Google Play Store
App Store

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç’in kadın sığınmaevlerine ilişkin önergesini yanıtladı. Göktaş'ın yanıtına göre Türkiye'de 42 milyondan fazla kadın nüfusuna karşın 3 bin 683 yatak kapasiteli 112’si bakanlığa ait 150 kadın konuk evi bulunuyor. 11 bin 400 kadına yalnızca bir yatak düştüğünü belirten Genç, "Kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığı bir ülkede, kadınların sığınacak bir yer dahi bulamaması, sosyal devlet anlayışıyla asla bağdaşmaz" dedi.

Kaynak: ANKA
"Devlet korur" demek gerçeği yansıtmıyor: Kadın konukevlerinde 11 bin 400 kişiye bir yatak düşüyor!
Fotoğraf: AA

AKP iktidarının bir yandan kadınlara ve haklarına karşı saldırıları sürerken diğer yandan kadınlar sokakta, yaşadığı evde, kampüste ve çalıştığı işyerinde öldürülüyor.

"Aile Yılı" politikasıyla kadınları evlere ve 'annelik' kavramına sıkıştıran iktidarın, şiddet, öldürme şüphesi gibi tehditlere karşı "devlet korur" söylemi gerçeği yansıtmıyor.

CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş'a kadın sığınmaevlerine ilişkin soru önergesi verdi.

Göktaş'ın Genç'e verdiği yanıt, Türkiye’deki kadın sığınma evlerine ilişkin çarpıcı bir tabloyu ortaya koydu. Buna göre, Türkiye genelinde yalnızca 150 kadın konuk evi bulunuyor ve toplam kapasite 3 bin 683 kişiyle sınırlı.

Genç, Göktaş'ın açıklaıdğı verilere ilişkin "Kadına yönelik şiddetin yaygınlığı ve şiddete uğrayan kadın sayısındaki artış dikkate alındığında, bu kapasite kadınların can güvenliğini sağlamakta yetersiz kalıyor" dedi.

Genç, yanıtla ilgili şu açıklamayı yaptı:

150 KADIN KONUK EVİNİN 112’Sİ BAKANLIĞA AİT

"Bakanlık tarafından paylaşılan bilgilere göre, 150 kadın konuk evinden 112’si Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na, 35’i yerel yönetimlere, biri sivil toplum kuruluşuna, ikisi ise Göç İdaresi Başkanlığı gibi diğer kamu kurumlarına bağlı olarak faaliyet gösteriyor.

TOPLAM KAPASİTE 3 BİN 683 KİŞİ

Kadın konuk evlerinin toplam kapasitesi yalnızca 3 bin 683 kişi. TÜİK verilerine göre 2024 itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 42 milyon kadın yaşıyor. Bu durumda, ülke genelinde her 11 bin 400 kadına yalnızca bir yatak düşüyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na göre 2024 yılında en az 315 kadın erkekler tarafından öldürülürken, 280 binin üzerinde kadın kolluk kuvvetlerine şiddet gördüğü gerekçesiyle başvurdu. Bu 280 bin kadının tamamı sığınma talebinde bulunsaydı, devletin sunduğu mevcut kapasite her 1.000 kadından yalnızca 13’üne barınma sağlayabilecekti. Bu verilerle kıyaslandığında, sığınma ihtiyacı olan kadınların ancak çok küçük bir kısmı bu konuk evlerinden yararlanabiliyor.

KONUK EVLERİNİN DOLULUK ORANI YÜZDE 75

Bakanlığa bağlı 112 kadın konuk evinde toplam 2 bin 814 yatak kapasitesi bulunuyor. Bu kurumların 2024 yılı itibarıyla ortalama doluluk oranı ise yüzde 70 ila yüzde 75 arasında değişiyor. Bu oran, halihazırda var olan kapasitenin neredeyse tamamının dolu olduğunu, başvuran pek çok kadının yer bulamadığını ortaya koyuyor. Doluluk oranı yüksek olmasına rağmen, yeni yatırım planı, strateji belgesi ya da kapasite artırımı için somut bir takvim bakanlık tarafından paylaşılmadı."

CHP’li Aşkın Genç, yanıta ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Kadına yönelik şiddetin her geçen gün arttığı bir ülkede, kadınların sığınacak bir yer dahi bulamaması, sosyal devlet anlayışıyla asla bağdaşmaz. Türkiye’de 42 milyonun üzerinde kadın yaşıyor; buna karşın sadece 150 kadın konuk evi var ve toplam kapasite yalnızca 3 bin 683 kişiyle sınırlı. Bakanlığın verilerine göre bu kurumların büyük kısmı zaten dolu. Böyle bir tabloda şiddete uğramış bir kadına ‘devlet korur’ demek, ne yazık ki bugün gerçeği yansıtmıyor.

Bakanlık, yatırımların ‘bütçe imkânları çerçevesinde’ değerlendirildiğini söylüyor ama elimizde bir plan, takvim ya da hedef bile yok. Kadınların yaşam hakkını korumak, kaynak meselesi değil, siyasi öncelik meselesidir. Şiddetle mücadele; sadece kampanyalarla, afişlerle değil, o şiddetten kaçan kadına gerçekten kapı açabilmekle olur.

Mevcut tablo, sorunun ciddiyetine uygun bir çözüm iradesi gösterilmediğini ortaya koyuyor. Sığınma hakkını erişilebilir kılmak, yalnızca kadınları korumak değil; aynı zamanda toplumun adalet duygusunu, güven duygusunu güçlendirmektir."