birgün

27° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 17.04.2021 04:00

Devrimcinin siyahı beyazı olmaz

Devrimcinin siyahı beyazı olmaz

“Bir devrimciyi öldürebilirsin ama devrimi öldüremezsin!” diye bağırıyordu kürsüden Fred Hampton. Şikago'daki Kara Panter Partisi (BPP) Illinois şubesinin başkanı. Dinleyenler arasında Amerikan yerlileri, taşralı beyazlar, Porto Rikolular, siyah hareketin diğer örgüt liderleri ve üyeleri vardı. Dinleyiciler arasındaki bu çeşitlilikten, insanların birleşmesinden ve ondan öylesine korktular ki onu hapishaneye atmanın bile işe yaramayacağını düşündüler. Yoldaşları Küba’ya kaç dediler. Kaçmadı. Çünkü o, “Yaparken öleceğim şey için doğduğuma inanıyorum. İnsanlar için direnirken öleceğime inanıyorum.” demişti bir kere. Nitekim henüz 21 yaşındayken, yatağında uyurken, 8 aylık hamile eşinin gözlerinin önünde onu vurdular. 14 polis memuru, 99 el ateş etikleri evi kan gölüne çevirdi. Cümleye “O yaşasaydı” diye başladığımız devrimciler vardır ya, işte devrimci sosyalist Fred Hampton bu keşke cümlelerinin önemli öznelerindendi.

FRED HAMPTON YILI

Yahuda ve Siyah Mesih (Judas and the Black Messiah) benim için önemli bir film. Sebebi, milyonlarca insanın hayatını değiştirdiği gibi benimkini de genç yaşlarımda değiştiren Fred Hampton ile ilgili olması. Çok ilginçtir ki, bu isimle bu sene üçüncü kez karşılaştım ve ondan bahsedeceğim üçüncü yazı olacak. Bu karşılaşmalardan biri Oscar adayları arasında da yer alan Şikago Yedilisi'nin Yargılanması filminde oldu. Hatırlarsınız mahkeme salonunda, Kara Panterler’in kurucularından olan Bobby Seale’in hemen arkasında oturan kişiydi. Diğeri ise, Netflix'teki '13th' isimli belgesel hakkındaki yazımdan hatırlayanlarınız olacaktır. Bu mühim belgeseli izlemeden hiçbir beyazın, siyahların bugün neden öfkeli olduğu konusunda ahkâm kesmemesi gerektiğini söylemiş ve bugün hâlâ ciddiyetle devam eden #BlackLivesMatter direnişinin önemini daha iyi anlamak için belgeseli başlangıç noktası olarak tavsiye etmiştim. Aynı tavsiyeyi bu filmi izlemeden önce bir kez daha tekrarlıyorum. Seyircinin Hampton’ı tanımasını, filmi tanımlamak için elzem görüyorum.

HAİN VE KAHRAMAN İLİŞKİSİ

Filmi genel anlamıyla sevdim. Sinematografisi ve 1960’lara uygun mizanseni güçlüydü. Yazan ve yöneten Shaka King ile ilk bu filmde tanışmış oldum. Kendisi saygıyı hak eden bir iş ortaya koymuş ve filmde New York Üniversitesi Tisch Sanat Okulu’nun kendisine katmış olduğu estetik anlayışı film boyunca hissettim. Lakin senaryosunda yer alan, hain William O’Neal’ın (LaKeith Stanfield) karakterinin hem FBI hem de Fred Hampton ile ilişkisini basiretsiz buldum.

O’Neal ve Hampton zıtlığı, Korkak Robert Ford'un Jesse James Suikastı filmindeki hain - kahraman ilişkisini aklıma getirdi. Bu filmde yönetmenin karakterleri derinlemesine ortaya çıkararak filmin atmosferini oluşturduğu yapıyı hatırladım. Yahuda ve Siyah Mesih filmi ise hain-kahraman ilişkisi açısından oldukça zayıftı, Scorsesevari hain-FBI katakullileri ile bir ritim de oluşturmamıştı. Arada kalmışlık ne yazık ki yönetmen Shaka King’in karakter bazlı gerilim bağlamında belli bir dil oluşturamamış olmasındandı.

BİYOGRAFİK FİLM DEĞİL

Yahuda ve Siyah Mesih, Fred Hampton’ın devrimciliğine odaklanmış olsa da, film hikâyesini, ihaneti asla unutulmayacak olan William O’Neal’ın hikâyesi ile birlikte anlatmış. Filmden Fred Hampton’ın biyografik hikâyesini beklemediğim için hayal kırıklığı yaşamadım. Bazıları bu duruma kızmış ama arkadaşlar, filmin isminden bile bu anlaşılıyordu aslında. Fred Hampton’ı canlandıran oyuncu, Get Out isimli sevilen gerilim filminden tanıdığımız Daniel Kaluuya. Fred’i oynaması gereken kişi bana göre kesinlikle Daveed Diggs idi ama şanslı kişi Daniel Kaluuya olmuş. Gerçi Daniel Kaluuya, Fred Hampton karakteri için kullandığı vücut dili çok iyi çözümlemiş ve Fred’in doğuştan sahip olduğu o sakin doğası, yıkılmaz duruşunu çok iyi yansıtmış. Konuşma yaparken birdenbire bambaşka bir özgür ruha atlamasını ise oyuncu çok iyi vermişti. İki başrol olarak değerlendirilen Kaluuya ve Stanfield, Oscar’larda En İyi Yardımcı Oyuncu kategorisinde adaylar arasına alındı ve bana kalırsa ödülün sahibi Daniel Kaluuya olacaktır.

Biliyorsunuz Oscar Ödülleri gecesine oldukça az kaldı. Yahuda ve Siyah Mesih dışındaki, En İyi Film kategorisinin aday filmlerinden Şikago Yedilisi'nin Yargılanması, Mank, Nomadland ve Yetenekli Genç Kadın’ı yazmıştım. İsterseniz onlara da bir göz gezdirin.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol