birgün

15° AÇIK

GÜNCEL 05.06.2020 07:21
author

Doğaya, çevreye ve insanlığın geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz!

Bugün, Stockholm’de 1972 yılında toplanan, Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı’nda temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın temel bir insan hakkı olduğu kararıyla kabul edilen 5 Haziran Dünya Çevre Günü.

Mühendis, mimar ve şehir plancıları olarak bizler, teknik-bilimsel bilgiyi ve doğal kaynakları insan yaşamını kolaylaştırmak için kullanan meslek disiplinleriyiz. İnsanın çevreyle kurduğu ilişkinin sürdürülebilir bir temelde yürütülmesinden sorumluyuz. Dolayısıyla çevreye karşı sorumluluğumuz, diğer mesleklerden çok daha fazla.

Bizler, bu sorumluluğun farkında olarak, bilimsel ve teknik aklın, çevre ve doğa yararına kullanılması için mücadele veriyoruz.

TMMOB ve bağlı odalar olarak bugüne kadar, doğal hayatı ve ekolojik dengeyi görmezden gelen, halkın geleceğini tehdit eden tüm uygulamalara karşı mücadele ettik. Kimi zaman bilimsel toplantılarla, kimi zaman uzman arkadaşlarımızın hazırladıkları raporlarla, kimi zaman kamuoyuna dönük açıklamalarla, kimi zaman da açtığımız davalarla ve yürüttüğümüz kampanyalarla tavrımızı en net şekilde ifade ettik.

Merkezine doğayı ve insanı alan bu anlayışımız, elbette ki, sermayenin önündeki tüm engellerin kaldırılarak sınırsız bir sömürü düzeninin yaratılması esasına dayanan neoliberal kapitalizmle uyuşmamaktadır.

Rant ve çıkar çevreleri ve onların güdümündeki siyasi iktidarlar, bizlerin bu duyarlılığını ve çabasını kendilerine engel olarak görüyor. Bu nedenle yıllardır hedefteyiz.

Bugüne değin hakkımızda açılan davalarla, yöneticilerimize yönelik tehditlerle, yandaş basın ve sosyal medya trollerinin hedef göstermeleriyle, Bakanlıklar tarafından yapılmak istenen denetimlerle bizleri susturmaya çalıştılar. Merkezi İdarenin ve ellerinde bulunan yerel yönetimlerin tüm olanaklarıyla seçim süreçlerimize müdahale ederek yandaşlarını yönetimlerimize taşımaya çalıştılar. Değişik dönemlerde kuruluş yasamızı değiştirme yönünde girişimlerde bulundular.

COVID-19 salgını dolayısıyla toplumsal ve ekonomik alanda derin yıkımlar yaşadığımız, salgın nedeniyle 4500’ün üzerinde yurttaşımızı yitirdiğimiz bu dönemde dahi bu kesimler TMMOB yasasıyla uğraşmaktan vazgeçmiyorlar. Karalama kampanyalarıyla, demokratik seçimlerle ele geçiremedikleri TMMOB ve bağlı Odalarımızı kuruluş yasasında yapacakları değişiklikle işlevsiz hale getirmek istiyorlar

Bu ısrarın nedenini çok iyi biliyoruz. Çünkü onlar, sömürüye, talana, yıkıma dayalı ekonomik düzenlerinin devamını insan ve çevre sağlığından çok daha önemli görüyorlar,

Çünkü onlar, ormanlarımıza baktığında, içinde yaşayan milyonlarca canlıya, havaya, suya, toprağa verilecek zararı değil, sadece ormanların altındaki madenleri, ormanlık alana yapacakları tesislerden elde edecekleri gelirleri görüyorlar. O yüzden Kuzey Ormanları’nı, Kaz Dağları’nı, Cerattepe’yi, ODTÜ Ormanları’nı yok ediyorlar.

Çünkü onlar, kıyılarımıza ve göllerimize baktığında, engin maviliklerin huzurunu hissedip bunu koruma sorumluluğunu duymuyorlar. Otel zincirlerine satılacak arazilerin parsellerini çıkarıyorlar. O yüzden Phaselis’i imara açıyorlar, Salda’yı tahrip ediyorlar.

Çünkü onlar, derelerimize baktığında, içinde yaşayan canlıları, içinden geçtiği vadiyi değil, üzerine inşa edeceği HES’leri düşünüyorlar. O yüzden Fırtına Vadisi’ni, Munzur’u kurutuyorlar.

Çünkü onlar, tarihi eserlere ve kültürel varlıklara baktığında, dünya medeniyetinin bizlere bıraktığı mirasın sorumluluğunu duymuyorlar. Bu mirası ranta çevirmenin hesabını yapıyorlar. O yüzden Hasankeyf’i, Allianoi’yi, Zeugma’yı dinamitlerle patlatıp, sular altında bırakıyorlar.

Çünkü onlar meralarımızı, yaylalarımızı, ovalarımızı, tarım alanlarımı, havzalarımızı, sit alanlarımızı, kentlerimizi, koruma altındaki alanlarımızı, kamunun elindeki iktisadi işletmeleri, toplumsal zenginliğimizin, doğanın ve tarihin bir parçası olarak değil, sermayenin bir parçası olarak görüyor ve nakde dönüştürmeye çalışıyorlar.

TMMOB’nin emekten yana, bilimden yana, özgürlüklerden yana, kalkınmadan yana, doğadan ve çevreden yana yurtsever toplumcu çizgisi bu kesimleri rahatsız etmektedir.

Bizlere nasıl saldırırlarsa saldırsınlar bu değerlerimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bugüne kadar hiçbir saldırı karşısında asla geri adım atmadık, bu süreçte de geri adım atmayacağız.

Ülkemize, halkımıza, mesleğimize, doğaya, çevreye ve insanlığın geleceğine sahip çıkmaya devam edeceğiz.

Mühendis, mimar ve şehir plancılarının sesi kısılırsa, bu ülkenin sesi kısılır. Dünya Çevre Günü’nüz kutlu olsun.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız