Dilovası'nda 7 işçi iş cinayetinde yaşamını yitirmişti: Ailelerden savcılığa yeni başvuru
Kocaeli Dilovası’nda Ravive ve Lykke Kozmetik’in dolum atölyesinde 3’ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin aileler, eksik hazırlanan iddianameye itiraz etti. Savcılığa dilekçe sunan aileler, soruşturmanın genişletilmesini istedi.

Ebru ÇELİK
Kocaeli Dilovası’nda 8 Kasım 2025’te Ravive Kozmetik ve Lykke Kozmetik’in dolum atölyesinde çıkan ve 3’ü çocuk, 7 işçinin yaşamını yitirdiği yangına ilişkin adalet mücadelesi sürüyor. Savcılık tarafından hazırlanan ve eksiklerle dolu olduğu gerekçesiyle mahkemece iade edilen iddianameye karşı aileler bugün Gebze Adliyesi’ndeydi. Aileler, avukatlarıyla birlikte savcılığa itiraz dilekçesi sundu, ardından adliye önünde bir araya gelen aileler, soruşturmanın genişletilmesi talebiyle açıklama gerçekleştirdi.
76 GÜNDÜR TEK ADIM İLERLENMEDİ
Basın açıklamasını, yangında yaşamını yitiren işçilerden Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu okudu. Esatoğlu, aradan geçen 76 güne rağmen dosyada kayda değer bir gelişme yaşanmadığını vurgulayarak, “Hâlâ suçlular ellerini kollarını sallayarak dışarıda dolaşıyor. Göstermelik birkaç kişi dışında açığa alınan, görevden alınan kimse yok. Ama biz bu işin peşini bırakmayacağız” dedi.
İddianamenin iade edilmesinin, savcılığın dosyayı yüzeysel biçimde ele aldığını açıkça gösterdiğini söyleyen Esatoğlu, bu katliamda doğrudan sorumluluğu bulunan birçok şirket yetkilisinin dosyaya dahil edilmediğini belirtti. Dosyanın hâlâ bilirkişiye gönderilmemiş olmasına da dikkat çeken Esatoğlu, “İlk günden beri tek talebimiz var: Tüm sorumluların tespit edilmesi, yargılanması ve cezalandırılması. Daha savcılık aşamasında bile bundan uzak duruluyor” diye konuştu.
ŞEHRİN ORTASINDA KATLİAM YAŞANDI
Ailelerin avukatı Mürsel Ünder, yangının bir iş kazası olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayarak, yaşananları açık biçimde "İşçi katliamıdır" dedi. Ünder, “Bir şehrin ana caddesinde, meydanında yedi canımız göz göre göre yakılarak öldürüldü. Bu vahşi bir cinayettir” diye ekledi.
Bu cinayetin, kuralsızlık, denetimsizlik ve yalnızca kar hırsı üzerine kurulu bir sermaye düzeninin sonucu olduğunu ifade eden Ünder, soruşturmanın bilinçli biçimde parçalara ayrıldığını söyledi. Vardiya amirleri hakkında verilen takipsizlik kararının kaldırılması gerektiğini belirten Ünder, “Tanık beyanları ve telefon kayıtları, bu kişilerin emir ve talimat verme yetkisine sahip olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu karar yanlıştır ve kaldırılmalıdır” dedi.
Ünder, kamu görevlileri yönünden yürütülen soruşturmanın da göstermelik olduğunu vurguladı. SGK, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Dilovası Belediyesi’nin sorumluluklarının dosya dışında bırakıldığını belirten Ünder, “Sorumluluk ilçe belediyesiyle sınırlanamaz. Yıllardır denetim yapmayan tüm kurumların payı vardır” ifadelerine yer verdi.
Ünder ayrıca Lider Kozmetik, Rebul Kozmetik ve Ali Osman Akat’a ait şirketlerin üretim zincirindeki rolleri nedeniyle yalnızca hukuki değil, cezai sorumluluklarının da bulunduğunu söyledi. Dosyanın üniversitelerden uzman akademisyenlerin yer aldığı bağımsız ve kapsamlı bir bilirkişi heyetine gönderilmesini talep eden Ünder, aksi halde adaletin eksik kalacağını vurguladı.
"ONUNLA BERABER NEŞEMİZ GİTTİ"
Hukuki ve politik tartışmaların arasında, adliye önünde yankılanan bir başka ses ise yangında yaşamını yitiren 57 yaşındaki işçi Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut’undu.
“Adalet istiyorum. Kırgınım, üzgünüm. Ne yapacağımı bilemiyorum” diyen Bulut, kardeşini anlatırken sesi titredi:
“Çok neşeliydi, çok güler yüzlüydü. Çocukla çocuk, büyükle büyük olurdu. Herkesi severdi, yardım etmeyi severdi. O gitti, neşemiz gitti.”
Yangından sonra hayatlarının durduğunu söyleyen Bulut, “Yediğimizi yiyemiyoruz, içtiğimizi içemiyoruz. Her ateşe baktığımda onu hatırlıyorum. Ateş bana onu hatırlatıyor” dedi. Yetkililere ise tek bir çağrısı olduğunu vurguladı: “Sesimizi duysunlar. Suçlular cezasını çeksin ki bu gözyaşları dinsin.”
"BU DAVA SİYASAL BİR MESELEDİR"
Kocaeli İşçi Meclisi üyesi Aykut Günel de adliye önünde yaptığı değerlendirmede, Dilovası’nda yaşananların münferit bir olay olarak ele alınamayacağını söyledi. Günel, “Türkiye’de işçi katliamları toplumsallaşmadığı sürece tekil vakalar gibi görülüyor ve kısa sürede gündemden düşürülüyor” dedi.
Yangının denetimsizlik ve kuralsızlık sarmalının bir sonucu olduğunu vurgulayan Günel, kamu otoritesinin dosyayı birkaç görünür sorumlu üzerinden kapatma eğiliminde olduğuna dikkat çekti. Günel, “Bu siyasetin konusudur. Yirmi üç yıldır iktidarda olan AKP’nin kâr ve sermaye odaklı sosyoekonomik politikalarının doğrudan sonucuyla karşı karşıyayız” diye konuştu.
Dilovası’ndaki mücadelenin yalnızca bu dava için değil, gelecekte yaşanabilecek işçi ölümlerini önlemek açısından da hayati olduğunu vurgulayan Günel, “Bu mücadele toplumsallaşmak zorunda. Başka yolu yok” dedi.


