birgün

24° AÇIK

EĞİTİM 29.05.2021 08:02

Dozu ayarında bir kaygı sınavda başarıyı getirir

1 milyondan fazla öğrenci 6 Haziran günü istediği lisede eğitim görebilmek için LGS’ye girecek. Çocuklar pandemi koşullarında sınava hazırlandı. Her dönem sınav kaygısı yaşanabilir. Kaygı, performanslarını doğrudan etkiler. Yüksek kaygı çocuğun dikkatini vermesini engeller. Hatırlayamadıkça kaygısı artar, kaygısı arttıkça anlayamaz. Hiç kaygılı değilse bu kez motivasyonu olmaz. Yapılması gereken kaygıyı makul seviyede tutmak.

Dozu ayarında bir kaygı sınavda başarıyı getirir

PROF. DR. AYŞE BİLGE SELÇUK / Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü

“LGS için çocukları psikolojik olarak nasıl destekleyebiliriz?” sorusuna cevap ararken aklımızda tutmamız gereken ilk şey:
Çocuklar aynı değil.

Bir kısmı zaten yapı olarak kaygılı.

Mizaç olarak daha kaygılı olan çocuklar sınav yaklaşırken de diğer çocuklara göre daha çok kaygılanabilirler. Yani bu dönemde belki zaten kaygılılardı veya bu yılı rahat geçirmişken sınavdan bir iki gün önce kaygıları birden artabilir; bu mümkün.

Kaygı kendini nasıl belli eder?

Bazen sözel olarak çocuk bunu açıklıkla ifade edebilir. Ama bazen vücut dili devreye girer. Çocuk, sözel olarak hiçbir endişe belirtmediği halde, bazı psikosomatik dediğimiz belirtiler ortaya çıkabilir. Yani fiziksel belirtiler ama kökeni psikolojik.

Örneğin kaygı kendisini sindirim sistemindeki değişikliklerle belli edebilir: Bağırsak hareketlerinde belirgin hızlanma/yavaşlama, mide bulantısı, karın ağrısı olabilir. Uyku bozulabilir; uykuya dalmada güçlük veya uyuyamama. İştah azalabilir. Tik olabilir, tırnak koparma, saç/kaş koparma vb olabilir.

SINAVDA KAYGIYA YOL AÇAN FAKTÖR

1- Ailenin çocuk için koyduğu hedefin çok yüksek olması

2- Hedef yüksek olmasa da çocuğun başarısına inanmaması

3- Anne ve babanın aşırı kaygılı olması ve bunu çocuğa her koşulda hissettirmeleri

NEFES EGZERSİZİNİ ÖĞRENMESİ ÖNEMLİ

Bunlar çocukta kaygının yüksek olduğuna dair bazı işaretlerdir. Her davranış bize bir bilgi verir. Ve yetişkinlere düşen de bu bilgiyi doğru değerlendirmek ve gereğini yapmak.Peki ne yapmak gerekir? Çocuğu rahatlatmak gerekir… Çocuğu rahatlatmak için öncelikle kaygı ve stres düzeyinin neden yüksek olduğunu anlamamız gerekiyor.Bu noktada bilmemiz gereken şudur: Kaygının ve stresin çok yüksek olması, dikkati ve hafızayı çok olumsuz etkiler ve sınav performansının çok düşmesine sebep olur.
Kaygı-stres ve sınav başarısı arasındaki ilişkiye baktığımızda çok iyi bildiğimiz bir prensip vardır: Çan eğrisi prensibi. Çan eğrisi şunu anlatır: Kaygı çok düşük olduğunda da, çok yüksek olduğunda da performansı düşürür. Kaygı ancak orta değerlerde olduğunda başarı yüksek olur.

Bunun sebeplerini şöyle açıklamak mümkün: Kaygı olmadığında çocuk hiçbir motivasyon hissetmez, atalete düşer; dikkatini yapması gereken işe yeteri kadar vermez, gayret göstermez.

