Google Play Store
App Store

Sizden dışarıya yansıyan fotoğraflarda görüyorum ki dudaklarınızdan dökülen gülümsemeler, özgürlüğünüz kısıtlanmış olsa da başkaldırıyor. Bakışlarınız, “Haksızlığa uğruyoruz ama bizde yıkılma emaresi göremezsiniz!” diyor.

Dışarıdan içeriye mektuplar: Direnen kadınlar her yerde
Karikatür: Ramize Erer

Canan Güllü -  Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı

Benim için duygularımı göstermek kolaydır. Beni tanıyanlar bilir; sarılırım, yüz yüze konuşarak kendimi rahatça ifade ederim. Ama yazmak, yazarak bir şeyleri anlatmak konusunda ustalaştığımı söyleyemem. Aslında mektup yazılan dönemlerden geldik, tecrübemiz de var. Peki, neden zorlanıyorum? Çünkü dışarıdan içeriye mektup yazmanın ağırlığı var. Dışarıdan içeriye yazmak, biraz da utanarak yazmak demek. Hepimizin adına, orada olmanızdan kaynaklanan bir utanç bu. Çünkü hepimiz GEZİ’DEYDİK.

Merhaba sevgili arkadaşlar,

Bu satırları, 8 Mart Cumartesi sabahında klavyemin tuşları üzerinde gezinerek yazıyorum. Yani duygularım; 1857’de yanarak katledilen 129 kadının ruhunda, kadın cinayetlerinde hayatını kaybedenlerde, emek sömürüsüne karşı direnenlerde, seks işçiliğine zorlananlarda, mesleğini yaparken tutuklanan gazetecilerde, mobbinge uğrayanlarda, sevgili Vera’da, içeridekilere dışarıda destek veren ailelerinde, Cumartesi Anneleri’nde, İkizköy’de, Kazdağları’nda ve adı birilerini çok korkutan, hepimiz oradaydık diyebilen, Gezi Direnişi nedeniyle tutuklu bulunan sizlerde…

Hak arama adına mücadele eden herkesin yüreğinde…

Sizden dışarıya yansıyan fotoğraflarda görüyorum ki dudaklarınızdan dökülen gülümsemeler, özgürlüğünüz kısıtlanmış olsa da başkaldırıyor. Bakışlarınız, “Haksızlığa uğruyoruz ama bizde yıkılma emaresi göremezsiniz!” diyor. “Hey dışarıdakiler, merak etmeyin!” dercesine, kısıtlı yaşam alanınızda ürettiğiniz pratik çözümleri esprili bir dille anlatıyorsunuz.

O dik duruşunuzla farkında mısınız, aslında içeriden dışarıya siz bizi güçlendiriyorsunuz?

***

Bugün, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü… Geçmişimizden güç alarak ileriye baktığımız bir gün. Kadınların toplumsal, ekonomik ve siyasi alandaki mücadelesini hatırlamak, eşitsizliklere dikkat çekmek ve geleceğe umutla bakmak için bir fırsat.

1857’de New York’ta tekstil işçisi kadınların düşük ücret, uzun çalışma saatleri ve insanlık dışı koşullara karşı başlattığı grev, tarihteki ilk kadın hakları eylemlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak asıl dönüm noktası, 1910’da Danimarka’da düzenlenen Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’nda Clara Zetkin’in önerisiyle “Kadınlar Günü” fikrinin doğması oldu. 8 Mart 1917’de Rusya’da kadınların “ekmek ve barış” talebiyle başlattığı grev, devrim sürecini tetikledi ve bu tarih, 1975’te Birleşmiş Milletler tarafından resmen Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edildi.

Son yıllarda, kadınların ön planda olduğu eylemler her zamankinden daha fazla güç kazanıyor.

Bugüne baktığımızda ise hâlâ “eşit işe eşit ücret”ten uzağız. Her üç kadından biri fiziksel ya da cinsel şiddet görüyor. Ayrımcılık artıyor, eğitim hakkına erişim zorlaşıyor, parlamentodaki kadın temsili yetersiz, kadın istihdamı sürdürülebilir değil, erken ve zorla evlilikler artıyor, istismar vakaları çoğalıyor… Yani dışarıdan içeriye güzel haberler veremiyoruz. Ama direnç hâlâ dimdik ayakta!

***

Dün, 7 Mart Cuma günü, DİSK’in çağrısıyla kadınların grevi vardı. Hak talepleri ve dayanışmaları sokaklara yansıdı.

Geçtiğimiz hafta elimize bir yasa taslağı geçti. Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nda değişiklik öngören bu taslak, insan hakları ihlalleri içeriyor. Özellikle LGBT+’ları hedef alan ve bu kimliklere yaşam hakkı tanımayan bir belge bu. Sokakta cinsiyet kimliğinden farklı giyinmek cezaya tabi tutuluyor, ameliyat olmak için devlet hastanelerinden kurul kararı şart koşuluyor, hormon tedavisi görmek bile suç sayılıyor. Okudukça, kötülüğün saltanat sürdüğü zamanları bir kez daha hissediyoruz.

TBMM’ye 10. Yargı Paketi ile gelecekmiş bu düzenleme. Yine aynı pakette, nafaka hakkına ilişkin de değişiklikler varmış. Takılıp kaldılar bu meseleye… Kadın yoksulluğu literatüre girdi, toplumsal şiddet tavan yaptı, hukuk bir baskı aracına dönüştü ama biz hâlâ nafaka tartışıyoruz!

Hatırlarsanız, 2021’de İstanbul Sözleşmesi’nden de LGBT+’ları bahane edilerek çıkılmıştı. Enflasyonun başını alıp gittiği bir dönemde, tahsil edilemeyen nafakalar konuşulmazken, şimdi nafakaya sınır getirilecekmiş… Yine birileri kuyuya taş atacak, biz de çıkarmaya çalışacağız.

Bugün dışarıda hava 17 derece.

Dalgasını geçercesine bir bahar havası var.

Ve bugün, farklı iletişim kanallarından “8 Mart” vesilesiyle gönderilen mesajlar var. Kadınlara özel indirimler, promosyonlar, “baş tacımızsınız” hitapları, “kadınlar çiçektir” klişeleri… Büyüklerimizin bizler için yazdığı “özel” makaleler, toplumsal öğütler, “gönül almalar”… Ama biz bunlara alışığız, kalkanımız hazır!

***

Sevgili arkadaşlarım,

Zor zamanlardan geçiyoruz. Adalet gibi hakikat de tahakküm altına alınıyor. Hakikatin gücünden bahsetmek zorlaşıyor. 20’nci yüzyılda soykırımlarla, dünya savaşlarının pişmanlığıyla itibar kazanan insan hakları ve demokrasi, 21’inci yüzyılda tüm dünyada itibarını kaybetmiş görünüyor. Savaşlar, göçler, otoriter rejimler, farklılıklara tahammülsüz yönetimler giderek artıyor. Demokratik siyasetin ve insan haklarının yeşerdiği alanlar daralıyor, boğuluyor.

Ancak tüm bunlara rağmen, bu ülkede hâlâ eşitlik, özgürlük ve adalet için mücadele eden cesur kadınlar var. Onlar ne tarihin erkekler tarafından yazılmasına, ne adaletin erkeklerin kırbacı gibi işlemesine, ne de hakikatin susturulmasına izin veriyor. Gururla söylüyorum ki o cesur kadınlar benim yol arkadaşlarım!

Ben kendimi bildim bileli feministim. Kadınlar için değil, kadınlarla beraber mücadele etmekten başka bir yol olmadığına inanıyorum.

Bugün, kadın cinayetlerinin son bulması için mücadele edenler, tüm baskılara rağmen Onur Yürüyüşü için toplananlar, kadın haberlerini yazanlar, adalet arayanlar, sizler gibi hapishanelerde baskılara direnenler, umudu her gün yeniden yeşertenler, deprem bölgesinde dayanışmayı büyütenler, kötülüğün sıradanlığına teslim olmayıp vicdanının sesini dinleyen kadınlar var!

Siz bize güç veriyorsunuz!

Daima mücadele eden kazanır.