birgün

16° HAFİF YAĞMUR

SİYASET 24.12.2019 04:00

Durum vahim!

14 Aralık 2019 tarih ve 30978 sayılı Resmî Gazete’de ilan edilen “Kurul Kararları” bölümünde, “Kamu gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun” 12.12.2019 tarihli Faizsiz Finans Kurumlarının Bağımsız Denetimlerini yürüten denetçiler için etik kurallar kararını görünce “artık pes!” dedim. Hele kararın giriş bölümünü okuyunca, ülkenin çivisinin çıktığına inanmak gerektiğini anladım. Kararın dayanağını anlatan giriş şöyle başlıyor; “Muhasebe, İslam Dininin Farz-ı Kifaye olarak gerekli kıldığı mesleklerden biridir. Teknik tanımlara ilaveten, Fıkıh Hükümlerinin yerine getirilmesinde bir vasıtadır.

Adil olma kavramı(adalet) Kuran-ı Kerim’de birçok ayette geçmektedir… Devamla; “Şüphesiz Allah adaleti, yakınlarına iyilik yapmayı emreder. Ve Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi, insanlara hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor…”

Ardından ayetlerden örnekler veriliyor.

Devamla; “Denetçilerin uymaları gereken yasal düzenlemeler haricinde, etik kuralların İslam inancının ve Fıkhın ilke ve kurallarına dayanacağı; bunun, söz konusu kurallara dini kaynaklı potansiyel bir yaptırım gücü sağlayacağı; muhasebecilik mesleğine İslam ahlakının yansıması gerektiği” açıklanıyor.
Sonrasında; “Etik ilkelerin ve kullanılacak başlıca dini kaynaklarının nasıl yorumlanması gerektiği gibi konular” maddeler halinde sıralanıyor.
Karar tamamen dini kurallara dayanılarak yazılmış…


Oysa bu kurul, 5018 sayılı yasaya göre bir kamu tüzel kişiliğidir. Bu kararı almakla kurul, Anayasa’nın değiştirilmesi mümkün olmayan laiklik temel ilkesini yok saymaktadır!

Türkiye’de hiçbir kamu kurumu laiklik karşıtı bir karar alamaz! Alırsa anayasal suç işler…

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, devletin “laik demokratik, sosyal hukuk ilkesine sahip olduğunu ifade eder... Ve bu ilkelerin kesinlikle değiştirilemeyeceğini de anayasa maddesi olarak belirtir!

Kaldı ki; tam demokrasi, insan hak ve özgürlüklerinin varlığı ile eşit yurttaş, adil paylaşım, refah ve mutluluk kavramlarıyla örülmüş toplumsal barışın oluşabilmesi için, devletin laik olması şarttır!

Dünyada laik olmayan demokrasi yoktur!

Gerçek demokrasiyle yönetilen ülkelerde siyasi yönetimler, yönetim meşruiyetini yargı ve yasama organlarından alırlar.

Demokrasilerde din, mezhep ya da tarikat devlet yönetiminde referans olamaz…

Oysa AKP iktidarı 17 yıldır, pervasızca uydurulmuş yalanlarla laiklik tanımını değiştirerek, dinsizlikle özdeşleştirip demokrasiyi askıya alan, insan emeğini sömüren ve ülkeyi bilimsellik ve uygarlıktan çıkaran tehlikeli bir politika izliyor.


Laik, demokratik rejim yerine, dini referanslarla güçlendirilmiş tek adam sisteminin kalıcı olmasına çalışıyor.

Laiklik ilkesini yok sayarak dinin siyasallaştırılmasındaki hedef; sözde demokraside ülke kaynaklarının başkaları emrine verilmesine ses çıkarmayan bir toplum yaratmak!

Dahası küresel oyuncuların işgalci ve sömürgeci yayılmacılığına dur diyecek emekçiler, aydınlar ve yurtseverleri baskı altında tutmak…

Bağımsız ve tarafsız yargının evrensel ilkeler yerine İslam hukukuna uyması, eğitimin dine dayandırılması, yaşam biçimin İslami kurallara doğru zorlanması, Türkiye Cumhuriyeti’ni temel ilkelerinden ayırmaktadır...

Bu durum kaygı vericidir!

Muhalefetin, özelliklede emperyalizme karşı savaşan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu siyasi örgütü olan CHP’nin laikliği yok sayan kamu kararlarına karşı sessiz kalması manidardır.

Tam bu tartışmalar sırasında CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun” Başörtüsünü Türkiye’nin en temel meselesi haline getirdik.” Açıklaması hem laiklik karşıtlarına cesaret vermiş, hem de CHP’nin geçmiş mücadelesine haksızlık olmuştur...

Bilinmeli ki; Başörtüsü Anadolu’nun geleneksel kıyafetidir. Binlerce yıldır vardır.

Türban ise laiklik karşıtı, dini siyasallaştıran, demokrasi ve uygarlıktan yana olmayanların üniformasıdır. Cumhuriyete ve kurucularına hakaret eden karşı devrimcilerin sembolüdür.

CHP hiçbir zaman başörtüsünü sorun yapmamıştır ve bütün inançların güvencesi olmuştur.. Türban takarak Cumhuriyetin temel ilkelerini yok etmek isteyenlerle mücadele etmiştir.

Başörtüsü ile türbanı karıştırmak CHP ve Cumhuriyetin temel ilkelerini karıştırmanın yanı sıra, karşıdevrimcilerin kurduğu tuzağa düşmek demektir. Devrim Şehidi Kubilay’ın kemikleri sızlıyor. Ülkenin Durumu vahim! Farkında mısınız ?

cukurda-defineci-avi-540867-1.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız