Doğa savunucularından Belgrad Ormanı için çağrı
Kuzey Ormanları Savunması, Belgrad Ormanı’nda yaptığı açıklamada muhafaza ormanı statüsünün değiştirilmek istenmesine, yapılaşma ve altyapı projelerine tepki gösterdi. Açıklamada "Belgrad Ormanı'nın statüsü ve rant projeleri geleceğini tehdit ediyor" denildi.

Kuzey Ormanları Savunması, bir kez daha Belgrad Ormanı’nda bir araya gelerek ormanın muhafaza statüsünün değiştirilmek istenmesi, yapılaşma baskısı ve altyapı projelerinin ekosistemi tehdit ettiğine dikkat çekti. Doğa savunucularına yönelik baskılara da değinilen açıklamada "Yaşamı savunmanın suç olmadığını söylüyoruz. Doğayı savunanların yalnız olmadığını söylüyoruz. Susmuyoruz, korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz" diyerek mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
Eylemde "Belgrad ormanı için harekete geç", "Ormanları yok eden sermaye için odun üretimine hayır", "Kanala, talana, betona hayır" yazılı döviz ve pankartları açıldı.
Burada yapılan açıklamada doğa mücadelesi yürütenlere yönelik baskılara değinilerek, “Bugün burada, Belgrad Ormanı’nda bir araya gelirken attığımız her adımı yalnızca bu ormanın ağaçları, suyu ve canlıları için değil; aynı zamanda yaşamı savundukları için hedef alınan, yargılanan, tutuklanan, saldırıya uğrayan ve aramızdan koparılan doğa savunucularına adıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bugün Türkiye’de doğayı savunmak, yalnızca bir çevre meselesi değil, aynı zamanda bir yaşam hakkı meselesidir” denildi.
"YIKIM ZİNCİRİ BÜYÜYOR"
Akbelen Ormanı’nda ağaç kesimlerine karşı tutulan nöbet anımsatılan açıklamada “O nöbetlerde insanlar yerlerde sürüklendi, gözaltına alındı, yargılandı. Ama geri çekilmediler. Çünkü biliyorlardı ki o orman kesildiğinde yalnızca ağaçlar değil, bir yaşam biçimi yok edilecekti” ifadeleri kullanıldı. Cankurtaran’da doğa mücadelesi yürütürken yaşamını yitiren Reşit Kibar anılarak, doğayı savunanların ağır bedeller ödediği vurgulandı. Antalya’da mermer ocaklarına karşı mücadele ederken katledilen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çifti ile gazeteci Hakan Tosun da anıldı. Açıklamada, “Polen Ekoloji’den arkadaşlarımızın tutuklanması, Akbelen’de yaşam savunucularının gözaltına alınması, Türkiye’nin dört bir yanında doğa savunucularının yargı tehdidi altında bırakılması; tüm bunlar bize gösteriyor ki mesele yalnızca doğayı yok eden projeler değil, aynı zamanda doğayı savunanların susturulmak istenmesidir” denildi. Kuzey Ormanları coğrafyasında son dönemde yaşanan tahribata dikkat çekilen açıklamada, Bursa Yenişehir Kirazlıyayla’daki maden atık havuzunun çökmesi “doğanın ve insan yaşamının şirket çıkarları uğruna riske atılmasının göstergesi” olarak değerlendirildi. Trakya İğneada’da planlanan nükleer santral, Mersin Akkuyu’daki nükleer proje ve Sinop’ta gündeme gelen nükleer planlara işaret edilerek, bu projelerin ekosistemi geri dönülmez risklerle karşı karşıya bıraktığı ifade edildi.
"EKOLOJİK YIKIM PROJESİDİR"
Açıklamada, Kanal İstanbul projesinin İstanbul’un su kaynaklarını, tarım alanlarını ve ormanlarını tehdit ettiği belirtilerek, “Bu proje yalnızca bir su yolu projesi değildir. İstanbul’un yaşam altyapısını hedef alan büyük bir ekolojik yıkım projesidir” denildi. Üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, otoyollar ve madencilik faaliyetleriyle Kuzey Ormanları’nın parça parça yok edildiği vurgulandı. Belgrad Ormanı’nın yalnızca bir mesire alanı olmadığı belirtilen açıklamada, “Bu orman, İstanbul’un su kaynaklarının, biyolojik çeşitliliğinin, temiz havasının ve ekolojik dengesinin hayati bir parçasıdır. Muhafaza ormanı statüsünün değiştirilmek istenmesi, yapılaşma baskısı, ulaşım ve altyapı projeleri ve rant odaklı müdahaleler, Belgrad Ormanı’nın geleceğini tehdit etmektedir” ifadelerine yer verildi.


