Google Play Store
App Store

“Gelmiş geçmiş bütün hükümetler çalışanları aldatmıştır. Adına kimi kez tasarruf teşvik fonu, kimi kez konut edindirme fonu denmiş...

TÜRK-İŞ GENEL SEKRETERİ MUSTAFA TÜRKEL: Devlet çalışanları sürekli aldatıyor!

“Gelmiş geçmiş bütün hükümetler çalışanları aldatmıştır. Adına kimi kez tasarruf teşvik fonu, kimi kez konut edindirme fonu denmiş ama her defasında devlet verdiği sözleri yerine getirmemiştir. İşçiden kesilen paraların üzerine oturulmuş”
AKP hükümeti krizin faturasını çalışanlara ödetmek için doludizgin çalışıyor. En son İşsizlik Sigortası Fonu’ndan, bütçe ciddi para aktaracak yasal düzenlemeyi meclisten geçirdi. Bu ilk kez olan bir şey değil. Hatta beklenen bir uygulama olduğu söylenebilir. Yasa yürürlüğe girdi, sendikalarda büyük huzursuzluk ve eylemsizlik var. Bu huzursuzlu ve eylemsizliğin nedenleri Türk-İş Genel Sekreteri, Tek Gıda İş Sendikasının Genel Başkanı, son iki yıldır sendikal alanda sözünden en fazla söz ettirenlerden Mustafa Türkel ile konuştuk.

»Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan İşsizlik Sigortası Fonu’ndan, genel bütçeye para aktarılmasını öngören yasa değişikliği başlayalım.
Değerlendirmeye, fonda biriken paranın İşsizlik Sigortası’nın amaçlarına uygun kullanıp, kullanılmadığından başlamak istiyorum. Fonda biriken para siyasi iktidarın iştahını kabarttı. 42 Milyar TL’yi aşan bir para, bütçesi açık veren hükümet için caziptir. Aslında hükümet bu parayı bugüne kadar zaten kullanıyordu.

»Nasıl kullanıyordu?
Devlet borçlanma senedi karşılığında kullandı. Kasada hiçbir zaman nakit para bulunmuyor

»Yeni yasayla genel bütçeye fonun ne kadarı aktarılacak?
Düzenlemeyle İşsizlik Sigorta Fonu’nun nema gelirlerinin 2009 ve 2010 yıllarında dörtte üçünün, 2011 ve 2012 yıllarda dörtte birini ilgili yılların bütçesine gelir kaydedilecek.

»Yasa göre bu para nereye kullanılacak?
GAP projesi kapsamındaki yatırımlar öncelik olmak üzere ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik altyapı yatırımlarında kullanılacak. Bu sorun ilk kez yeni gündeme gelmedi.

»Fonun kullanılması ilk ne zaman gündeme geldi?
Dört beş yıl önce, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakan Ali Babacan, konfederasyon başkanlarını hazinede toplantıya çağırdı. Toplantıya DİSK, Hak-İş, Memur-Sen, Kamu-Sen genel başkanıyla birlikte, Türk-İş adına ben katıldım. Fonda biriken paranın toplamı o zaman 12 Milyar Türk lirasıydı. Bakan, işçi ve işveren temcilerine, “bütçede açıklar oluşuyor, bu parayı kaynak olarak kullanabilir miyiz” diye sordu. Bu öneri tepki görünce,  hükümet öneriyi dondurdu. Bence fırsat kolladı.

»Hükümet, nasıl fırsat kolladı?
Hükümet, sosyal tarafların en zayıf olduğu ve ihtiyacın en yüksek olduğu zamanı kolladı. Biriken rakam yükseldi, krizin etkisinin ve ihtiyacın artığı bir dönemde, işçilerin birikimlerine el konuldu.

»Ekonomik kriz bahanesiyle sosyal barış sağlamanın faturasını da hükümet işçilerin sırtına mı yükledi?
Evet. hükümet fona yüzde 1 gibi simgesel destek veriyor. Bu katkıyı hükümet fonu denetimi altında tutmak için kullandı. Ciddi katkı sunmadığı fondaki parayı hükümet kendi tasarrufu altına aldı. Aslında biriken paranın büyük kısmı fon yönetiminin, birikimleri iyi değerlendirmesinin sonucu ortaya çıktı. Bir anlamda anaparanın nemasıyla bu miktara ulaşıldı.

»Fon yönetimi kimlerden oluşuyor?
Sosyal tarafların temsilcilerinden oluşuyor. Yönetimden Türk-İş’ten de bir kişi var. Türk-İş fonun amaç dışı kullanımı önlemek amacıyla, fondan yararlanma koşullarının iyileştirilmesini talep etti.

»Ne gibi iyileştirme?
Fondan yararlanabilmek için son altı ay çalışmış olma şartı yerine, 120 iş günü çalışmış olmak şart aranmalı. Aynı zamanda işsize ödenecek ücret,  asgari ücretin değil son aldığı maaşın  % 70 veya 80’ni olması gibi bir iyileştirme yapılmalıdır. Böyle işçiye son aldığı real ücrete daha yakın bir dayanışma ücreti ödenir ve daha fazla işsiz yararlanır. Ama hükümet,  bu konudaki ısrarlarımızı hiç dikkate almadı. Hatta son ekonomik krizden sonra  Türk-İş bu önerisi mutlaka gerçekleştirilmeliydi. Geçen yıl GAP’a fondan para aktarılmasına gerekli tepki gösterilmeyince bu yol oldu.

»GAP’a ne kadar para aktarıldı?
GAP’ta atıl yatırım var. Bunun harekete geçmesi gerekiyor dendi 2 Milyar TL aktarıldı. Bu paranın amaç dışı kullanılması nedeniyle o zaman  hukuki süreci başlatmış olsaydık, tepki geliştirseydik bugün bu değişiklik yapılamazdı.

»Niye yapılmadı?
Sendikalar bunu küçük bir adım olarak görüldü, önemsenmedi.

»Şimdi hukuki süreç bitti mi?
Hayır bitmedi. Yasanın iptali için anayasa mahkemesine dava açılabilinir.

»Türkiye’de 6 Milyon işsiz var. İşsizlik Sigortasından bugüne kadar 292 bini işsiz yararlanmış. Türkiye bütçesinin yüzde 15 yakın bir birikimi olan fondan bu kadar düşük oranda yararlandırmanın kendisi sorun değil mi?
Aslında bu büyüklükte bir paranın İşsizlik Sigortası Fonu’nda birikmesi olağan değil. Bu fonun amacına uygun bir işlev görmediğini gösteriyor. Fon baştan yanlış kurulmuş ve planlanmış. Az önce söylediğim gibi fondan yararlanma koşulları iyileştirildiğinde hem ekonomide canlanma görülür hem de insanların kara günde bir işlev gördüğü için daha yaygınlaşması sağlanır. Yeni fonlar içinde iyi bir örnek olur. Aslında buradan yola çıkıldığımızda karşımıza bir tablo çıkıyor.

»Nedir bu tablo?
Kıdem Tazminatı Fonu. Biz Türkiye’nin fonlar mezarlığına döndüğünü söylüyoruz. Bu İşsizlik Sigortası gündeme geldiğinde biz kazanılmış hakkımız olan kıdem tazminatının ortadan kaldırılmak istendiğini söyledik. Kıdem tazminatının kaldırılması Türk-İş için grev gerekçesidir. Bu konuda genel kurulu kararımız var. Kıdem tazminatlarına dokunulduğu an ya genel greve gidilecek ya da olağanüstü genel kurula gidilerek karar değiştirilecek. Biz kıdem tazminatını konuşabiliriz dediğimiz an genel kurulu toplamak zorundayız. Biz, kıdem tazminatı konusunda kafamızı kuma sokmakla suçlayanlara şu an karşı karşıya bulunduğumuz tablo ibret olsun.

»Hangi açıdan?
İşsizlik Sigortası Fonu’nun başına bu geldikten sonra kıdem tazminatını haydi, haydi ortadan kaldırırlar. Zaten Türkiye fonlar mezarlığı

»Türkiye fonlar mezarlığına nasıl oldu?
Bizim babalarımızın işçilik yaptığı dönemlerde de devlet işçileri aldatmıştır. İktidarda,  a partisinin, b partisinin olması bunu değiştirmemiş. Gelmiş geçmiş bütün hükümetler çalışanları aldatmıştır. Adına kimi kez tasarruf teşvik fonu, kimi kez konut edindirme fonu denmiş ama her defasında devlet verdiği sözleri yerine getirmemiştir. İşçiden kesilen paraların üzerine oturulmuş. Net bir biçimde söylemek istiyorum, devlet çalışanları sürekli aldatmıştır. Bu, bugünün meselesi değil, Daha ileri giderek söylüyorum, sosyal güvenlik meselesinde de devlet aldatmıştır.

»Nasıl aldattı?
Sosyal Güvenlik Kurumu işçilerin parasıyla oluştu. Hastaneleri işçilerin parasıyla kuruldu.  Bunlar devlete rağmen işçi ve işverenin katkılarıyla gerçekleşti. Devlet 1970’li yıllarda faizlerin yüzde yüzlerde olduğu dönemde bu birikimleri yüzde beş faizle kullandı. Bu birikimler, gelecek düşünmeden hoyratça, atıl yatırımlar yapılarak çarçur edildi. Sonunda sosyal güvenlik sistemini açık verir hale geldi. Sonrada hastanelere zarar ediyor gerekçesiyle devlet el koydu.

»Devletin fonlara bu biçimde el koyması sosyal devletin iflası mı?
Daha da ileri gidiyorum fonlar devletin, soygunun aracı haline gelmiştir. Fonlar Devlet fonları çıkardığı yasaya uygun kullanmak ve yönetmek durumundadır.

»Bu sefer yeni yasal düzenlemeyle yapılıyor?
Yasa çıkarmak fonların çıkış amaçlarına uygun kullanmasını sağlamadığı süre kamu vicdanı bundan şikâyetçi olur. Parlamentoda yasa çıkarmak devletin beni aldatmasını ortadan kaldırmıyor, değiştirmiyor. Aslında bu fonları devlet isteseydi geçici olarak kullanabilirdi.

»Nasıl geçici kullanabilirdi?
İç borçlanma yöntemiyle fondan para kullanabilir. Zaten kullanıyor. Mesele el koymaktır. Geri ödememek için bu yola başvuruldu.

»AKP hükümetinin, sosyal ve ekonomik politikalarına karşı, , Türk-İş’in tamamen etkisizleştiği eleştirilerini  nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu eleştirilerde zaman zaman Türk-İş’e haksızlık yapılıyor ama kamuoyunda bu kanının oluşmasında Türk-İş’in önemli eksiklikleri ve yanlışları oldu. Biz bunları kurullarımızda değerlendirip, bazen de özeleştirimizi yapıyoruz. Sorun yapısaldır. Mesela Türk-İş Başkanlar Kurulu net ve açık politikalar belirlese, yönetim bunu uygulamak zorunda.

»Başkanlar Kurulu net tutum alamıyor mu?
Alamıyor. Sendikal hareketin sessizliğinin,  sindirilmiş ve kabuğuna çekilmiş olmasının nedenleri var. Buda doğrudan doğruya siyasi iktidardan kaynaklanıyor. Özal döneminden sonra Türkiye koalisyonlarla yönetildi. Koalisyonlarda sendikalarla ilişkilerde denge kurabiliyor. AKP iktidarının müthiş çoğunluğu eline geçirmiş olması, AKP’yi dizginlenemez hale getirdi. İkincisi de,  Türk-İş ağırlıkla kamuda örgütlü bir sendika olduğu için hükümetle arasında siyasi bir ilişki oluşuyor. Bu hep vardır, bu dönemde siyasi iktidar ağırlığını sendikalar üzerinde daha fazla hissettirmeye başladı.Yani AKP’nin, demokrasi nutukları atmasına bakmayın, demokrasiyi içine sindirmiş olsa sendikalara müdahalede bulunmaz.

»AKP, sendikalara müdahale mi ediyor?
Hem de çok açık. Belediyelerde yaşananlar bunun çok tipik örnekleri. Havayollarında, orman iş kolunda karşı karşıya, bulunduğumuz duruma baktığımızda ne durumda olduğumuzu ve AKP’nin nasıl müdahale de bulunduğunu görürsünüz. Çaykur’da, Etbalık’da, Tekel’de yaşananlara bakın göreceksiniz.

»AKP, bu işyerlerinde ne yapıyor?
Bütün ilişkilerini, altyapısını, örgütünü hatta bazı yerlerde imamları kullanarak, işçilerin sendikal tercihlerine müdahalede bulunuyor. İşçileri sendika değiştirmeye zorluyor.

»İşçileri Türk-İş’ten istifaya mı zorluyor?
Evet, sadece Türk-İş’ten değil, diğer sendikalarada aynı şeyi yapıyor.

»Konunun iyi anlaşılması için buna örnek verebilir misin?
Kendi sendikam Tek Gıda-İş’in örgütlü olduğu Çay Kur’dan örnek vereyim. AKP’liler, her türlüğü sahtekârlığı ve üçkâğıtçılığı yaparak, vaatte bulunarak, işçileri sendikadan istifa ettirdiler. Bayrampaşa ve Nevşehir Belediyesinde de bugün  aynı şeyler yaşanıyor.

»İstifa ettirilen işçi ne yapıyor?
Hak-İş’e üye sendikalara geçiyorlar.

»Bu tartışma ve gerilim uzun süredir vardı. Ama son dönemde mesela işsizlik Sigortası Fonu’nda üç konfederasyon birlikte açıklama yaptı. Bu sorunlar aşılmadı mı?
Hak-İş ile Türk-İş’in ortak bir projede yer alması mümkün değildir.Bu çok net,bizim Hak-İş ile birlikteliğimiz söz konusu olamaz.Bazı somut olaylarda zorunlu olarak bir araya geliyoruz. Hak-İş hükümetin güdümünde,  mecbur kaldığında bizimle görünüyor.

»Sizin anlatımlarınızdan AKP, demokrasi açısından tehlike sonucu çıkıyor?
Abarttığımı düşünmeyin. Türkiye faşizan bir yönetime doğru gidiyor. İktidar, yandaşı olmayan Berberler Derneği’nin seçimlerine bile müdahale ediyor. Bu nedenle, AKP’nin demokratikleşme adın yaptığı her açıklamayı içim acıyarak, gülerek izliyorum.

***
Herkes birinci sınıf vatandaş olmalı

»AKP hükümetinin Kürt Açılımı’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben AKP muhalifiyim. Ama bu atılan adımların doğru olduğuna inanıyorum. Türk-İş olarak da destekliyoruz. Yapılmak istenenin ne olduğu belli olmadığı eleştirileri var. Partilerin bu eleştirileri haksızlar demiyorum. Ancak bu konuda bir niyetin ortaya konmuş olmasını önemsiyoruz ve kimin tarafından dayatılmış olmasına bakmıyoruz. Kan ve gözyaşının son bulması çalışması kutsaldır. Yüzyıllardır etle tırnak gibi yaşamış, Türk’ün, Kürt’ün sorunları var mı? Var. Bu sorunlar binlerce insanı canında, malından etmiş ve milyarlarca paranın harcanmasına yol açmışsa buna son vermek istenmesi önemsememiz gerek. Bunun için atılacak adımın adına ne denirse densin biz destek vermeye hazırız.

»Türk-İş’in çözüm için temel önerisi nedir?
Bir kere, demokrasi ve insan hakları açısından bu ülkede herkesin birinci sınıf vatandaş olması sağlanmalıdır. Bunun önündeki bütün engellerin kaldırılması çok önemlidir. İkincisi etnik kimliğe dayalı her hangi bir yapının yönetim içinde etkin olmasına izin verilmemelidir. İnsanların kendi kimlikleri ifade ederken her hangi bir sınırlamayla ve baskıyla karşılaşmamasını sağlamak gerekir. Türk-İş’in 1993 yılında hazırladığı raporu,  bize  ziyaret eden ve bu çalışmaları koordineden İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay sunduk. Bu rapor sorunun çok yoğun yaşandığı dönemde bir dizi araştırma ve soruşturma sonucu hazırlandı.

***
Sendikal alanda kalıcı bir şey yapacağız

»Bu tablo karşısında emek örgütleri geçmişteki Emek Platformu deneyimlerinden de hareketle neden ortak mücadele zeminleri geliştiremiyor? Bugüne kadar bu türden girişimler her zaman bir ilgi odağı oldu ve etkili işler yaptı.
Emek Platformu girişimi iyi niyetliydi. Ama başarılı olduğu tartışmalıdır. Birde siyasi iktidarın tetikçiliği yapan Hak-İş gibi olduğunda birlik zaten imkânsız hale geliyor.

»Bu parçalı ve etkisiz duruma son vermek için bir şeyler yapılamaz mı?
Böyle bir çalışma yapıyoruz. Önümüzdeki günlerde bu çalışma kamuoyu ile paylaşılacak. Ben şimdi erken konuşmak istemiyorum. Ama ramazandan sonra projeyi açıklayacağız, yılbaşında da sonuçlanır.

»1 Mayıs 2008’de veya Kriz sonrası Türk-İş, DİSK ve KESK eylem birliği gibi olacak?
Hayır, daha farklı ve kalıcı bir şey yapmaya çalışıyoruz.

»Genel olarak sendikaların şeffaf, demokratik ve denetlenebilir olmamalı eleştirilerine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Bu eleştirilerin bir gerçekliği var. Otuz yıl, yirmi yıl yöneticilik yapmak başlı başına bir sorun.. Demokratik yapılar hesap veren yapılarıdır. Sendikal yapılar bundan çok uzaklar. Sendikal hareketle, siyasi yapılar hiç birbirine benzemez. Sendikal hareket bütün sorunlarına rağmen daha demokratik, daha denetlenebilir yapılardır. Ben kendimden örnek vermek istiyorum. Yirmi beş yıl önce ben genel kurul kararıyla sendikadan ihraç edildim. Şimdi bu sendikanın genel başkanıyım, Türk-İş’inde genel sekreterim. Bu bile farklılığı anlatmaya yeter. Bilindiği gibi bir önceki yönetim döneminde mali bazı sorunlar yaşadık. Şimdi biz bütün hesaplarımızı üyelerimizin ve kamu adına görev yapanların denetimine açtık.  Sendikal hareket bu noktada bir yol ayrımında. Birçok sendika, hesaplarını zorunluluk olmamasına yeminli mali müşavirlerin denetimine açtı. Bizde otokontrol hızla gelişmeye başladı.

HAKAN TAHMAZ

hakan_tahmaz@yahoo.com