DOĞRUYA DOĞRU... EĞRİYE EĞRİ...
DOĞRUYA
DOĞRU...
Pınar Öğünç (Radikal):
• Yarışma ilk ama yaklaşım hiç değil. Kimi kentsel dönüşüm alanlarında, kimi orman arazilerinde gizemli biçimde büyüyen, kampüslerin gün geçtikçe mutenalaştırıldığı, AVM zihniyetiyle dekore edilmekle kalmayıp ilişkilerin de bu bakışla yeniden tanımlandığı yerler artık üniversiteler. Kariyer günlerinin, sponsorlu partilerin, zorunlu banka ilişkilerinin, markalı derslerin (Bahçeşehir Üniversitesi’nde mevcuttur) olduğu yerde öğrencinin tanımı da değişiyor, öğretenin de. Şu an cezaevindeki 600 kadar politik öğrencinin varlığı daha da billurlaştırıyor tabloyu. Bu güzellik yarışmasıyla aklıma düştü. Kendisi düşünür mü bilmem ama Acun Ilıcalı’nın eğitim sektörüne girme zamanı gelmiştir. Uzmanıdır. Siz asıl Acun Ilıcalı Üniversitesi’nin bahar şenliklerini görün.
Mustafa Mutlu (Vatan):
• Sivas katliamı kurbanlarından şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Meclis’te İnsan Hakları Komisyonu’yla görüşmüş. Komisyon üyesi AKP’li Oya Eronat; Zeynep’e, “Hiç Aziz Nesin’i kendi kafanızda sorguladınız mı? ‘Keşke Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi’ dediniz mi?” diye sormuş... Sonra da eklemiş: “Her gerçeği her yerde söylemek demokrasi midir, yoksa dejenerasyon mudur?” Oya Hanım’ın demokrasi anlayışına bayıldım: Kendileri istedikleri yerde, istediklerini söyleyecekler; bunlara tahammül edemeyen yüzden fazla genç tutuklanıp cezaevine konulacak... Ama onlar gibi düşünmeyenler konuştukları zaman bu, “insanları toplu halde yakmak” için haklı bir neden sayılaca
EĞRİYE
EĞRİ...
Cemil Ertem (Star):
• (...) Ama bir İslam âlimi olan Bediüzzaman, tıpkı Marx gibi söyler: Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esaret, şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır, geçiyor.’ Ama Yıldızoğlu, aydınlanmaya yüzünü dönmüş ‘solun’ Smith’lerin dünyasına dönmeyeceğinden korkmuyor da kapitalizm karşıtı Müslümanlar’ın Asrı Saadet’e döneceğinden korkuyor mesela.
(AKP’nin ne kadar demokrat ve yararlı bir parti olduğunu her fırsatta dile getiren Star gazetesinde, anti-kapitalist teoriler üreterek sola fikir vermeye soyunan Cemil Ertem’in Said-i Nursi’yi Marx’a benzetmesine hiç şaşırmıyoruz. Açıkçası Cemil Ertem’in bu tavrı bizi ‘mutlu’ ediyor, Cemil Ertem’in bizi solcu ve devrimci görmesi bizim açımızdan sıkıntı yaratırdı.)
Süleyman Yaşar (Sabah):
• Peki son on yılda dünyada askeri harcamalar her yıl reel olarak yüzde 4.5 artarken Türkiye nasıl askeri harcamalarını reel olarak ortalama yüzde 12 azalttı? Bu başarıyı şöyle açıklayabiliriz. Türkiye'nin son on yılda bütçe harcaması tercihlerini askeri harcama yerine eğitim ve sağlık harcamalarından yana kullandığını ileri sürebiliriz.
( Sabah’ın ekonomi yazarı Süleyman Yaşar da en az Cemil Ertem kadar AKP ve gerici-piyasacı kafaları aklama noktasında ‘başarılı’. Her veri AKP’nin hanesinde olumlu biçimde yansıtılıyor Yaşar tarafından. Askeri harcamaların azalmasından dem vuran Yaşar’ın son on yıldaki özelleştirmeler sonucu güvencesiz çalışmaya mahkum olanlardan, işsiz kalanlardan haberi var mı acaba. Bu rakamları da bir başarı olarak sunabilir mi ya da şöyle soralım iktidarı cilalama denkleminde emekçilerin, öğrencilerin, ezilenlerin payına hangi istatistik düşüyor...)
DOĞRU...
Pınar Öğünç (Radikal):
• Yarışma ilk ama yaklaşım hiç değil. Kimi kentsel dönüşüm alanlarında, kimi orman arazilerinde gizemli biçimde büyüyen, kampüslerin gün geçtikçe mutenalaştırıldığı, AVM zihniyetiyle dekore edilmekle kalmayıp ilişkilerin de bu bakışla yeniden tanımlandığı yerler artık üniversiteler. Kariyer günlerinin, sponsorlu partilerin, zorunlu banka ilişkilerinin, markalı derslerin (Bahçeşehir Üniversitesi’nde mevcuttur) olduğu yerde öğrencinin tanımı da değişiyor, öğretenin de. Şu an cezaevindeki 600 kadar politik öğrencinin varlığı daha da billurlaştırıyor tabloyu. Bu güzellik yarışmasıyla aklıma düştü. Kendisi düşünür mü bilmem ama Acun Ilıcalı’nın eğitim sektörüne girme zamanı gelmiştir. Uzmanıdır. Siz asıl Acun Ilıcalı Üniversitesi’nin bahar şenliklerini görün.
Mustafa Mutlu (Vatan):
• Sivas katliamı kurbanlarından şair Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok Akatlı, Meclis’te İnsan Hakları Komisyonu’yla görüşmüş. Komisyon üyesi AKP’li Oya Eronat; Zeynep’e, “Hiç Aziz Nesin’i kendi kafanızda sorguladınız mı? ‘Keşke Aziz Nesin konuşmasaydı da babam ölmeseydi’ dediniz mi?” diye sormuş... Sonra da eklemiş: “Her gerçeği her yerde söylemek demokrasi midir, yoksa dejenerasyon mudur?” Oya Hanım’ın demokrasi anlayışına bayıldım: Kendileri istedikleri yerde, istediklerini söyleyecekler; bunlara tahammül edemeyen yüzden fazla genç tutuklanıp cezaevine konulacak... Ama onlar gibi düşünmeyenler konuştukları zaman bu, “insanları toplu halde yakmak” için haklı bir neden sayılaca
EĞRİYE
EĞRİ...
Cemil Ertem (Star):
• (...) Ama bir İslam âlimi olan Bediüzzaman, tıpkı Marx gibi söyler: Vahşet ve bedeviyet, memlûkiyet, esaret, şimdi dahi ecîrdir, başlamıştır, geçiyor.’ Ama Yıldızoğlu, aydınlanmaya yüzünü dönmüş ‘solun’ Smith’lerin dünyasına dönmeyeceğinden korkmuyor da kapitalizm karşıtı Müslümanlar’ın Asrı Saadet’e döneceğinden korkuyor mesela.
(AKP’nin ne kadar demokrat ve yararlı bir parti olduğunu her fırsatta dile getiren Star gazetesinde, anti-kapitalist teoriler üreterek sola fikir vermeye soyunan Cemil Ertem’in Said-i Nursi’yi Marx’a benzetmesine hiç şaşırmıyoruz. Açıkçası Cemil Ertem’in bu tavrı bizi ‘mutlu’ ediyor, Cemil Ertem’in bizi solcu ve devrimci görmesi bizim açımızdan sıkıntı yaratırdı.)
Süleyman Yaşar (Sabah):
• Peki son on yılda dünyada askeri harcamalar her yıl reel olarak yüzde 4.5 artarken Türkiye nasıl askeri harcamalarını reel olarak ortalama yüzde 12 azalttı? Bu başarıyı şöyle açıklayabiliriz. Türkiye'nin son on yılda bütçe harcaması tercihlerini askeri harcama yerine eğitim ve sağlık harcamalarından yana kullandığını ileri sürebiliriz.
( Sabah’ın ekonomi yazarı Süleyman Yaşar da en az Cemil Ertem kadar AKP ve gerici-piyasacı kafaları aklama noktasında ‘başarılı’. Her veri AKP’nin hanesinde olumlu biçimde yansıtılıyor Yaşar tarafından. Askeri harcamaların azalmasından dem vuran Yaşar’ın son on yıldaki özelleştirmeler sonucu güvencesiz çalışmaya mahkum olanlardan, işsiz kalanlardan haberi var mı acaba. Bu rakamları da bir başarı olarak sunabilir mi ya da şöyle soralım iktidarı cilalama denkleminde emekçilerin, öğrencilerin, ezilenlerin payına hangi istatistik düşüyor...)