Kaygı çok yüksek olduğunda ise çocuk dikkatini istese dahi elindeki işe veremez, hafızadan bilgiyi getiremez. Hatırlayamadıkça kaygısı artar, kaygısı arttıkça okuduğunu anlayamaz, hatırlayamaz ve bu paniğe de sebep olabilir.

Demek ki yapmamız gereken nedir? Kaygıyı makul bir seviyede tutmak.

Kaygısı yüksek olan çocuklarla rahatlama teknikleri çalışılması iyi olur. Nefes egzersizi örneğin kaygıyı azaltmada etkilidir, ama çocuk bunu nasıl yapacağını bilmeli, önceden çalışılmalı. Olumlu düşünmek, olumsuz düşünceleri akıldan çıkartmak, felaket senaryoları aklımıza geldiğinde bunları fark etmek ve dikkati sınava geri getirebilmek. Gerekiyorsa, çocuk çok kaygılı ise bu konuda bir uzmandan, bir çocuk ve ergen psikoloğundan bir iki seans da olsa destek alınabilir.

Her çocuk için bu durumlar farklı; anne babalar bu bilgileri kendi durumlarını gözden geçirerek değerlendirebilirler.

Anne babalar çocuklarına şayet çok sınırlı, sadece bir-iki okul hedefi koydularsa ve bu çocukta kaygıyı artırıyorsa, demek ki burayı biraz rahatlatmak lazım. Bunu daha önce gördüm ben: Yatağının baş ucuna girmek istediği okulun posterini asıp tüm bir sene bunun için çalışan ve sınavı hiç umduğu gibi geçmeyen çocuklar gördüm. Bu alanı rahatlatmak lazım. Birçok iyi okul var. Ve hiçbir okul iyi bir gelecek vadedemez. Bu konularda esnek olmamız gerekiyor. Özellikle internet ile çok iyi üniversitelerin derslerine, programlarına kaydolmanın, bu derslerden yararlanmanın da mümkün olmaya başladığını gördüğümüz bu dönemde, eğitim konusunda hızlı ve kaydadeğer değişiklikler olacağını öngörmek zor değil. Bir diğer durum: Çocuk çok kaygılı ise ve kendini yetersiz hissediyor ve yapamayacağına inanıyorsa, burada bu algının, çocuğun kendisine dair bu olumsuz beklentinin ne kadar gerçekçi olduğuna bakmak lazım. Çocuğun başarısı aslında yüksek ise ama kendisi hep yetersiz olduğunu düşünüyorsa, eldeki bulguların üzerinden geçmek lazım. “Bak oğlum, bugüne kadar sınav sonuçların böyle geldi… Başka türlü olması için bir sebep yok. Ve bu gayet iyi bir sonuç. Sınava gireceksin ve elinden gelenin en iyisini yapacaksın.”

ANNE BABA SÖZLERİNE MUTLAKA DİKKAT ETMELİ

Çocuğun başarısı gerçekten düşük ise de söylenebilecek şeyler benzer ama biraz farklı olabilir: “Bak oğlum, evet, şu şu sebeplerden sınav başarın yüksek olmadı. Senden gerçekçi olmayan bir beklentimiz yok, lütfen endişe etme (Bunu söyleyerek çocuğun stresini azaltıyoruz). Ama hiç belli olmaz, belki iyi bildiğin konulardan soru gelir, belki çok rahat yaparsın. Sen dikkatini ver, dikkatlice oku, acele etmeden düşün, yap (Bunu söyleyerek de umut veriyor, motivasyon arttırıyoruz.). Üçüncü sebep; anne baba çok kaygılı ise veya biri çok kaygılı ise… Kaygılı ebeveynin kendini kontrol edebilmesinin çok önemli olduğu bir zamana giriyoruz. Hem sözel olarak hem davranışlarını kontrol etmesi önemli. “Ah çok heyecanlı, kalbim çarpıyor, geceleri uyku tutmuyor” gibi ev içi konuşmalarına, telefon sohbetlerine çok dikkat etmesi lazım ebeveynin. Bunların tümü çocuğu etkiler.

Sınavdan önce başarı dilemek için dost ve akrabadan telefonlar, mesajlar gelebilir. Bunları kısa ve sakin tutmak gerekiyor. Burada sözünü ettiğim gibi stresli, endişeli konuşmalar yapmamak lazım. Anne babalar bazen bunları o kadar doğallıkla yapıyorlar ve çocuklarının etkilenmeyeceğini düşünerek o kadar rahat konuşuyorlar ki, çocuğu unutuyorlar. Dikkat etmeleri önemli.

Bu süre zarfında evin huzurlu olması için azami özen gösterilmeli. Gereksiz tartışma, hır gürden kaçınılmalı. Kardeşler arası tartışmalar, eşler arası tartışmalar vb. bunların hepsine dikkat edilmeli. Ev ortamını mümkün olduğu kadar pozitif tutmak lazım. Bu, şu anlama gelmiyor: Çocuğu mutlu etmek için ona hiç karışmayalım, istediği saatte yatsın, istediği saatte kalksın, hiç çalışmasın, istediği kadar bilgisayar oyununda, telefonda zaman geçirsin, üzülmesin, kızmasın diye ona hiç karışmayalım. Bilakis, çocuğun uyuma, uyanma saatlerinin ayarlanması gereken bir zaman bu. Tabii ki telefon ve bilgisayar oyunu saatleri sınırlandırılacak; bu, bazen sürtüşmeyi de beraberinde getirebiliyor; olabilir. Ama çocuğa kuralın sebebini anlatılmalı, açıklanmalı ve uyması da beklenmeli. Fakat çocuk elbette arkadaşlarıyla sohbet edecek. Çocuğun rahatlamasını sağlayacak şeyler yapması için ona alan tanımak önemli. Dışarı çıkıp hava alması, yürüyüş yapması için teşvik etmek de önemli.

Peki, sınav gününe yaklaştık. Bir gün önce çocuk çalışmayı tamamen bırakmalı mı? Her şeyi tamamen kapatmalı ve defter-kitap hiç açmamalı mı? Sınavdan bir gün önce öğlen en geç saat 4-5 gibi çalışmayı bırakmış olmak gerektiği, son günde de artık test çözmek değil, sadece birkaç konuyu hafızaya yerleştirmek için konulara bir tekrar bakılmasının iyi olabileceği söylenebilir.

Şayet çocuk çok kaygılı ise, akşam olduğu halde hala ders çalışmak istiyorsa, kaygısının ne kadar gerçekçi olduğu konusunda konuşmakta yarar olabilir. Bazı ders içeriklerine bakmasına izin verilebilir. Ama buradaki esas ihtiyaç çocuğun kaygısının yatışmasıdır. Şayet konuşabileceği ve çocuğu yatıştırabilecek bir öğretmeni varsa, onunla kısacık haberleşmesi rahatlatıcı olabilir. Çocuğun sınav öncesindeki birkaç akşam geçe kalmadan uyuması ve cep telefonu varsa annebabasına vermesi, telefonun odasında olmaması önemli. Çocuğun uykusu ağırsa ve sabahları uyanmakta genel olarak güçlük yaşıyorsa, sınavdan önceki birkaç sabah, sınava gideceği sabahki saatte uyanması yararlı olur. Uyku ve beslenme, beynin iyi çalışması için kritiktir.

