Google Play Store
App Store

3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği Dilovası patlamasının 24 Mart’taki duruşmasının Kandıra Ceza İnfaz Kampüsü’ne alınmasına Dilovası Aileleri ve avukatları tepki gösterdi. Açıklamada “Yargılamanın kamuoyundan uzaklaştırılmasına, müştekilerin yıldırılmasına ve aleniyetin fiilen ortadan kaldırılmasına yol açacak uygulamaları kabul etmiyoruz” denildi.

Dilovası ailelerini yıldırma girişimini kabul etmiyoruz
Fotoğraf: ANKA

Haber Merkezi

Kocaeli Dilovası'nda 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği patlamanın iş cinayeti yargılanmasında, duruşmanın Kandıra Ceza İnfaz Kampüsü’ne alınmasına ilişkin Dilovası Aileleri ve avukatları açıklama yaptı. Açıklamada Mart’ın 24’ünde görülecek duruşmanın sanık/müşteki sayısının fazla olması’ ve ‘sanık sayısının artma ihtimali’ gibi gerekçelerle Kandıra’da bulunan Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonuna taşındığı belirtildi.

“Bu karar ceza yargılamasının aleniyeti, adil yargılanma hakkı, mahkemeye etkili erişim ve mağdur/müşteki hakları yönünden hukuken isabetsiz. Ayrıca kararın fiili etkisi itibarıyla yargılamayı kamu denetiminden uzaklaştırma ve müştekileri yıldırma sonucunu doğuracağını kamuoyuyla paylaşma zorunluluğu doğmuştur. Yargılamanın kamuoyundan uzaklaştırılmasına, müştekilerin yıldırılmasına ve aleniyetin fiilen ortadan kaldırılmasına yol açacak uygulamaları kabul etmiyoruz” denilen açıklamada, duruşmanın Gebze’de, olmaz ise İzmit sınırları içinde erişilebilir ve yeterli kapasiteye sahip bir salonda görülmesi talep edildi.

ADİL YARGILANMA HAKKI ENGELLENİYOR

Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

Ceza yargılamasında duruşmalar kural olarak alenidir. Aleniyet ilkesi, yalnızca “kapıların açık olması” değildir; yargılamanın fiilen izlenebilir ve erişilebilir olmasını da içerir.

Duruşmanın cezaevi kampüsü içinde, erişimi sınırlı ve fiilen zor bir lokasyona alınması; aleniyet ilkesini daraltan, kamu denetimini zayıflatan ve yargılamayı toplumsal görünürlükten uzaklaştıran bir nitelik taşımaktadır.

 Adil yargılanma hakkının zorunlu unsurlarından biri, tarafların yargılamaya etkili katılımı ve mahkemeye fiilen erişebilmesidir. Somut olayda; eşini, çocuğunu, yakınını kaybeden müştekilerin ve ailelerin, ayrıca dosya avukatlarının duruşmaya erişimini zorlaştıracak biçimde yargılamanın Gebze’den 1,5 saat uzaklıktaki bir alana taşınması, mahkemeye erişim hakkını ve etkin katılım imkânını zedeleme riski taşımaktadır.

 Bu dosyada yalnızca işveren sorumluluğu tartışılmıyor; kamu kurumlarının denetim ve gözetim yükümlülüğü de, iddialar ve dosya kapsamı itibarıyla, tartışılmak zorundadır.

Ne var ki bugüne kadar; kamu görevlileriyle ilgili süreçte etkili bir adım atılmadığı, işveren yönünden yürütülen soruşturmanın önemli eksikliklerle kapandığı, açığa alındığı belirtilen görevlilerin görevlerine iade edildiği yönündeki tablo, kamu vicdanında ağır bir şüphe yaratmaktadır. Bu çerçevede, özellikle acı kaybın etkisini yaşayan aileler bakımından makul kolaylaştırma/erişilebilirlik yükümlülüğü; duruşma mekânının seçimi, ulaşım güçlüğü, sağlık ve güvenlik koşulları, kamuya açıklık ve izlenebilirlik gibi başlıklarda somutlaşır. Cezaevi kampüsü içinde duruşma yapılması; erişimi ve katılımı zorlaştırması nedeniyle bu yükümlülükle bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle; Duruşmanın Kandıra Kocaeli Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda yapılmasına ilişkin kararın; aleniyet, adil yargılanma, mahkemeye etkili erişim ve mağdur/müşteki hakları yönünden yeniden değerlendirilmesini talep ediyoruz. Duruşmanın Gebze’de, bu mümkün görülmezse en azından İzmit sınırları içinde merkezi, erişilebilir ve yeterli kapasiteye sahip bir salonda icrasını istiyoruz. Müştekilerin yıldırılmasına ve aleniyetin fiilen ortadan kaldırılmasına yol açacak uygulamaları kabul etmiyoruz.