birgün

17° AÇIK

Doğaya porselen dokunuşu

“Habitat: Bloom” sergisi ile New York’ta sanatseverlerle buluşan Melis Buyruk, beklenmedik detaylardan etkilendiğini belirtiyor ve ekliyor: “Bir çiçeğin dokuları, bir hayvanın kürkünü oluşturan her bir tüy gibi”.

KÜLTÜR SANAT 19.08.2022 06:30
Doğaya porselen dokunuşu Melis Buyruk
Abone Ol google-news

Nagehan Kara

Sanatçı Melis Buyruk’un altıncı kişisel sergisi ve yurtdışındaki ikinci sergisi ‘Habitat: Bloom’ New York Leila Heller Gallery’de. Sanatçının son iki buçuk yılın özeti olarak nitelendirdiği, yoğun bir düşünme, çalışma ve üretim sürecinin sonucunda ortaya çıkan birbirinden etkileyici, zengin detaylar barındıran 17 eserin yer aldığı sergi, 2 Eylül’e kadar açık. Sergide canlı türlerini temsil eden doku ve parçaları kullanarak ürettiği hibrit formlardan oluşan, içinde tekrarlara yer verse de doğa gibi gelişen ve değişen bir yaşam alanı olarak Habitat serisinde, bitki ve çiçeklerin daha fazla belirmeye başladığını görüyoruz. Sanatçının hem üretim sürecinde hem de eserlerinde yeni bir çiçeklenme anına geçtiğini, pandemi döneminin de etkisiyle son sergisi Habitat: Bloom’da umuda ve mutlu anlara daha fazla alan açtığını hissediyoruz. Sergi vesilesiyle bir araya geldiğimiz Melis Buyruk sorularımızı yanıtladı.

Bu yaşam alanında insan-hayvan ve bitkilere ait doku ve parçaları bir araya getiren hibrit formlar yaratıyorsunuz. İnsan ve insan olmayanlar ya da türler arası hiyerarşileri sorgulamaya, alternatif yaşam alanları, alternatif formlar önermeye neden ihtiyaç var?

Doğanın bir alternatifinin ortaya sürülmesine ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Doğa zaten mükemmel. “Peki böyle olsaydı nasıl olurdu?” diyorum sadece sürreal bir anlatım üzerinden. Ya doğada bir hiyerarşi olmasaydı, tüm türler birbirinden üreyerek sarmaşıklar gibi çoğalsaydı? Bu fikri/soruyu somutlaştırıyorum ve görüntüde böyle olacağını varsayıyorum. Türler arasındaki hiyerarşiyi sorgulamak insan olarak bize sınırlarımızı hatırlatabilir veya dünyaya, diğer canlılara daha vicdanlı bir yaklaşım geliştirmemizi sağlayabilir.

Doğanın kırılgan ama bir o kadar da dayanıklı olmasıyla eserlerinizde kullandığınız porseleni seçmeniz arasında bağ var mı?

Seramik bölümü mezunuyum ve porselen teknik anlamda en hâkim olarak çalışabildiğim malzeme. Üretim sürecinin keyif veriyor olması bu malzemeyle çalışmayı sürdürmekteki en büyük sebebim. Ama porselenin kendiliğinden işime kattığı anlamların da olduğuna inanıyorum. Buna örnek verebileceğim bir başka yorumu da şöyle anlatabilirim; sanat eleştirmeni/küratör Peter Frank, işlerimde yaşama dair sonsuz bir hareket olduğu ve porselen ile örülmüş doğanın da aslında yaşayan canlıların yaşamayan parçaları olan kemikler gibi gözükerek oluşturduğu çarpışmanın etkisinden bahsetti. Bu yorum gerçekten hoşuma gitti.

Sergi hazırlık sürecinizden, ‘Habitat: Bloom’u ortaya çıkaran dönemden bahseder misiniz? Bu süreçte sizi neler etkiledi?

En çok hiç beklemediğimiz bir yerde karşımıza çıkan detaylardan etkilendim. Bir dalın bir çiçeğin dokuları, bir hayvanın kürkünü oluşturan her bir tüy gibi.

Habitat’tan ‘Habitat: Bloom’a geçiş nasıl oldu?

Bu seriyi oluşturan işler üzerinde uzunca süredir çalışıyorum. Bu tema, konu ve başlık değişmemiş olsa da sergi hazırlık sürecinde insan korkularını dürtüleyen hayvan türleri yerine bize daha olumlu duygular veren, doğada kamufle olabilen hayvanları çalışmak istediğimi fark ettim. Ayrıca bitkileri temsil eden çiçek dokularına ve çiçeklere daha fazla yer verdiğimi. Pandemi hepimiz için korku ve üzüntü dolu bir süreç olsa da benim gibi ev ve atölyesini bir arada kullanan, dikkati dağınıklığı olan ve çalışmak için uzun saatlere ihtiyaç duyanlar için verimli bir çalışma dönemiydi. Sakin ve çalışmaya adanmış olarak geçen bir dönemin adı da ":Bloom" olarak evrildi.

Bu sergi kariyerinizde nerede duruyor? New York’ta sergi açmak neler hissettiriyor?

Uzun zamandır ürettiğim işleri daha fazla ve daha farklı bir izleyiciyle paylaşmak ve yeni şeyler duymak çok yeni ve mutluluk verici deneyimler. Yeni bağlantılar kurmak, yeni sözler duymak, yeni planlardan bahsetmek bir sanatçının kendini geliştirebilmesi için çok önemli ve şu an bunu deneyimleyebiliyor olduğum için çok mutluyum.

Video haberler için YouTube kanalımıza abone olun

Birgün'e Abone ol