STRESLİ EBEVEYN LGS’YE ÇOCUKLA GİTMEMELİ

LGS için gerekli lojistik hazırlıkları yapmak da çok önemli, çocuğun rahatlamasında rol oynar. Çocuğu sınav yerine, okula kim götürecek, araba yoksa, nasıl gidilecek, bir akrabadan ulaşım için yardım mı istenilecek? Toplu taşım ile gidilecekse saatleri hafta sonu değişiyor mu, LGS için ek sefer konuluyor mu? Bunların hepsi ebeveynin sorumlulukları arasında. Sınav için belirli kalemler alınması öğütlendiyse, B, 2B mesela, şimdiden hazır edilmeli. Lojistik ve materyal konuları anne baba zamanlıca halletmeli ve bu konuda da çocuğa bilgi vermeli. Özellikle kaygılı çocuklar bunları dert edebilir. Ama tüm çocuklar için bu bilgiler rahatlatıcı olacaktır.

Sınava giderken, çocuk hangi ebeveyn ile rahat hissediyorsa o ebeveyn çocuğa eşlik etmeli. Şayet çok gergin, çok kaygılı, stresli bir anne veya baba varsa ve bu ebeveyn kendini böyle zamanlarda kontrol etmekte güçlük çekiyorsa, çocukla okula gitmemesinde yarar var.

İki LGS oturumu arasında 45 dakika var; ikinci sınav için sınıfa girişlerin 15 dakika önce başlayacağını da düşünürsek 30 dakika var. Bu zaman, bir nefes alma, ihtiyaç giderme, yani tuvalete gitme, bir şeyler yeme içme ve zihni dinlendirme zamanı. Çocuk sınavdan çıkınca sınavının nasıl geçtiği ile ilgili konuşma ihtiyacında olabilir. Dinlemek lazım. Ama bu sınav arasındayken “şu soruyu doğru yaptım mı, yapmadım mı?” endişesi ile kitap karıştırmasına, hocasını veya arkadaşlarını aramasına izin verilmemeli. Bir, bunun sonu yok; iki, bu moral bozucu olabilir; üç, esas odak dinlenmek ve ikinci oturuma hazırlanmaktır. Annebabanın “Hangi sorular çıktı, hatırlıyor musun?..” gibi bir tutum içinde olması da yanlıştır; akrabalarla telefon konuşması yapmak keza yanlıştır. Bunlardan mutlak surette uzak durmak lazım her iki sınav da bitinceye kadar. Okulun bahçesi veya bulunduğu yer izin veriyorsa, biraz uzaklaşmakta yarar var. Bu hem zihni rahatlatmak için gerekli, hem de çocuklar arasındaki kontrolsüz durumlara maruz kalmayı azaltmak için önemli. Ağlayan çocuklar olabilir veya çok neşeli ve performansından memnun. Bunların hepsine nötr yaklaşabilmek çocuk için zordur; aradaki teneffüs zamanını sakin ve uzak bir yerde geçirmek yararlı olur. Ebeveynin yanında, çocuğun iki sınav arasındaki molada yemek isteyebileceği yiyeceklerin yer aldığı bir çanta olmalı; bu çanta bir önceki akşamdan hazırlanmalı. Çocuğu açlığını bastıracak kadar yemeye, bir şeyler atıştırmaya teşvik etmek iyi olur.

PANDEMİ KOŞULLARINDA SINAV PRATİĞİ YAPILMALI

Bu pandemi döneminde 8. Sınıfların okula gitmelerinin tercihe bırakıldığı zamanlar oldu. Bazı çocuklar eğitime evden devam etmeyi seçti, bazıları okula gidip yüz yüze eğitim almayı yeğledi. Eğitime evden devam eden çocukların maske ile sınav yapma vb. pandemi pratikleri daha zayıf olabilir. Sınavdan önceki son günlerde sırf buna alışmak ve sınavı alacağı sınıfı ve sırayı görmek için okula gitmesi iyi bir fikir olabilir; bu birkaç günlük deneyim çocuğun pandemi koşullarında sınav almaya bağlı olarak yaşayabileceği bazı olası sorunları ortadan kaldırabilir.

Tüm çocuklarımıza sağlıklı ve rahat geçirecekleri bir sınav diliyorum.

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol