birgün

9° PARÇALI BULUTLU

Distopik nesneler düzeni

KÜLTÜR SANAT 28.05.2021 04:00
Abone Ol google-news

Bir mekân içine eşyaları biz mi yerleştiriyoruz yoksa eşyalar mı bizi? Özne-nesne ilişkisinin tersine çevrildiği, nesnelerin etkin, öznelerin ise edilgin olduğu, nesnelerin özneleri yakalayıp biçimlendirdiği bir kozmosta, nesnelerdir bizim üzerimizde tahakküm kuran. Nesneler öznelerin zihinlerini ve bedenlerini biçimlendirmekle kalmıyor, mekânı haritalandırarak mekân içinde izleyecekleri yolları, hareketlerini de belirliyor. Bir mekândaki eşyaların yerleşimine bakarak öznelerin o mekânda nasıl bir hayat sürdürdüklerini kestirebilirsiniz. Nesneler, hayatlarımızın aynası. Eşyaları yerleştirenlerin siz olduğunuzu düşünüyorsanız, yanılırsınız; bizler, nesneler tarafından mekâna yerleştiriliyoruz. Mekân içindeki nesnelerin dağılımını düzenleyerek, özneleri de biçimlendirebilirsiniz. Enstalasyon sanatını sanatçılar icat etmedi. Mekâna nesneleri belirli bir düzene göre yerleştiren ve nesnelerinin mekân içindeki dağılımlarına göre öznelerini ilk biçimlendiren iktidardır. İktidarın mekân ve dolayısıyla özneler üzerindeki hakimiyeti nesnelerin düzenine dayanıyor.

Ev içindeki eşyaların düzeninden tutun da kamusal mekânlardaki anıt ve heykelleri de içeren her türlü nesne düzeni, bedenlerin tıpkı atomlar gibi boşlukta rastgele hareket ederek birbirleriyle çarpışmalarını ve yeni kozmoslar yaratmalarını engellemek üzere, iktidarın planına göre tasarlanmıştır. Nesnelerin biçimlendirdiği bedenler, yeni bir mekâna yerleşecekleri zaman inşa edildikleri nesneler düzenini, yani iktidarın kozmosunu, nesnelerin hiyerarşik, yasalı evrenini mikro ölçekte yeniden üretirler. Eşyaların yerleştirme tarzı, zamanın egemen anlayışı tarafından belirleniyor. Her özne, iktidar adına uzamı fetheden ve iktidarın kozmosunu genişleten bir fatih gibidir. Baudrillard ‘Nesneler Sistemi’ kitabında, bir mekândaki eşyaların düzeninin belli bir dönemin aile ve toplum yapılarını olduğu gibi yansıtabildiğini belirtiyor: “Eşyalar, davranışların düzenli bir şekilde ve sırasıyla yinelenmesini sağlayacak şekilde belli bir eksen etrafına yerleştirilmiş olup ailenin ev içindeki simgesel varlığını anımsatmaya çalışır gibidirler”. Eşyaların yerleştirildiği eksen, özel ya da kamusal, tüm mekânların içinden geçen iktidarın eksenidir ve bedenler eşyalarla birlikte aynı eksene yerleştiklerinde düşüncelerini ve davranışlarını da bu eksen belirliyor.

***

Eşyalar düzenine yeni nesneler ekleyebilir, nesneleri çıkarıp atabilirsiniz. Bazen bir duvardan bir tuğlayı çekip duvarın çökmesini de sağlayabilirsiniz. Çok geçmeden, eksenin üzerindeki kolonların arasında yeni tuğlalarla başka duvarlar yükselecek. Eksen asla yerinden oynamamalı. Sakın eksene dokunmayın, yanarsınız. Meselenin duvar olmadığını, eksen olduğunu anlamamız gerekiyor; eksenin üzerine yerleştirilen nesneler ve bu nesnelere göre biçimlenmiş bedenler. Duvarları örenlerle tuğlalar aynı nesneler düzeninin ürünleridir. Ufkumuz bile eksene kadar uzanıyor; dediklerine göre ötesinde korkunç bir kaos varmış, eksen bizi kaostan koruyor. Kozmosumuz, eksenin etrafında açılıp kapanan bir yelpaze şeklinde tasarlanmıştır. Bazen açılan bazen kapanan politik yelpazenin hangi ucunda yer alırsanız alın, telaşla kapılmayın, hâlâ nesneler düzeni içindesiniz.

***

Sovyetler’in ilk yıllarında konstrüktivistler nesneler düzenine savaş açmışlardı. Mayakovski de “kahrolsun ev ıvır zıvırları” diyerek bu savaşa katılır, eksenden kurtulmak için havalanmak gerekiyordu: “Kanatlarla tekerlekleri takıp evle beraber cümbür cemaat havalanabilirsiniz.” Eksene göre yerleştirilmiş, bedenleri mevcut iktidar ilişkilerine bağlayan nesneler düzenini değiştirmek için, tek tek nesneleri tasarlamaya koyuldular. Mesela Tatlin, ‘letatlin’ adını verdiği kanatlı bisiklet icat etmişti. Hareket halindeki bireye gündelik yolculuğunda eşlik eden ve bireyle birlikte sürekli biçim değiştiren nesnelere konstrüktivistler ‘yoldaş nesne’ adını verdiler. Sanat tarihçisi Hubertus Gassner'in dediği gibi, “konstrüktivist evrende nesneler sadece insan faaliyetlerinin organları olarak vardırlar… Ütopyacı potansiyelleri buradan gelir.” Bizim distopik potansiyelimiz ise organları olduğumuz nesneler ve nesnelerin yerleştirildiği eksenden geliyor.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun