi güçlendirmekten başka bir işe yaramadı bunca yıl. AKP ve zihniyetini geride bırakmanın yolu geçmişe dönmek değil, geçmişi bir sıçrama tahtası olarak kullanarak geleceğe yönelmekle mümkün.

Geçmişin yaraları, yüzleşip, karşılıklı af dilenmediği sürece istismarın sürmesinden başka bir işlev görmüyor. Tirilye’nin barbunu ile Dersim’ in kırmızı benekli alabalığı arkadaş olabilirse olacak.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız