Google Play Store
App Store

TÜİK verilerine göre her 5 kişiden biri sosyal harcamadan yararlanıyor. 2024 yılında sosyal koruma harcamalarının GSYH’deki payı yüzde 11,1 olurken Türkiye, bu oran ile OECD ülkelerinin en gerisinde yer aldı.

Devlet sosyal harcama cimrisi: Sayı artıyor, pasta büyümüyor
Fotoğraf: AA
Havva Gümüşkaya
Havva Gümüşkaya
havvagumuskaya@birgun.net

Geçim krizi derinleşirken sosyal yardıma ve sosyal koruma ödemelerine bağımlılık da büyüyor. Her 5 kişiden biri sosyal harcama kapsamında yer alıyor. Ancak bu harcamaların milli gelire oranı ise yerinde sayıyor.

TÜİK’in 2024 yılına ilişkin “Sosyal Koruma İstatistikleri” verilerine göre sosyal koruma harcaması 2024’te bir önceki yıla göre yüzde 84,1 artarak 4,96 trilyon TL’ye yükseldi.  Bu sosyal koruma harcamalarının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı ise 2024'te yüzde 11,1 oldu. Risk ve ihtiyaç grupları bazında bakıldığında, emekli ile yaşlılara yapılan harcamaların yüzde 5,1 ile en büyük paya sahip olduğu görüldü. Bunu, yüzde 3,4 ile hastalık ve sağlık bakımı harcamaları, yüzde 1,1 ile dul ve yetim harcamaları izledi.

Sosyal koruma kapsamında maaş yardımı sayısı da 2023'te 17 milyon 719 bin iken 2024'te 18 milyon 344 bine ulaştı. Başka bir ifadeyle ülke nüfusunun 5’te biri sosyal harcama kapsamında yer aldı. Bu kişilerin 7 milyon 831’ini kadınlar oluşturdu.

OECD’DE SON SIRADA

Sosyal koruma kapsamında olanların sayısı hızla artarken bu harcamaların milli gelire oranı yıllardır yüzde 11 seviyesinde seyrediyor. Türkiye, OECD üyesi ülkeler arasında milli gelirine olanla en az sosyal harcama yapan ülkeler arasında son sırada yer alıyor.

2024 verilerine göre OECD ülkelerinde ortalama sosyal harcamaların GSYH’ye oranı yüzde 21,23 olurken Türkiye yüzde 11,3 ile sosyal harcamaların GSYH’ye oranı en düşük ülke konumunda. bulunuyor. Sosyal harcamaları GSYH’ye oranının en yüksek olduğu OECD ülkesi ise yüzde 31,55 ile Avusturya oldu.

TÜİK’in verilerine göre sosyal koruma yardımlarının yüzde 11,3'ünü gelir veya varlıkları belirli bir düzeyin altında olma koşuluna bağlı olarak sağlanan şartlı sosyal yardımlardan oluştu. Şartlı yardımlar içinde en büyük payı yüzde 51,2 ile aile ve çocuk yardımları oluşturdu.

Ayrıca sosyal koruma yardımlarının yüzde 62,5'i nakdi olarak verildi. Nakdi yardımlarda en büyük payın yüzde 74,2 ile emekli ve yaşlılara yapılan harcamalardan oluştuğu görüldü. Bunu yüzde 16,1 ile dul ve yetimlere yapılan harcamalar, yüzde 4,1 ile aile ve çocuk yardımları izledi.

Sosyal koruma harcaması, sosyal koruma yardımları, idari masraflar ve diğer harcamalardan oluşuyor. Sosyal koruma yardımları 8 risk-ihtiyaç grubu, hastalık-sağlık bakımı, engelli-malul, emekli-yaşlı, dul-yetim, aile-çocuk, işsizlik, konut ile sosyal dışlanma için yapılan harcamaları kapsıyor.

∗∗∗

AYNİ YARDIMLAR DERİNLEŞEN YOKSULLUĞUN RESMİ

Sosyal Politikacı Doç. Dr. Denizcan Kutlu, TÜİK verilerinin değerlendirdi:

“Sosyal koruma yardımlarının ağırlıklı olarak primli rejim altında, çalışma yaşamına kayıtlı bir biçimde dahil olan kesimlere yöneldiği söylenmeli. Şartlı ve şartsız yardımlar ayrımı bu olguyu göstermekte. Dolayısıyla tabakalı sosyal koruma yapısı güçlü bir biçimde varlığını sürdürmekte.

Mevcut işgücü piyasası ve çalışma ilişkileri ortamı içerisinde bu durumun değişmesini beklemek de olanaksız. Koruma harcamaları içerisinde ağırlık, emekli aylıkları ve sağlığa ayrılmış durumda. Demek ki emeklilik ve hastalık gibi iki tehlike ve risk faktörünü merkezine alan bir sosyal politika anlayışı sürüyor.

Yalnız bu durum, emekli aylıklarının sefaletinin yanında hastalığı kaynağında önlemeyip tedaviye dönük harcamaların varlığıyla bütünleşmekte.

İstatistik içerisinde dikkati çeken bir konu, koruma yardımları içerisindeki ayni ve nakdi yardımların dengesi. Ağırlıklı olarak gıda ve yakacak yardımlarından oluşan ayni yardımların yüzde 37,5’lik payı, yoksulluğun derinliğini adeta gözler önüne sermekte.

Üzerinde durulması gereken diğer iki nokta ise Sosyal koruma harcamaları parasal düzeyde neredeyse iki katına çıkmış ancak gayri safi yurtiçi hasıla içerisindeki oranına baktığımızda başka bir tablo görüyoruz.

Bu verinin yaklaşık son 20 yıllık seyrine baktığımızda bu oranın ortalama yüzde 11-12 bandında seyrettiğini gözlemlemekteyiz. 2024 için yüzde 11,1 olarak açıklanması toplamda bir artış değil, yerinde saymaya işaret. Esas dikkat edilmesi gereken konu budur.

İkinci olarak, yapılan harcamaların ve koruma yardımlarının, gerçek bir eşitlikçi koruma ve güvence getirdiğini söylemek mümkün değildir. Primli ve primsiz ödemeler, her kesimin yoksulluğunu engelleyecek değil, olsa olsa derecesini hafifletecek, risk ve ihtiyaç gruplarını yine yoksulluk içinde tutacak bir niteliktedir."