Durduramazlar halkın coşkun akan selini
Gardiyanları ve yargıçları ve savcıları, kanunları, yönetmelikleri, bütün kararları, dergileri, gazeteleri, bütün yayınları, panzerleri, kelepçeleri, bütün silahları, zindanları, tutukevleri, işkence evleri, sarayları, borsaları ve şirketleri ve iktidarları, hepsi halka karşıdır, bunların hiçbiri onları kurtaramayacak.

Yeni bir yıla uyandın. Belki televizyondan, belki tabletten belki de telefonundan baktın dünyada olup bitene. Sonra Galata’da toplanan insanlarla ilgili haber ilişti gözüne. Filistin’e destek adı altında fetih ve cihat çağrılarıyla toplama kalabalıklardan endişe ediyorsun, kim bilir?
Kaldır başını. Yeni yılı grev çadırında karşılayanları gör. Devlete yasaklı grev nasıl olur onu gösteriyorlar. Yalın ayak Ankara’ya yürüyen kardeşleri gibi inatla ve kararlılıkla... Polonez’de bir avuç kadın nasıl da titretti Saray ve şürekasını. Ordu diktiler karşılarına, yine de durduramadılar.
Ya yazın sıcağını ne çabuk unuttun. Tütün, ayçiçeği, fındık, çay, domates üreticilerini, onların kavgasını nasıl görmezden gelirsin. Emeklileri söylemiyorum bile. 1970’lerin genç yürekleri sıktıkları yumruklarını açmadılar bir kere bile. Ne af dilediler ne verilen sadakaya razı oldular.

Şiddet gördüler, öldürüldüler. Mobinge, ayrımcılığa uğradılar. Kendilerinden ve kızkardeşlerinden vazgeçmediler. İnatla şen kahkahalar ve şarkılarla çınlattılar sokakları. O kadar güçlüler ki ödü koptu gericinin, yo[1]bazın, iktidar sevicilerin. Gençlerle birleşen eller ne çok barikat aştı, bir düşün.
Hopa, Uzungöl, Kazdağları, Akbelen ve memleketin her köşesinde suyuna, toprağına sahip çıkanları unutma. Bir avuç zorbaya, yobaza mı bırakılacak ülke. Milyonlarız, çok olan biziz. Birbirimize daha güçlü tutunma zamanı, şimdi kötülüğün üzerine büyük bir güçle yürüme zamanı.


