birgün

23° AZ BULUTLU

ÇALIŞMA YAŞAMI 12.02.2020 09:15

DİSK’te devrimci bir dönüşüm şart

4 yıllık dönemde DİSK içerisindeki mevcut sendikaların bütünlüğünü dahi sağlayamayan DİSK iradesi, Türkiye işçi sınıfının ürettiği en ileri değer olan DİSK’in önümüzdeki dört yılına da talip olacak gibi görünüyor

DİSK’te devrimci bir dönüşüm şart

Emek Servisi

İşçi Dayanışma Derneği (İDD), DİSK’in 16’ncı Genel Kurulu öncesi, konfederasyonun bir önceki dönemde (2016-2020) yürüttüğü mücadeleyi değerlendirdi:

DİSK’in 16. Genel Kurulu 14-15-16 Şubat tarihlerinde gerçekleşecek. Genel kurullar, geçmiş dönemin değerlendirmesini yapmak ve önümüzdeki mücadele döneminin görevlerini belirlemek için emek örgütleri açısından önemli bir duraktır. DİSK’in 16’ncı Genel Kurulu’nun da Türkiye işçi sınıfı mücadelesine olumlu katkıları olması isteniyorsa öncelikle sendikal anlayış, geçmiş dönemin devrimci özeleştirisi ve gelecek dönemin görevlerine nasıl hazır olunabileceği gibi başlıklarda açık tartışmalar gereklidir. Bu başlıkların tartışmalarının derinleştirilmeden yapılacağı her genel kurul, nihai olarak yönetimlerde kimin olacağının ‘hesaplarına’ dönüşür.

Bizim bu yazıda yapmaya çalışacağımız da düzenlenecek genel kurulun sınıf mücadelesine katkılarının olması için 2016-2020 döneminde DİSK’in değerlendirmesini yapmaktır. Bu değerlendirmenin amacı önümüzdeki çetin mücadele sürecinde nasıl bir DİSK’in olması gerektiğine veya nasıl bir DİSK olmaması gerektiğine dair ipuçları çıkarmaktır.

DİSK 15’inci Genel Kurulu 2016 yılında gerçekleşti. 4 yıllık zaman diliminde emekçilerin durumu her geçen gün daha kötüye gitti. Kriz derinleşti, krizin faturası işçilere çıkartıldı. Hayat pahalılığı, yoksulluk, güvencesizlik sarmalında kendilerini çaresiz hisseden işçiler bedenlerini ateşe dahi verecek duruma geldi. Genel olarak sınıf hareketi bu gidişatı durduracak ve değiştirecek bir hat ortaya koyamadı. Sınıf hareketinin özel bir yerinde olan DİSK de emek hareketinin genel zayıflığına paralel bir durum içerisinde oldu.

Bu zayıflığın genel sebepleri olarak siyasal İslamcı rejimin 4 yıllık zaman dilimi içerisinde dozajını sürekli artırdığı saldırılar ve baskılar öne sürülebilir. Bu nesnel gerekçelerin haklı yanları olsa da zayıflığın ve etkin bir mücadele örgütlenememesinin en önemli sebepleri öznel ve DİSK’e dair olanlardır. Tam olarak bu konuda hatırlatacağımız olan nokta, yazımızın konusunun genel kurul sebebiyle DİSK olduğu ve bu yüzden DİSK’e odaklanıldığıdır.

TEMEL SORUN TESLİMİYETÇİ ANLAYIŞ

DİSK’in 2016-2020 dönemini incelediğimizde işçi sınıfına yönelik saldırılara etkin bir mücadele ortaya koyamamasındaki genel kanı, politik olarak doğru tutum aldığı ama örgütsel yetersizliklerin buna engel olduğudur. DİSK’in örgütsel yetersizlikleri, sendikaların sınıfın ihtiyaçlarına uygun örgütlenmemesi gibi etkenler zayıflığın gerekçelerinden olsa da bu durumun ortaya çıkmasındaki temel problem anlayış sorunudur. O yüzden genel kanının aksine bakılması gereken temel nokta, DİSK’i yöneten iradenin sınıf mücadelesini nereden kavradığıdır.

Patronlar kendi sınıflarının çıkarlarına göre hareket ederken ve barbarlık düzeyinde sömürüyü derinleştirirken, ‘sınıf uzlaşmasını’ temel alan ve patronlarla ‘Birlikte Mümkün Türkiye’ diye fotoğraf veren sendikacılar, işçi sınıfının çıkarlarını temel almamaktadır. İşçiler işten atılıp direnirken o işçileri işten atan patronla açılışlarda boy göstermenin devrimci sendikacılık olmadığı aşikârdır. DİSK’in 1980 darbesinden sonra yeniden faaliyete başladığı yıllarda gündemine giren ve bugünkü yönetim anlayışının temeli olan ‘çağdaş sendikacılık’ adı altında sürdürülen uzlaşmacı ve son kertede sermaye sınıfına teslimiyeti içerdiği için teslimiyetçi olan temel anlayış, bugün DİSK’te halen hüküm sürmektedir. Bu anlayışın getirdiği sonuç ise kuruluşundaki temel iddiası ‘devrimci sendikacılık’ olan DİSK’in kuruluş değerlerinin yok edilmesidir.

GÜVENCESİZLERİ YOK SAYMAYA DEVAM

21’inci yy’da işçi sınıfı güvencesizleşmekte, çoğalmakta ve parçalanmaktadır. İşçi sınıfının öz örgütleri olması gereken sendikalar işçi sınıfının örgütleri olmaktan uzaklaşmaktadır. Güvencesiz çalışan işçileri sendikalar örgütlemekten uzaktır. Sendikal yapılar bugün eski dönemin ihtiyaçlarına göre örgütlenmekte ve işçi sınıfının azınlık kısmını kapsamaktadır. DİSK’in bu tabloyu değiştirmek için sorumluluk alması gerekirken mevcut durumla yetinen sendikal bürokrasiler DİSK yönetiminde de egemen konumdadır ve güvencesizlerin adresi olması gereken DİSK’in bu konudaki adımları yetersizlik düzeyinde dahi değildir. DİSK sendikalarının pek çoğunun bu noktada fikirlerinin bile olmadığını söylemek, emek hareketinin içerisinde olanlar için şaşırılacak bir durum olmaktan dahi çıkmıştır.

Son 4 yılda ise DİSK Yönetim Kurulu’nun bu konu hakkında bir çalışmasına ise rastlamak mümkün olmamıştır. 2016’daki genel kurulda alınan güvencesiz istihdam biçimlerine karşı en geniş mücadele hattının oluşturulacağı kararının da arkasında ne kadar durulduğunun takdirini işçi sınıfına bırakmak doğru olacaktır. Yine aynı genel kurulda alınan temel kararların hayata geçmesi noktasındaki yetersizliklerin nedenleri hakkında güçlü bir özeleştiri verilmesi bu genel kuruldaki alınacak kararların uygulanması için olmazsa olmazdır.*

SENDİKAL BÜROKRASİ GÜVEN KAYBINA YOL AÇIYOR

Pek çok araştırma işçilerin sendikalara güveninin olmadığını göstermektedir. Sendikal bürokrasiler, sarı sendikalar bu güven kaybının temel nedenlerindendir. DİSK gibi bir konfederasyona bağlı sendikalarınsa işçi sınıfına güven verecek iyi örnekler olması gerekir.

Ancak DİSK’e bağlı sendikaların pek çoğu iyi örnek olmayı geçelim, tersten olumsuz örnekler durumundadır. Sermaye ve devletin vesayeti altında olan sendikalarla çalışma tarzı ve sendikal işleyiş konularında DİSK’e bağlı sendikaların pek çoğunun uygulamaları benzerlik içermektedir. Sendikal demokrasinin ayaklar altına alındığı, sendikal vesayet düzenini sürdürmek için kanunlarda sendika genel merkezlerine verilen olağanüstü yetkileri sonuna kadar kullanan sendikal pratiklere DİSK içerisinde sıkça rastlamak mümkündür.

2016-2020 dönemine dair sadece küçük bir araştırma dahi bu durumu kanıtlar. DİSK Yönetim Kurulu’nun ise bu konuda vereceği tek cevap ‘sendikanın iç işlerine’ karışmamaktır. Yine bu dönemde bir önceki genel kurulda delege olan ve DİSK’in 3’üncü büyük sendikası olan Lastik-İş Genel Başkanının örgütlü oldukları işyerinde kendi silahıyla sendika üyesi işçi tarafından öldürülmesi demokratik işleyişin olmadığı sendikalardaki durumun en vahim sonucu olmuştur.**

BAŞKAN KADIN AMA KADIN BAKIŞI YOK

Hatırlayacaksak 2016’da yapılan genel kurulda DİSK Genel Başkanı seçilen Kani Beko, 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce görevinden istifa ederek milletvekili olmuştu. Görevlerinden istifa ederek vekil olan DİSK Başkanları ve yöneticileri kervanına büyük bir istekle katılan Kani Beko, işçi sınıfındaki ve toplumdaki DİSK’in meclise girme öncesi sıçrama tahtası olduğu algısını kuvvetlendirdi.

Daha sonrasında Kani Beko’nun yerine genel başkanlık koltuğuna gelen Arzu Çerkezoğlu, DİSK’in ilk kadın başkanı unvanını alarak kamuoyunda ‘kadın başkan/sendikacı’ olarak anılmaya başlandı. Derneğimiz hayatın her alanında kadın-erkek eşitliğini savunurken kadınların özellikle sendikalarda daha fazla sorumluluk almasını önemsemektedir. Ancak kadın yöneticilerin ve başkanların olması o kurumlarda ‘kadın bakışının’ olduğu anlamına gelmemektedir. DİSK Yönetim Kurulu üyesi olan, aynı zamanda Dev Turizm-İş Başkanı olan Mustafa Yahyaoğlu ile ilgili sendika üyelerinin kadına şiddet iddiası ile ilgili o dönem genel sekreter olan Arzu Çerkezoğlu açıklama yapmış ve sürecin takipçisi olacağını söylemiştir.***

Daha sonrasında başta şiddete uğrayan kadınlar olmak üzere kamuoyuna ne bir açıklama yapılmış ne de DİSK Disiplin Kurulu çalıştırılmıştır. Kadına şiddeti araştırmak zorunda bile hissetmeyen bir anlayışın DİSK’i yönetiyor olmasının ise nasıl açıklanacağını işçi sınıfının bilincine ve vicdanına bırakmak en doğrusu olacaktır. Bu somut pratiğin arkasındaki anlayışın da yansımasını 15’inci Genel Kurul’da görmüştük. O genel kurulda Basın-İş adına ‘Kadın İşçiler Kurulunun’ oluşturulması talebiyle verilen önerge, genel kurulca kabul edilmemişti.

DİSK’İN DEĞERLERİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ

4 yıllık dönemde DİSK içerisindeki mevcut sendikaların bütünlüğünü dahi sağlayamayan DİSK iradesi, Türkiye işçi sınıfının ürettiği en ileri değer olan DİSK’in önümüzdeki dört yılına da talip olacak gibi görünmektedir. Geçmişin özeleştirisi yapılmadan, önümüzdeki mücadele döneminin zorlu sürecine göre gerçek anlamda devrimci bir dönüşümünün planı-programı yapılmadan yapılacak olursa eğer, 16’ncı Genel Kurulun sonucunun şimdiden işçi sınıfı adına hayırlı olmayacağı net biçimde söylenebilir.

DİSK’in nicel gücünden bağımsız olarak hep nitel bir ağırlığı sınıf hareketinde söz konusu olmuştur. Bu ağırlık doğru politikalar, sınıf mücadelesinden ödün vermeme ve kendisini vesayet altındaki sendikalardan pratikte ayrıştırmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu özelliklerini kaybeden bir DİSK’in de diğer konfederasyonlardan farkının kalmayacağını ve herhangi bir nitel ağırlığından söz edilemeyeceğini söylemek yanlış olmayacaktır.

DİSK’in kurucu değerlerini ve ilkelerini yeniden hatırlaması ve 21.yy işçi sınıfının DİSK’ini yaratmak ise sorumluluk almadan kaçınarak yapılamaz. Bu yazıda yapılan ‘hatırlatmalar’, devrimci değişimin nerelerden başlaması gerektiğine dair bir tartışmanın yaratılması noktasında sorumluluk alma iradesidir. Bu iradeyi devam ettireceğiz ve DİSK’in değerlerine, ilkelerine, tarihine, örgütlülüğüne gücümüz ölçüsünde sahip çıkacağız. Başta DİSK Genel Kurul delegeleri olmak üzere DİSK üyeleri ve tüm işçi sınıfına çağrımız da bu sorumluluğadır.

Üreten biziz yöneten de biz olacağız!

*Bu konudaki en bariz örnek ise DİSK, 15’inci Genel Kurulu’nda alınan 7 karardan biri olan ‘göçmen işçilerin örgütlenmesi ve göçmen işçilere karşı yapılan ayrımcılıkla mücadele’ başlığıdır. Günümüzde ülkemizdeki önemli mücadele başlıklarından ve 15’inci Genel Kurul kararı olan göçmen işçilik konusu DİSK’in ‘ilgi radarına’ girememiştir.
**Derneğimizin bu konu hakkında yaptığı açıklama: http://iscidayanisma.com/2019/01/18/lastik-is-baskani-abdullah-karacanin-olumu-uzerine-zorunlu-bir-tartisma-nasil-bir-sendika/
*** Bknz: http://disk.org.tr/2017/11/dev-turizm-is-sendikasina-dair-haberlerle-ilgili-aciklama/

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız