DOĞRUYA DOĞRU... EĞRİYE EĞRİ...
DOĞRUYA
DOĞRU...
Mustafa Mutlu (Vatan):
•Oysa “ileri demokrasilerde”, “azınlık hakkına duyulan saygı”, en az oyu alana mührü vermekten geçer! Tıpkı; YÖK’ün yaptığı gibi! Giresun Üniversitesi 2007 yılında kurulmuş... Kurucu rektör Prof. Dr. Osman Metin Öztürk de 1 Haziran 2010’da emekliye ayrılmış. YÖK, Prof. Halil İbrahim Bahar’ı Rektör Vekili olarak görevlendirmiş... 18 Haziran 2010’da da rektörlük seçimi yapılmış. Seçime 88 öğretim üyesi katılmış. En yüksek oyu Rektör Vekili Halil İbrahim Bahar almış: Tam 31 oy! Onu 29 oyla Prof. Dr. Mustafa Türkmen, 21 oyla Prof. Dr. Aygün Attar, 4 oyla Prof. Dr. Ayhan Bölük, 2 oyla Prof. Dr. Yılmaz Can izlemiş… Prof. Dr. Murat Teker’e ise kendisinden başka hiç kimse oy vermemiş: 1 oy!
Hüseyin Ali (Özgür-Gündem):
• AKP hükümeti de “Biz 21 Mart dışında kutlamaya izin vermeyiz” dememiştir. Bu bile başlı başına AKP’nin niyetini göstermektedir. Kuşkusuz bu sadece İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in kararı değildir. Önceki günlerde toplanan Terörle Mücadele Kurulu bu kararı almıştır. Tatil günü işçiler, memurlar ve öğrenciler katılmasın da katılım düşük olsun düşüncesiyle BDP’nin 18 Mart başvurusu reddedilmiştir. AKP bununla “Bakın katılım az oluyor” propagandası yapacaktı. Eğer Newroz bayramsa, bu bayrama saygılı olunacaksa, bu bayram işçilerin de, memurların da, öğrencilerin de bayramıdır.
DOĞRU...
Mustafa Mutlu (Vatan):
•Oysa “ileri demokrasilerde”, “azınlık hakkına duyulan saygı”, en az oyu alana mührü vermekten geçer! Tıpkı; YÖK’ün yaptığı gibi! Giresun Üniversitesi 2007 yılında kurulmuş... Kurucu rektör Prof. Dr. Osman Metin Öztürk de 1 Haziran 2010’da emekliye ayrılmış. YÖK, Prof. Halil İbrahim Bahar’ı Rektör Vekili olarak görevlendirmiş... 18 Haziran 2010’da da rektörlük seçimi yapılmış. Seçime 88 öğretim üyesi katılmış. En yüksek oyu Rektör Vekili Halil İbrahim Bahar almış: Tam 31 oy! Onu 29 oyla Prof. Dr. Mustafa Türkmen, 21 oyla Prof. Dr. Aygün Attar, 4 oyla Prof. Dr. Ayhan Bölük, 2 oyla Prof. Dr. Yılmaz Can izlemiş… Prof. Dr. Murat Teker’e ise kendisinden başka hiç kimse oy vermemiş: 1 oy!
Hüseyin Ali (Özgür-Gündem):
• AKP hükümeti de “Biz 21 Mart dışında kutlamaya izin vermeyiz” dememiştir. Bu bile başlı başına AKP’nin niyetini göstermektedir. Kuşkusuz bu sadece İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in kararı değildir. Önceki günlerde toplanan Terörle Mücadele Kurulu bu kararı almıştır. Tatil günü işçiler, memurlar ve öğrenciler katılmasın da katılım düşük olsun düşüncesiyle BDP’nin 18 Mart başvurusu reddedilmiştir. AKP bununla “Bakın katılım az oluyor” propagandası yapacaktı. Eğer Newroz bayramsa, bu bayrama saygılı olunacaksa, bu bayram işçilerin de, memurların da, öğrencilerin de bayramıdır.
Eğer böyleyse, kendisini Newroz Bayramı’nı sahipleniyor gibi yansıtan AKP bu kesimlerin Newroz’u kutlamasını neden engelliyor? Bu ne yaman tutarsızlıktır! İşçiler, memurlar, öğrenciler toplumun en dinamik kesimleridir. Bunlar katılmasın demek yaşlılar, ev kadınları ve işsizlerin katılması yeterlidir demek anlamına gelir. Yani AKP hükümeti kimlerin bayramı kutlayıp kimlerin kutlayamayacağına kendisi karar veriyor. Özcesi nereden bakılırsa bakılsın 21 Mart dayatması art niyetli bir karardır, dolayısıyla provokasyondur.
EĞRİYE
EĞRİ...
Nazlı Ilıcak (Sabah):
• Bugüne gelelim... Kendilerine yargısız infaz yapılmasından şikâyet edenler, ellerinde hiçbir delil bulunmadan aynı Cemaati hedef gösteriyorlar. Ahmet Şık'ın "Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcı ve hâkimler bu cezaevine girecek; burada ant içiyorum" sözlerini, özgürlüğe kavuşma heyecanının tezahürü olarak değerlendirebiliriz. (…)Son bir hamle... Acaba tahliye kararlarından kahramanlık öyküleri çıkarıp, pozisyonumuzu güçlendirebilir miyiz? Ama adalet arayışını bir komplo gibi göstermek, Emniyet ya da Yargı güçlerinin cezaevlerine tıkılacağı günü sabırsızlıkla beklemek, boş bir hevestir. 28 Şubat tekrar yaşanmayacak; yeni Nuh Mete Yükseller ortaya çıkmayacaktır.
(Nazlı Ilıcak kendisinden beklediklerimiz yapma noktasında bizi hiç hayal kırıklığına uğratmıyor sağolsun. İktidar nerede Ilıcak orada 12 Eylül’lerin bir daha yaşanmayacağını yazısında belirten Ilıcak’a bir sormak gerekiyor, kendisi 12 Eylül’de neredeydi… Pardon unutmuştuk kendisi o dönem Fatsa’ya yapılan nokta operasyonuna methiyeler düzmekle meşguldü!)
Fehmi Koru (Star):
• Ak Parti hükümeti; halktan aldığı oylar kendisine bu imkânı sağlıyor. Yeni arayışlar artan sorumluluk getireceği için ‘dertsiz başına dert açmak’ gibi de gelebilir iktidar sahiplerine. Oysa küçücük çabalarla elde edilecek artı değer içte ve dışta ellerini güçlendireceği için, yapacaklarını daha kolay yerine getirmelerini sağlayacaktır. Türkiye, siyasi iktidarı eliyle demokrasiyi benimsediğini her yönden belli ederek yalnızca bölge ülkelerine değil, karşı karşıya kaldıkları ekonomik kriz sebebiyle, seçilmişlerin yerlerini bürokratlara bıraktığı garip birer demokrasi görüntüsü vermeye başlayan Batı ülkelerine de ‘örnek’ teşkil edebilir. Fırsat kaçırılmamalı.
(Örnek ülke olacağımızın altını çiziyor Fehmi Koru. Koru’ya göre demokrasinin taşıyıcılığı önem arz ediyor ancak bu bildiğimiz türden bir demokrasi değil ‘ileri’ olanından hani dokunanın yandığı türden bir demokrasi. Örnekliği de elbette farklı Koru’nun, onun ileri sürdüğü örnek olma hali emperyalizmin çıkarlarıyla örtüşen bölgeyi bu şekilde yorumlayan hale tekabül ediyor. )


