Google Play Store
App Store

Aslında olanlar, yalnızca yerel yönetimlere olmuyor. Bir bütün olarak demokrasimize, yargımıza, kamu yönetimine, devlet yönetimimize oluyor. Ama gün gelecek, devran dönecek, yeni bir düzen şekillendirilecek.

Dışarıdan içeriye mektuplar: Silivri’ye mektup

Murat KARAYALÇIN - Eski SHP Genel Başkanı

İçeride çok arkadaşım var, çoğu da belediyeci. Gerçi içerdekilerden Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Merdan Yanardağ, Can Atalay, Altan Ertürk belediyeci değiller. Fakat bir arkadaşım içerideki belediyeci sayısının 159 olduğunu söyledi. Tek tek isim veremeyeceğim için ve ismini ayrıca yazmamı uygun karşılayacağınıza inanarak sizleri “Sevgili Ekrem İmamoğlu ve sevgili arkadaşlarım” diyerek selamlamak istiyorum.

Ekrem İmamoğlu içinde bulunduğumuz özel sürecin simge ismi; tüm CHP’lilerin ve 15 milyon yurttaşımızın cumhurbaşkanı adayı, en büyük kentimizin belediye başkanı. Dünyada başkanı seçimle gelen ilk belediye New York kentinde 1830’da kuruluyor. Bizde ise ilk belediyenin kuruluşu 1877’de İstanbul, Beyoğlu’nda… Ne ilginçtir ki, New York’ta, aradan 196 yıl geçtikten sonra, Müslüman-Sosyalist bir belediye başkanı görevde ve ne hazindir ki, aradan 149 yıl geçtikten sonra, bizde İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney hapiste.

Sevgili Ekrem İmamoğlu,

Sevgili arkadaşlarım,

‘İçeriye mektubumun’ daha başında belediyeciliği öne çıkardığımın farkındayım. Bunu yalnızca eski bir belediye başkanının refleksi olarak görmeyin. Ben, içerideki-dışarıdaki hepimizin, yaşamakta olduğumuz süreçte, merkezi yönetimin vesayet yetkisinin uygun bir araç olarak ya da bir tür kılıf olarak kullanılmasının önemli bir payı olduğu kanısındayım. Türkiye’de başlangıçtan bu yana vesayet yetkisinin, başka hukuki görünümlü araçlarla birlikte, seçimle gelenlerin ve onların atadıklarının adeta tasfiyesine kadar gidecek şekilde kullanıldığına hiç tanık olunmadı. Hani tarımsal ürünler için ‘var yılı’, ‘yok yılı’ gibi değerlendirmeler olur, örneğin zeytin için bu değerlendirme yaygındır. Belediyecilikte de böyle bir şey yaşandı. Sanki 2019-2024 arası belediyeciliğin var yılıydı da, iki yıl önce başlayan yeni dönem, yaşanan yoğun tasfiyeler nedeniyle, belediyeciliğin yok yılları oldu.

2019’da Ankara, İstanbul, Adana, Mersin kazanıldı. 2019-2024 arası belediyelerimiz hem genel olarak, hem de Covid-19 sırasında ve depremde çok yüksek bir başarım sergiledi hatta Ankara ve İstanbul Belediye Başkanları halk tarafından cumhurbaşkanlığına aday olarak görüldüler. 31 Mart 2024 yerel yönetim seçimlerinin sonuçları bu başarımın ödüllendirilmesi olarak görülebilir.

O seçimde, yaklaşık yarım yüzyıldır Büyükçekmece’de girdiği her seçimi kazanan Hasan Akgün gibi yerleşik isimlerin yanına yeni isimler de eklendi. Ama aslında sorun Ekrem İmamoğlu’ydu. İmamoğlu, İstanbul seçimlerini sürekli kazanıyordu ve bu kabul edilemezdi. Kabul edilmedi de. İmamoğlu da bunun farkında olacak ki, sık sık “Derdiniz benimle, ben buradayım, arkadaşlarımı bırakın” demekte.

Aslında olanlar, yalnızca yerel yönetimlere olmuyor. Bir bütün olarak demokrasimize, yargımıza, kamu yönetimine, devlet yönetimimize oluyor. Ama gün gelecek, devran dönecek, yeni bir düzen şekillendirilecek. Ekrem İmamoğlu 22 Mart tarihli BirGün gazetesine ‘içeriden’ yazdığı mektupta Emrah Şahan’dan bir alıntı yapmıştı. Ben de aynı alıntıyı ‘dışarıdan’ yazdığım bu mektupta kullanmak istiyorum: “O gün bir şenlik gibi kalkacak bu ülke ayağa.”

Sevgili Ekrem İmamoğlu,

Sevgili arkadaşlar,

Sizleri yeterince ziyaret edememenin üzüntüsü hatta mahcubiyeti içindeyim. Ankara’da yaşayan birisi olarak kolay olmuyor. Şimdiye dek Silivri’yi iki kez, İzmir, Buca’yı ve Kocaeli Kandıra’yı birer kez ziyaret edebildim. Hasta olduklarını okuduğum, duyduğum arkadaşlarım var. Buca’da Mehmet Murat Çalık’ı ziyaret etmiştim. Ama Şükrü Genç’e henüz gidemedim. Muhittin Böcek ve Tayfun Kahraman’ı da henüz ziyaret edebilmiş değilim. Bu vesile ile onlara buradan ‘mahsus selam’ ediyorum, geçmiş olsun diyorum.

Öte yandan yılbaşında, bayramlarda yakınlarınızı aramaya, ziyaret etmeye çalışıyorum. Başta eşleriniz olmak üzere hepsi aslan gibi, hepsi dimdik, hiç kimseye minnet ettikleri yok. Gördükçe ‘dışarıya’ yazdığınız mektupları ya da verdiğiniz demeçleri okuyorum. Buğra Gökce arkadaşımın yazdıkları başta olmak üzere, bunlarla bir ölçüde hasret gideriyorum.

BirGün gazetesine sizlere ‘dışardan’ yazma olanağını sağladığı için teşekkür ederim. O gün ve o günü izleyecek güzel günlerde hep birlikte olmak dileğiyle, hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.