birgün

13° PARÇALI BULUTLU

BİRGÜN KİTAP 20.12.2019 09:01

‘Dışarıda kalanlar’ın hikâyesi

Genç şair, yazar Ata Tuncer, ilk romanı Amenna Bulvarı’nda toplumun sıradışı olarak nitelendirdiği yitik karakterlerin izini sürüyor, ötekilerin dünyasını güçlü bir dil ve şiirsel bir üslupla gözler önüne seriyor

‘Dışarıda kalanlar’ın hikâyesi

ONUR ŞAN

Dil ve üslubu ile edebiyat dünyamıza yeni bir soluk getiren Ata Tuncer ile Delidolu’dan yayımlanan Amenna Bulvarı romanını konuştuk.

  • Kentsel dönüşümden polis şiddetine ötekilerin dünyasına eğilerek çok güçlü konuları dil ve üslupla beslemişsiniz. Buna aynı zamanda biçimsel arayışınız da eşlik etmiş. Kitapta bazı karakterlerin 'bir renginin' olması, öykülere şarkıların eşlik etmesinin dışında zaman zaman birbirine teğet geçen, yer yer ilmeklenen çokparçalı bir yapı sergiliyor romanınız. Bu biçimsel yapıyı inşa etme sürecinden söz eder misiniz?

Amenna Bulvarı, bu hayali yer, öykü öykü peş peşe eklemlendikçe kıvrımlanmaya, bir sarmal oluşturmaya başladı. Zaman zaman dilin rotasıyla, bazen de anlatılan döngüsel hikâyelerin etkisiyle mekân/dil/karakterler bütünleşti. Biçimsel olarak gelişen, içeriksel olarak örgüselleşti yani... Dilin kıvrımları ara sokaklar oldu. Hikâyelerin pek çoğundaki döngüler, sarmallar, dönüp dolaşıp aynı yere çıkan, labirent gibi, bir bulvar haritasına götürdü beni. Bu hikâyenin ana unsuru olan mekânla örtüştü. Bu iç içelikten oluşan koşutluk da uzaktan birbirine çok benzeyen karakterlerin iç sesini duyurdu. Ama bu 'bütünlük', çokparçalı yapının etkisiyle, aslında kırık bir ayna etkisi gösteriyor burada. Uzaktan her şeyin bir bütün halinde göründüğü, yaklaşıp yakından bakıldığındaysa paramparça hikâyeler toplamı Amenna Bulvarı. Bulvarın renkleri birer yitik karakter olarak dolanıyor burada. Bir hikâyede, tek paragrafta, görünüp kaybolan kişi, iki öykü sonra ortalığı birbirine katan ana karaktere dönüşüyor. Bu karakterlerin, izlediği diziden, dinlediği şarkıya kadar birçok enstrümanı, hem bölüm başlarındaki skalada hem de metin içinde açık/örtülü göndermelerle kullandım.

  • Romanınız Bahtin’in 'Karnaval Roman'ı gibi birçok sesin gücüne dayandırıyor üslubunu. Ama bir yandan da tüm sesler, ana anlatıcı Yeşilli’nin üslubunda eriyor. Dolayısıyla her karakterin farklı hikâyesini dinlerken bile Yeşilli’nin süzgecinden geçtiğini görüyoruz. Anlatıcıyı kurgularken neler düşündünüz?

Romanın henüz açılış bölümünde, romanın anlatıcısı Yeşilli, “Onların dili, benim dilim. Biz, tek bir sesiz ve hâlâ kimsesiziz” diyor. Bu karakterler hem aynı yerde yaşamanın verdiği ruhdaşlıkla benzer arzular peşinde hem de birbirinden tezat yolların yolcusu… Hemen hepsinin kesişim noktası, aşkları, kendi tutkuları… Bazen yaşadıkları bu suç mahallinin raconuna karşı gelerek, bazen o raconu kullanarak…

Yeşilli ise başlarda 'memnun' bu durumdan... Kavgaya karışacak birinin kapı zilini çalarak onu takip etmesini söylemesinden, bulvarın hâkimi Sarı’nın sağ kolu olup bulvardaki her vukuata şahit olmaktan… Ancak kentsel dönüşümden nasibini alan bu yer, karakterleri de etkileyip ortak hafızayı çürütüyor zamanla… Manipülasyonlar, gerçek mi, hayal mi belli olmayan olaylarla anlatıcıyı da sorgular oluyoruz. Yeşilli’nin hikâyesi ve anlatısı üzerine kurulan bakış açısı tüm bulvarı etkiliyor.

  • Mekân da en az karakterler kadar önemli. Alimallah Sokak, Venüs Park, Merdivenli Sokak, Alaturka Meydanı… Amenna, bu sokakların kesişiminden oluşan bir bulvar. Bu bulvar ve kentsel dönüşüm ile hem mekânların dönüşmesi hem de romanda yer alan karakterlerin dönüşmesi konusunda neler söylersiniz?disarida-kalanlar-in-hikayesi-664282-1.

Eskiden Alimallah Sokak olarak anılan sonra kentsel dönüşümle Amenna Bulvarı’na evrilen bir yer burası. Yazım aşamasında da ilkin Alimallah Sokak’ın romanını yazmayı denemiştim... Ancak bir park, meydan, bir çıkmaz sokak, başka sokaklarla… Zamanla büyüdü, genişledi ve günümüze geldi hikâye.

Adım başı yeni bir inşaatın, şantiye sesinin eşlik ettiği manzaraların içinde yaşarken bulvarı anlatırken buldum ben de kendimi. Karakterler de aslında bu ortak hafıza kaybının, kültür erimesinin etkisiyle ellerinden, akıllarından kayan sokaklarda dönüştü, evrildi. Yaşadığımız şehirlerde renkler kayboldu, şarkılar eksildi. Griye dönen sokaklarda, kulak tırmalayan seslerle yaşarken renklerin ve şarkıların peşine düşmek istedim. Bulvarın hikâyesi de bu eksilmelerin üzerine kuruldu bir bakıma…

  • Amenna Bulvarı görselliği çok yüksek bir roman. 50 Lira Ferdi’den Mavi rujlu oğlana, kollarını bir kazada kaybetmiş eski balet Dünya’ya, Madam Ellah’a kendine özgü ve renkli karakterlerle örülü bir metin. Bu karakterlerin hikâyeleri, daha sonra başka metinlerinize de sızacak mı? Sizin için ayrı bir anlam taşıyan karakter veya karakterler var mı?

Bulvar ve bulvardaki karakterlerin hikâyeleri daha önce yazdığım metinlerden örüntüler taşıyor. 2014'te yayımlanan 'İlk Cinayeti Şiir İşledi' adlı şiir kitabıma, 'Kırmızı', 'Alaturka Meydanı', 'Sardunya Meyhanesi' gibi bu romanda yazmayı planladığım bazı karakterleri ve mekânların şiirini eklemiştim. 2017'de yayımlanan 'Kraliçe Gece' adlı tiyatro oyunumdaki karakter yine Amenna Bulvarı’nda yaşayan, bu romanda da sözü edilen bir karakter…

İçeriden ilmeklendiği gibi dışarıdan kitap kitap birbirine bağlanan bir örgü mantığıyla yazmayı seviyorum. Bu romanda bahsedilen Edith, Dünya, Pelüş Ayı, Yeşilli gibi kimi karakterleri de katarak, on oyunluk bir tiyatro serisi yazdım. Hem romanın kaldığı yerden devam eden hem de romandan bağımsız okunabilecek tiyatro oyunları… Bu romanın devamı niteliğindeki Re Sokak ve Amenna Bulvarı’nın öncesini anlatan Alimallah Sokak romanı için notlar tutuyorum. Ama bulvardan başka, bağımsız hikâyeler de kurmak istiyorum artık.

  • Romanın kurgusunda da önemli bir yer alan ve kapakta alıntı olarak kullanılan “Kifayet, mağlubiyetten gelir. Yenilmeyen yetersizdir” sözü üzerinde durabilir miyiz biraz da?

Sokaklarda, duvarlarda, yazılan bu cümle aslında ezcümle tüm karakterlerin birleştiği, buluştuğu bir bulvar sloganı… Karakterlerin önlerine çıkan engeli, ayağını kaydıran kaldırımı, yolunu kesen bıçkınları ardında bırakırken mırıldandığı bir cümle... Yenilmeyi, kaybetmeyi göze alarak giriştikleri kavgaların özeti. Samuel Beckett’in, “Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Yine dene, yine yenil. Daha iyi yenil” deyişi gibi vazgeçmemeyi, diretmeyi, inatla hayata ve aşka asılmayı hatırlatıyor bana... Bu cümlenin peşinden giderken açılan yollar bulvar sakinlerinin başını yakıyor biraz. Umarım bizler için umut dolu başka yollara çıkar bu ara sokaklar...

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol