birgün

22° AZ BULUTLU

SİYASET 18.12.2015 09:21
author

DNA

Türkiye’nin DNA’sını iyi çözmüş Nobelci. Takdir ettim doğrusu. “Atatürk’e borçluyuz, cumhuriyet bir mucizedir” dedi önce. Ki haklıdır. Hemen memleketimin yarı aydınları atladı üstüne. Sandılar ki Amerikalı Sancar ‘Ulusalcı’ olmuş. Yahu her “Atatürk” diyene niye atlıyorsunuz, baksanıza RTE bile bugünlerde “Atatürk” diyor dakka başı!

Adam ödülü aldı, atladı geldi memlekete. İlk işi “Ülkü Ocakları” ile randevulaşmak oldu. Neye denk düştüğünü bilmiyor olması mümkün değil elbet bu buluşmanın. Aklımıza faili meçhuller, devlet adına silah atmalar, mafya ilişkileri geliverdi hemen. Demek Nobelci bilimci bunlardan bihabermiş… Bozkurtlar çıktı sahaya. Bayrağımızı dalgalandıran Nobelciye iman ediverdiler… Ne de olsa Amerikalı Nobelci “Bir Türk Dünyaya Bedeldir” demiş oldu!

Nobelci en önemli mesajını Anıtkabir’de verdi. Cumhuriyete bağlılığını atanın huzurunda dua ederek gösterdi. Böylece cumhuriyetle, İslamcılığın çelişmeyeceğini göstermiş oldu. 12 Eylül ideolojisi “Türk-İslam Sentezi” fiilen hayata geçti yeniden. İslamcılar hemen alkış tuttular… Atatürk’e bu dua karşılığında şimdilik katlanmaları mümkündü çünkü. Ne de olsa sırada kaçAksaray ziyareti vardı!
Nobelci soluğu tam da 17/25 Aralık arifesinde sultanın masasında aldı. Böylece hem hırsızlık temize çıktı, hem de saray bilimci ağırlayarak “külliye” denmeyi hak etti. Eh Nobelci nerede, ne konuşacağını biliyor. RTE’ye gereken övgüleri düzdü, teşekkür etti ve dünya liderine gereken madalyayı takmış oldu böylece. Amerikalı Nobelci “cumhuriyet” diye diye “Neo-Osmanlı”ya selam durdu... Selam durmak deyince…

Belli ki askeri düzene hayranlık duyan Amerikalı Nobelci hemen “Genelkurmay”ı da sıkıştırdı araya. Orada “hazır ol” vaziyetinde mi durdu, bilmiyoruz. Lakin memleketimizde postal sevdasının kimlerden beslendiğini anladık son günlerde. Ödülü askerlere teslim etmek Amerikalı bilimcinin verdiği şahane bir mesaj oldu. Uzun zamandır sinik, kayıp silahlı kuvvetler yine de şahlandı aman…
Amerikalı nobelci, belli ki çok şey öğrenmiş oralardan. Her hücresi kanserden hisssizleşmiş bir toplumu ölüm döşeğinde mutlu etti, Allah kendisinden razı olsun. Herkesin yüzünde çiçekler açtı, hani hasta son günlerde iyileşir gibi görünür, yüzüne bir nur gelirmiş ya, öyle oldu işte halkımız. Bayrağımız elimizde, duamızı da ettik, sırtımız sıvazlandı, eh daha ne olsun… Hayali cennetimizde uykuya dalarız yeniden…


Arkadaşlarımız Silivri zindanlarında diye sevinir haldeyiz biz, biliyor musunuz Sayın Nobelci bilimci? Aksi halde sonları Tahir Elçi gibi olurdu da, şükrediyoruz…

Cizre’de, Sur’da ne öğretmen kaldı, ne doktor… Çocuklarımız ölüyor, insanlar evlerini bir çıkına doldurmuş, tehcir halinde biliyor musunuz Sayın Nobelci bilimci?

Biz isterdik ki ilk önce Can ve Erdem’i ziyaret edesiniz. Türkan Elçi’yle kucaklaşasınız. Ankara’da bombalanan yurttaşları hastanede göresiniz. Başları zorla bağlanan ve kaçak kurslarda öldürülen çocukları anasınız. Zorla dayatılan din derslerine itiraz edesiniz. İlkokula dönmüş üniversiteler için bağımsızlık isteyesiniz.

Bunlar elbet işiniz değil. Mecbur da değilsiniz. Ama biliyor musunuz Sayın Sancar, memleketinizin/memleketimizin DNA’sıyla oynandı. Artık üzülmüyor, öfkelenmiyor, hiçbir etik ölçü tanımıyor insanlarımız. Bizim için en şaşırtıcı bilimsel süreç bu oldu. Hızla insanlığımızı yitiriyoruz…

Hiç değilse bir çift sözü bilime, üniversitelere dair söyleyiverseydiniz. YÖK diye bir bela var başımızda mesela. Vakıf üniversitesi diye ticari müesseseler almış başını gidiyor. Seçim yapılıyor üniversitelerde, ama kazanan değil padişahın adamları atanıyor rektörlüğe. Ha bir de, her yanda kindar nesil yetiştiriliyor, rektörler imam hatipli… İşte bizde bilim ortamı bu! Anlaşılan buna da diyeceğiniz tek söz yok…

Bir de Gezi diye bir süreç yaşandı. Gençler öldürüldü devletin şevkatli kurşunuyla. Haberiniz var mı? Acı, gözyaşı, keder bizim memlekette günlük sıradan olaylar. Öğrenciler dövülüyor, sövülüyor, tutuklanıyor… Akademisyenler tutsak… Diyeceğim belki bunları işitmediniz de, bir sorsaydınız bilene!

Yine de sağ olasın imanlı cumhuriyetçi dindar Türk Amerikalı Sancar paşa!

Nobel getirdin ya bize!

Bize derken Amerikalı milliyetçi ahalimize!

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız