birgün

14° AÇIK

GÜNCEL 13.08.2021 09:48

Doğu Karadeniz, fındık ve Ferrero

2020 yılında TMO’nun fındık alım fiyatı 22.50 lira olarak açıklanmıştı. Bu yılki fiyat yüzde 20 artışla 27 lira olarak duyuruldu. Oysa son bir yılda kimyasal gübre fiyatları yüzde 100, pestisit fiyatları yüzde 50 oranında arttı. Üreticiler yine kaybetti.

Doğu Karadeniz, fındık ve Ferrero

Dr. Necdet ORAL

1980’li yıllarda başlayan neoliberal politikalar Türkiye’de tarımı gerek ulusal gerekse çokuluslu sermayenin vurgun alanı haline getirdi. Bu süreç, devletin piyasayı ve bölüşüm ilişkilerini düzenlediği bir yapıdan sermayenin düzenleyici olduğu yapıya geçiş olarak özetlenebilir. Bu dönemde tohum, kimyasal gübre, pestisit gibi tarım girdilerinde piyasaya bağımlılık derinleşti, şirketlerin girdi piyasalarında ve fiyatların belirlenmesinde hâkimiyeti güçlendi, girdi fiyatları ürün fiyatlarına göre daha fazla arttı ve buna bağlı olarak çiftçi gelirleri azaldı. 400 bini aşkın üreticinin geçimini sağlayan fındık da bu süreçten payına düşeni aldı.

FINDIĞIN YÜZDE 69’U TÜRKİYE’DE ÜRETİLİYOR

2019 yılı itibarıyla Türkiye dünya fındık üretiminin yüzde 69’unu karşılamakta, Türkiye’yi İtalya (yüzde 9), Azerbaycan (yüzde 5) ve ABD (yüzde 3) izlemektedir. Dünya fındık ihracatında da ilk sırada olan Türkiye, toplam ihracatın yüzde 60’ını gerçekleştirmektedir. (Grafik:1)

dogu-karadeniz-findik-ve-ferrero-909758-1.



AB FINDIK ÜRETİMİNİ ARTIRMAYA ÇALIŞIYOR

AB, üye ülkelerde (İtalya, İspanya, Yunanistan, Fransa ve Portekiz) yaptığı desteklerle fındık üretimini artırmaya çalışıyor. Öte yandan Almanya, Arjantin, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerde fındık üretimini teşvik ederek Türkiye’nin üretimdeki üstünlüğünü kırmaya çalışıyor. Bu durumda Türkiye’nin bir yandan verimi artırması, öte yandan da farklı pazarlama stratejileri geliştirmesi gerekmektedir.

FINDIĞIN KARADENİZ’DE 25 YÜZYILLIK YAŞAMI

Doğa, Doğu Karadeniz'in toprağına dünyanın en iyi fındığını yetiştiren özellikler vermiştir. Belgeler, fındığın öyküsünün Doğu Karadeniz'de en azından yirmi beş yüzyıllık bir yaşantısı olduğunu göstermektedir. 2020 yılı itibariyle Türkiye’de fındık dikim alanları 735 bin hektar olup üretim ise 665 bin ton dolayındadır. Üretimin yüzde 29’u Ordu’da gerçekleştirilmiş, Ordu’yu yüzde 18 payla Samsun, yüzde 14 payla Sakarya ve yüzde 13 payla Giresun İzlemiştir. (Grafik:2)

dogu-karadeniz-findik-ve-ferrero-909759-1.



ÜRETİCİ ÖRGÜTLENMESİ ETKİSİZLEŞTİRİLDİ

IMF ve Dünya Bankası, 2000’li yılların başında Türkiye’deki mevcut destekleme sisteminin ortadan kaldırılarak, tarımın giderek piyasa güçlerine teslim edilmesini öngören “reformlar” dayattılar. Bu çerçevede tarım satış kooperatif ve birliklerini “özerkleştirme” bahanesiyle hazırlanan, gerçekte bu örgütlerin işletme ve tesislerinin tasfiye edilmesini amaçlayan kanun 16 Haziran 2000 tarihinde yürürlüğe girdi. Söz konusu kanun çerçevesinde Fiskobirlik’in iktisadi işletmeleri (Başak Sigorta-Efit-Fiskomar) anonim şirkete dönüştürülerek tasfiye sürecinin temelleri atıldı. Fiskobirlik birçok taşınmazının yanı sıra en büyük işletmelerden biri olan Ordu Yağ Fabrikasını da satmak zorunda kaldı. Bu süreçte fındık satın alamaz hale getirilen Fiskobirlik üreticiden koparılarak tabela örgütü haline getirildi. Böylelikle fındık üreticileri çokuluslu gıda şirketlerine altın tepside sunulmuş oldu.

PİYASA ÇOKULUSLU ŞİRKETLERİN TEKELİNDE

Fiskobirlik’i etkisizleştirmek amacıyla 2006 yılında Bakanlar Kurulu Kararı (BKK) ile fındık alım görevi Toprak Mahsulleri Ofisi’ne (TMO) verildi. Üç yıl sonra yine BKK ile “Yeni Fındık Stratejisi” uygulamaya konularak, TMO’ya verilmiş olan fındık alım görevi sonlandırıldı. Bu kapsamda üreticilere “Alan Bazlı Gelir Desteği” uygulaması başlatıldı. Öte yandan fındık ticareti tümüyle serbest piyasa koşullarına bırakıldı. Bir yanda çoğu bir tonun altında fındık üreten 400 bin dolayında küçük üretici; öte yanda az sayıda ve güçlü fındık tüccarları-sanayicileri-ihracatçıları. Üretilen fındığın yarısını 5 firmanın satın alıp-ihraç ettiği bu piyasa “serbest” değil, “tekelci” piyasadır.

Günümüzde sektöre birkaç şirketin hakim olduğu görülmekte. 20 yıl önce Doğu Karadeniz’de 395 fındık ihracatçısı firma varken, günümüzde bu sayı 35’e düştü. Fındığın yaklaşık yüzde 30’unun üretildiği Ordu’da 1990’lı yılların başında 55 olan ihracatçı sayısı günümüzde 4’e kadar geriledi. Bu şirketler hasat sonrası kendi açıkladıkları fiyatlarla fındık alımı yapmaktadır. Küçük işletmeler, ürünlerini hasat sonrasına bekletecek maddi koşullara sahip olmadıkları ve fiyatların nasıl şekilleneceği öngörülemediği için, şirketlerin açıkladığı fiyatlar üzerinden elden çıkarmak zorunda kalmaktadır. Başka bir deyişle bu süreçte üreticiler kendi ürünleri ve üretim süreçleri üzerinde kontrolü yitirmiş, buna karşılık yerli ve ulus ötesi sermaye belirleyici aktör haline gelmişlerdir.
Dünyanın en büyük 4 çikolata üreticisinden birisi olan İtalyan Ferrero şirketi, 2014 yılında dünyanın en büyük fındık ihracatçısı olan Oltan Gıda’yı satın aldı. Bir Ferrero markası olan Nutella’nın üretiminde fındık kullanılmakta. Singapur sermayeli Progıda fındık ihracatında ikinci sırada yer alıyor. Bir başka ulus ötesi şirket olan Stelliferi de 2012 yılında Ferrero tarafından devralınmıştı. Sözleşmeli üretimle çalışan ABD’li Noor Fındık ise ulus ötesi başka bir firmadır.

FERRERO’YA 668 MİLYON LİRALIK TEŞVİK

2009 yılında fındıkta fiyat oluşumu tümüyle serbest tekellerin insafına bırakıldı. Böylelikle fındığın her aşaması Ferrero tarafından belirlenir hale geldi. Ferrero yalnız fındık satın almakla kalmıyor, satın alma ve kiralamalar yoluyla üretimde de tekel olmaya çalışıyor. Halen fındık ihracatının yüzde 35-40’ı Ferrero tarafından gerçekleştiriliyor. Bu arada Kasım 2020 döneminde Ferrero’ya Düzce’de kuracağı tesis için 668 milyon lira teşvik verildi. Söz konusu tesise ayrıca gümrük vergisi muafiyeti ve KDV istisnası da sağlanacak.

SERMAYE KÜÇÜK ÜRETİCİLERDEN NE İSTİYOR?

TMO tarafından Nisan 2019’da Ordu'da Fındık Çalıştayı düzenlendi. Fındık tarımının ana omurgasını oluşturan küçük ve orta ölçekli üreticilerin temsil edilmedikleri bu çalıştayda, üreticilerin önemli bir bölümünün üretim bölgesi dışında yaşadıkları için bahçe bakım hizmetlerini yeterince yerine getiremedikleri, bu nedenle söz konusu hizmetlerin şirketler tarafından üstlenilmesi, devletin fındık piyasasına müdahale etmemesi, lisanslı depoculuk desteklerinin sanayici ve tüccar lehine genişletilmesi vurgulanmış, üretimin toplulaştırılması için gerekli adımların atılması, ekonomik işletme büyüklüğünün oluşturulması, arazi bankacılığı sisteminin kurulması, sözleşmeli üretim ve arazi kiralaması uygulamalarının yaygınlaştırılması istenmiştir.

FINDIKTA REKOLTE OYUNLARI

Fındıkta rekolte (üretim) yüksek olursa fiyat düşük, buna karşılık rekolte düşük olursa fiyat yüksek olmaktadır. Türkiye’nin 2021 ürünü kabuklu fındık üretim tahminini Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi (INC) 790 bin ton, TÜİK ise 700 bin olarak açıkladılar. Buna karşılık Tarım ve Orman Bakanlığı eşgüdümünde oluşturulan komisyon sahada çalışarak rekolte tahminini 650 bin ton olarak belirledi, ancak Bakanlık ve rekolteyi kamuoyuna duyurmadı. Bunun üzerine fındığın en büyük alıcısı ve ihracatçısı Ferrero harekete geçti ve rekolte oyunu sahnelenmeye başladı. Rekolte tespit komisyonunda yer almasına karşın İhracatçı Birlikleri masa başında rekoltenin 815 bin ton olduğunu iddia ederek Bakanlığı yeniden rekolte tahmini yapmaya zorladılar. Ancak Bakanlık ikinci tahminini de resmi olarak açıklamadı.

FINDIK ALIM FİYATLARINDA ŞİRKETLER LEHİNE KARAR

Tekelleşme nedeniyle piyasada arz/talep dengesi sağlanamamaktadır. 2020 yılı başlarında Covid-19 pandemisi ile birlikte fındık fiyatları yükselmeye başlamış, sezon sonuna doğru fiyatlar 27 liraya çıkmıştır. Ancak piyasada fındık fiyatları gerçek değerine ulaştığında küçük üreticilerin elinde fındık kalmamıştı. Öte yandan 2020-2021 sezonu öncesi TMO yükselen fındık fiyatları karşısında piyasaya kilosu 24 liradan 20 bin ton fındık sürerek fiyatların 18-19 lira seviyesine düşmesini sağlamış, böylece siyasi iktidar eliyle şirketlerin lehine bir durum yaratılmıştır. 2020 yılı alım fiyatları 22.50 lira olarak açıklanmış, piyasada fiyatlar 2021 yılı başına kadar 28 liraya kadar alıcı bulmuştur. Ardından bir miktar gerileyen fiyatlar ortalama 21-24 lira arasında seyretmiştir.

TMO 2020 yılı alım fiyatını 22.50 lira olarak açıklanmıştı. Bu yılki fiyat yüzde 20 artışla 27 lira olarak duyuruldu. Oysa son bir yılda üreticinin kullandığı girdilerden kimyasal gübre fiyatları yüzde 100, pestisit fiyatları yüzde 50 oranında arttı. Üreticilerin beklentilerinin çok altında belirlenen bu fiyat; tüccarlara, ihracatçılara, fındığı alıp işleyen yerli ve ulus ötesi şirketlere yarayacak, yüz binlerce fındık üreticisi ailenin geliri ise azalacaktır.

Bir yanda 400 bini aşkın örgütsüz küçük üretici; karşılarında ise sayıları az ama güçlü fındık şirketleri. Küçük üreticiler bu vahşi kapitalist piyasa koşullarında varlıklarını ancak kendilerinin örgütledikleri demokratik işleyişe sahip kooperatifler ve sendikalarla sürdürebilirler.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol