Google Play Store
App Store

Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Aksu, 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan tutuklandı. Aksu tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz" dedi. Hakimlik, Aksu'nun ifadesinde kullandığı "sendikal faaliyetlerden ötürü ikametimde bulunmam mümkün değil" ifadesini kaçma şüphesi olarak yorumlayarak tutukluluğuna karar verdi. Aksu'nun avukatı Ünder "Bu karar hukuk tarihi açısından utanç verici bir uygulamadır" ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi
Dezenformasyon yasasından bir tutuklama daha: Sendikacı Başaran Aksu hakkında dikkat çeken karar!

Umut- Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu hakkında 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçundan tutuklama kararı veren Milas Sulh Ceza Hakimliği, Aksu’nun sendikal faaliyetlerden dolayı adli kontrol tedbirlerine uyamayacağı beyanını “kaçma şüphesi”ne yorarak tutuklamaya gerekçe yaptı.

Umut-Sen'in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Örgütlenme Koordinatörümüz Başaran Aksu Milas’taki holding talanını teşhir ettiği için ‘yanıltıcı bilgiyi yayma’ ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlamalarıyla tutuklandı” denildi.

Başaran Aksu, tutuklanmasının ardından yaptığı açıklamada, "Türkiye'de yargı bu durumda. Holdingler ne isterse onu yapıyorlar. Holdingleri üzmeye devam edeceğiz" dedi.

Aksu'nun tutuklanmasına gerekçe olarak şu paylaşımı gösterildi:

AKSU'NUN GÖREVİ KAÇMA ŞÜPHESİNE YORULDU

Aksu'ya ifadesinde Limak Holding'in sahibi Nihat Özdemir'e yönelik paylaşımları soruldu. Aksu cevaben "Ben Nihat ÖZDEMİR Muğla bazında etkili bir insan olduğunu ve Akbelen'de meydana gelen olaylarda etkili olduğunu düşünüyorum. Bu kanaatimi güçlendiren her somut delil Akbelen muhtarının kızı olan Esra IŞIK'ın herhangi bir delil olmadan tutuklanmış olması da en somut kanıtıdır" dedi.

Medyascope'tan Fırat Fıstık'ın haberine göre Aksu sorgusunda "12 Nisan tarihinde Ankara ilinde başka bir direniş başlayacaktır. Ben o direnişte olacağım. Hakkımda adli kontrol tedbiri verilirse uyamam. Ayrıca kimlik bilgilerimde de söylediğim gibi sendikal faaliyetlerde eğitim veririm. Devamlı sendikal faaliyet yürüttüğüm için ikametimde devamlı bulunamam" ifadelerini kullandı.

Milas Sulh Ceza Hakimliği, Aksu'nun yanıtındaki sendikal faaliyet yürütmesini kaçma şüphesine yordu. Hakimlik verdiği kararda bu yanıta göndermede bulunarak "Atılı suçun vasıf ve mahiyeti, söz konusu paylaşımı yaptığı hususunda şüphelinin ikrarı ile şüphelinin Hakimliğimizce yapılan sorgusunda her ne kadar ikametgahı var ise de sendikal faaliyetlerden dolayı devamlı başka bir şehirde eylemde bulunuyor olması sebebiyle ikametinde devamlı bulunmadığı ve adli kontrole uymayacağı yönündeki beyanı da dikkate alınarak CMK 100. maddesinde belirtilen tutuklama nedenlerinden olan şüphelinin kaçacağı ya da saklanacağı hususunda kendi beyanı ile sabit olduğu üzere Hakimliğimizde kanaat oluştuğu" diyerek Aksu'nun tutukluluğuna karar verdi.

AKSU'NUN AVUKATI ÜNDER: UTANÇ VERİCİ BİR UYGULAMADIR

Aksu'nun Avukatı Mürsel Ünder verilen karara dair yaptığı açıklamada "Soma Sulh Ceza Hakimliği’nin, müvekkilin sendikal faaliyetlerini sürdürebilmesi adına 'adli kontrol kararı verilmemesi' yönündeki haklı talebini bir 'kaçma şüphesi' olarak değerlendirmesi ve bunu sorgu zaptına tutuklama gerekçesi olarak yazması, hukuk tarihi açısından utanç verici bir uygulamadır" ifadelerini kullandı.

Ünder'in açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

"Müvekkilimiz ve yoldaşımız Başaran Aksu, Akbelen’de Limak Holding’e karşı yürütülen direnişe verdiği destek ve Esra Işık’ın tutuklanmasını eleştirmesi gerekçe gösterilerek hakkında başlatılan bir soruşturma kapsamında hedef alınmıştır. Bu süreçte, müvekkilimizin Artvin Hopa’da bulunan aile evine baskın düzenlenmiş, arama ve el koyma işlemleri yapılmıştır.

Soruşturmadan haberdar olan müvekkilimiz, ifade işlemleri için Milas Cumhuriyet Savcılığı ile bizzat iletişime geçmiş ve ifade vermek üzere avukatları aracılığıyla temas kurulmuştur. Bu kapsamda 6 Nisan Pazartesi günü ifade vermek amacıyla Manisa Soma Adliyesi’ne gitmiş; ancak SEGBİS talimatı sorunu nedeniyle o gün ifadesi alınamamıştır. Müvekkilimiz, Salı ve Çarşamba günleri Bağımsız Maden İşçileri Sendikası heyetiyle birlikte, Doruk Madencilik işçilerinin eylemlilik süreci doğrultusunda Ankara’ya gitmiştir. heyet TBMM’de ve çeşitli kurumlarda toplantılara katılmıştır. Ankara’daki programının ardından Soma’ya döner dönmez, kendi rızasıyla tekrar adliyeye giderek ifade vermek istediğini beyan etmiştir.

Akbelen’deki şirket yanlısı uygulamaları eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle TCK 217 "Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" suçu iddiasıyla sorgulanan müvekkilimiz, savcılık savunmasının ardından tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilmiştir.

Yargılama sürecine dair tespitlerimiz şunlardır:

Düşünce ve ifade hürriyeti kapsamında kalan sosyal medya eleştirilerinin soruşturma konusu dahi edilmemesi gerekirken; ev baskını, arama ve el koyma gibi ancak son derece sınırlı koşullarda başvurulması gereken koruma tedbirlerine gidilmiştir.

Savcılık makamınca başlangıçta sadece "ifade almaya yönelik yakalama" olduğu belirtilmesine rağmen, müvekkilin tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilmesi, yargı-sermaye ilişkilerinin ulaştığı boyutu göstermesi açısından çarpıcıdır.

Soma Sulh Ceza Hakimliği’nin, müvekkilin sendikal faaliyetlerini sürdürebilmesi adına "adli kontrol kararı verilmemesi" yönündeki haklı talebini bir "kaçma şüphesi" olarak değerlendirmesi ve bunu sorgu zaptına tutuklama gerekçesi olarak yazması, hukuk tarihi açısından utanç verici bir uygulamadır.

Müvekkilimiz Başaran Aksu’ya yönelik bu süreç; Mehmet Türkmen, Esra Işık ve benzeri dosyalarda gördüğümüz yargı, siyaset ve sermaye arasındaki hukuk dışı ilişkinin yeni bir halkasıdır. Toprağını koruduğu için Nihat Özdemir’in rahatını kaçıran Esra’yı savunmak ya da Limak Holding’in yargı üzerindeki etkisini eleştirmek suç değildir. Başaran Aksu da tıpkı Esra gibi, sermaye çevrelerinin talepleri ve siyasi yönlendirmelerle tutuklanmıştır.

Müvekkilimizin derhal serbest bırakılması gerekmektedir. Bu keyfiliğe karşı kamuoyunun tepki göstermesi, en doğal demokratik hakların kullanımıdır."

BİRTEK-SEN BAŞKANI MEHMET TÜRKMEN DE TUTUKLANMIŞTI

BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen Sırma Halı işçilerinin eyleminde yaptığı konuşmada kullandığı ifadeler gerekçe gösterilerek “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmıştı.