Google Play Store
App Store

Yanan orman alanlarına ilişkin yeniden ağaçlandırma kampanyaları gündemde. Prof. Dr. Tolunay, yanan alanlarda doğal yenilenmenin ve tohumlamanın çoğu durumda ağaç dikimine tercih edilmesi gerektiğini söylüyor.

Doğa kendini onarır!
Fotoğraf: AA

Gökay BAŞCAN 

Bir yaz sezonu daha AKP’nin seyirci kaldığı, yurttaşların yalnız bırakıldığı orman yangınlarıyla geçti. Orman yangınlarıyla mücadelede bilim insanlarına kulak tıkayan siyasal iktidar, yangın sonrası da düzenlenen ağaçlandırma kampanyalarıyla topluma şirin görünmeye çalışıyor. Uzmanlar başta çam ağacı olmak üzere yanan alanlarda ağaçlandırma yapılmaması gerektiğine ilişkin uyarılarına rağmen fidan dikme kampanyaları düzenleniyor.

İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, her yıl yapılan bu çağrılara ve kampanyalara ilişkin “Uzmanlar olarak bizler sanki dejavu yaşıyoruz” dedi.

2025 yılının şimdiden 70 bin hektara yaklaşan yana orman alanı ile en çok ormanın yandığı ilk beş yıl içerisine girdiğini belirten Prof. Dr. Tolunay, “Yangınlar devam ederken tartışmalar uçak ve helikopter üzerinden yürütülürken, yangınlar sonrasında da yanan ormanların yeniden ormanlaştırılması gündeme geldi. Bu noktada kamuoyunda yanan ormanların imara, maden şirketlerine ve otellere verileceği endişesi yaşandığı için yanan ormanların ağaçlandırılması baskısı oluştu ve hemen ardından da ağaçlandırma kampanyaları başlatıldı. Sıcak ve kurak iklime sahip Akdeniz’in kızılçam ormanları suçlu ilan edildi, sanki yangınları çıkartan insanlar değilmiş kızılçamlarmış gibi” dedi.

Yanan alanlar imara açılacak iddialarına yanıt veren Tolunay, “Öncelikle yanan ormanlarda otel yapıldığı tek bir örnek var. Bu tek bir örnek dahi ormanların otel inşası için yakıldığını kamuoyuna düşündürüyor. Halbuki bir ormana otel yapılması, maden ocağı açılması, yol ve elektrik nakil hattı geçirilmesi, enerji tesisi kurulması için yakılmasına gerek yok. Zaten ülkemizde her yıl neredeyse yanan ormanların 2 katı kadar bir alan bu gibi tesislere verilen izinlerle ormansızlaşıyor” ifadelerini kullandı.

SADECE ALANI KORUYUN

Yanan alanlara ilişkin konuşan Tolunay, “Bilimsel olarak yapılması gerekenler ise yanan ormanlarda yangın şiddeti, ağaç türü, toprak özellikleri gibi değerlendirmelerden sonra şekillenmelidir. Örneğin yangın çok şiddetli değilse kızılçam ağaçlarının üzerindeki kozalaklar yanmaz ve yangın sonrasında açılan kozalaklar külün içine düşerek sonbahar yağışlarından sonra çimlenir. Ağaçlarda yeterince kozalak yoksa veya yanmışsa sonbaharda önceden stoklanmış tohumlar yanan alanlara atılır. Ağaçlandırma ise bütün bunlara rağmen yanmış ormanlara fidan gelmemesi durumunda bir sonraki yılın ilkbahar aylarında düşünülmelidir. Makilikler de ise bunlara dahi gerek yoktur. Yangın sonrasındaki birkaç hafta içinde maki bitkileri kök sürgünü vermeye başlar” ifadelerini kullandı.

Yanmış ağaçlardan dökülen çimlerin tohumlanmasının beklenmesi gerektiğine dikkat çeken Tolunay, “Çok geniş alanlar yandığında ağaçlandırma yapılması ayrıca bir sorundur. Çünkü öngörülenden daha fazla orman yandığında fidanlıklarda yeterince fidan bulunmayabilir. 2024 yılı verilerine göre orman fidanlıklarında üretilen 132 milyon kadar. Bütün bu fidanları kullanarak ağaçlandırılabilecek alan ise 80 bin hektar kadar. Yanan alan 70 bin hektar kadar olduğu için fidan sayısı yeterli gelebilir. Ancak dikilecek fidanların o yörede doğal olarak yetişen türler olması, hatta fidanların üretildiği tohumların o bölgeden toplanmış olması gerekir. Yanan bir alana fidan dikilmesi yeterli değildir. Fidanların orada hiçbir bakım görmeden 50-60 yıl yaşayabilmesidir. Yanan ormanları yeniden ormanlaştırırken gelecekteki iklimi de dikkate almak gerekir çünkü. Ayrıca yanan ormanların ağaçlandırılmasında büyük iş makineleriyle toprağın işlenmesi ve yanmış ağaçların köklerinin sökülmesi nedeniyle topraklar erozyona açık hale gelmekte. Yanmış ağaçlardan dökülen tohumların çimlenmesinin beklenmesi ya da tohum ekilmesinin çok daha ucuz bir yöntem olduğunu açıklamaya dahi gerek yok. Yanan ormanların iklim ve toprak özelliklerine uygun olmayan türlerle ağaçlandırma yapıldığında bir sonraki yıl bu fidanları çoğu kurur” diye konuştu.

Son dönemde bazı bölgelerin sonradan ormanlaştırmanın yanlış olduğuna ilişkin tartışmalara ilişkin de konuşan Tolunay şu ifadeleri kullandı: Bir de özellikle Gelibolu yangınlarından sonra 1920’lerde çekilen fotoğraflar üzerinden o bölgede orman olmadığı gündeme getirildi. Bu da bugünün penceresinden geçmişe bakmak. Çanakkale Savaşı neredeyse 1,5 yıl sürdü. Topraktan halen top mermilerinin çıktığı bu bölgede askerlerin ısınması, yemek pişirilmesi gibi ihtiyaçlar için yakacağın nereden sağlandığı hiç gündem olmadı. Yoğun top atışlarının orman yangınlarına yol açıp açmadığı hiç değerlendirilmedi. Orman yangınları sadece ülkemizin değil, tüm dünyanın sorunu. Yangınların başlıca nedeni insan, giderek etkisini arttıran iklim değişikliği ise insanların başlattığı yangınların çok kısa sürede mega yangınlara dönüşmesine neden olmakta. Bu mega yangınlara çözüm tür değişikliği değil yangınlara dirençli ormanlar kurmaktır. Bunun için yangın mevsimi öncesinde yol ve yerleşim alanı kenarlarında denetimli yangınlarla yanıcı maddelerin yakılması, ağaçların budanması ve sık ormanların seyreltilmesi gerekli."