Google Play Store
App Store

Sadece gazetecilik yapanların karşılaştıkları hukuki ve fiili baskılara karşı yapılabilecekler elbette var. Baskılara, sansür ve otosansüre karşı en büyük ilaç güçlü bir şekilde bir arada durmaktır.

Dışarıdan içeriye mektuplar: Susturulmak istenen ne?
Alican Uludağ

Kıvanç EL - Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı

Sanıyorum “dışarıdan içeriye mektuplar”ın 190. mektubundayız…

Hepsini olmasa da birçok mektubu okudum. Duygularını ifade edenler, hukuktan bahsedenler, kişisel yaşadıklarından anlatanlar var. Dayanışmasını iletenler de… Yazıların hepsinde baktım ki herkesin aradığı şey ortak, herkesin derdi aynı: ADALET…

Cumartesi Anneleri tam 1094 haftadır Galatasaray Meydanı’nda oturuyor….

Uğur Mumcu’nun ailesi 33 yıldır mahkemelerin peşinde tükenmeden, ısrarla bir yanıt bulmaya çalışıyor….

Sivas katliamında öldürülen onlarca aydının yakınları, dostları 32 yıldır bir türlü sorulamayan hesap nedeniyle o yanan ateşi söndüremiyor…

Selahattin Demirtaş, Osman Kavala, Can Atalay yıllardır hem de AİHM kararlarına rağmen neden güneşi göremiyor…

Her biri “hukuk” adı altında önüne konulanlara ikna olmadan adaletin peşinde koşuyor. Bu örnekler artar, sayfalar dolusu yazılabilir. Yazmadığım adalet arayışı mücadelesi verenler affetsin lütfen.

Gazeteci meslektaşım Alican Uludağ da tüm bu adalet arayışlarında, adil yargılama taleplerinin hep yanında olan, gündeme getiren bir kişiydi. Bakmayın siz “kaçıyordu yakaladık”, “Cumhurbaşkanına hakaret etti” algısı yapanlara. Alt alta yazılan birkaç tweetten suç uydurmaya çalışılıp tutuklamaya gerekçe yapıldığı için bu tweetleri konuşmaya bile gerek yok. Buradan hakaret çıkaranlara aslında fazla sözü uzatmadan Alican Uludağ’ın ifadesindeki gibi yanıt vermek gerekiyor: “Biraz vicdan, biraz hukuk…”

Soruşturmadaki usul problemlerini, suç çıkartma girişimlerini bu nedenle geçiyorum. Alican Uludağ suç işlememiştir. Ötesinde de kurulacak pek bir cümle aslında yok. Alican, mesleğimizin en önemli ve vazgeçilmez sorumluluğunu yerine getirerek kamu çıkarı için ve halkın haber alma hakkına da saygı göstererek binlerce adalet arayışını gündeme taşıdı. Aslında “suçu” tam da burada başlamıştı… Yani önce bir ceza kesilip sonra da o cezaya uygun suç arandı.

Bunu yaparken de elbette birilerini rahatsız etti. Alican Uludağ’ın tutuklanması ve şu anda cezaevinde olması onun birilerini rahatsız etmesi ve kişisel hesaplaşmalardan olabilir. Ancak hepimiz ve tüm toplum bilmeli ki tutuklanan sadece Alican Uludağ değildir. Tutuklanan; adalet arayışı, gerçekler ve sonuç olarak Gazetecilik mesleğidir.

Tüm gazeteciler, halkın haber alma hakkını savunanlar “Gazetecilik Suç Değildir” diye avazı çıktığı kadar bağırırken bu çığlığa toplumdan da destek görmeyi beklemek en doğal haklarıdır. Bu çığlık sadece bir mesleğin değil, karartılan tüm topluma bir uyarı çığlığıdır.

“Bu gerçekleri öğrenmesin, haberi alamasın” hedefiyle topluma kesilen bir cezadır. Dolayısıyla tutuklanan sadece gazeteci değil, o haberi de alamayacak olan tüm toplumdur.

Gazetecilik mesleğine ve gazetecilere yönelik her geçen yıl siyasi erkler yeni bir baskı ve saldırı yöntemi geliştirse de buna karşı gazetecilerin de zorlu mücadelesi yılmadan sürüyor. Terörle Mücadele Kanunu’nda düzenlenen “terörle mücadele edenleri hedef göstermek”, TCK’da yer alan, “devleti, hükümeti aşağılama”; Dezenformasyon yasasında düzenlenen “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”, son dönemde “Cumhurbaşkanına hakaret" gibi birçok yasal düzenleme “öyle olmayacak” denmesine karşın gazetecileri hedef alır hale geldi. Yeni yasal girişimler de elbette var.

Sadece gazetecilik yapıp asli görevi olan haberi ve bazen de eleştiriyi ürettikleri için karşılaştıkları hukuki ve fiili baskılara karşı yapılabilecekler elbette var. Hem bu baskılara hem sansür ve otosansüre karşı en büyük ilaç güçlü bir şekilde bir arada durmaktır.

Unutulmasın susturulmak istenen “Türkiye bir hukuk devletidir” söylemi altında adalet arayışlarıdır. Hukuk, adaleti sağlamadığı sürece Alican Uludağ ve onun gibi birçok gazeteci onuruyla yazmaya devam edecek.

Adaleti arayanlara ve bu yolda mücadelesi esir alınanlara selam olsun. Dayanışmayla…