Duruşma 27 Şubat'a ertelendi: Onur Yaser Can davasında karar bir kez daha çıkmadı
Onur Yaser Can’ın gözaltında gördüğü kötü muamele sonrası ölümüne ilişkin davada, yeniden yargılamada da karar çıkmadı. Aile ve avukatlar sanık polisler için üst sınırdan ceza isterken, mahkeme mütalaa için duruşmayı 27 Şubat’a erteledi.

Gözaltında maruz kaldığı kötü muamelenin ardından yaşamına son veren Onur Yaser Can’ın ölümüne ilişkin davada yargılanan polisler hakkında süren yeniden yargılamada da karar çıkmadı.
İstinafın “iyi hal indirimi” gerekçesiyle verdiği bozma kararının ardından görülen duruşmada, Can ailesi ve avukatlar sanıkların üst sınırdan cezalandırılması talebini yineledi.
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ilk olarak Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can söz aldı.
Ezgi Sevgi Can, dosyaya sunulan belgelerin gerçeği gizlemeye yönelik “yalan bir senaryoyu” ortaya koyduğunu belirterek, sanıkların beyanlarının kamera kayıtlarıyla çürütüldüğünü söyledi.
“SAHTE EVRAKLAR YALAN SENARYOYU KANITLIYOR”
Evrensel'de yer alan habere göre, Ezgi Sevgi Can, sanıklardan Onur Ülker’in aylar sonra verdiği kısa ifadeye işaret ederek, “Bu kadar iddiaya ve yalan beyanların kamera kayıtlarıyla ortaya konulmasına rağmen üç satırlık bir savunma yapıldı. Çünkü savunabilecekleri bir gerçek yok” dedi. Can, “Teknik takip yaptık” denilmesine karşın, ağabeyini yakalayıp narkotik büroya götüren ekibin sanıklar olduğunun görüntülerle ispatlandığını vurguladı.
AVUKATLARDAN ÜST SINIR TALEBİ
Can ailesinin avukatı Mehmet Ümit Erdem, sanıkların suç işleme iradesindeki sürekliliğe dikkat çekerek, “Bu dosyada üst sınırdan ceza verilmesini gerektiren tüm unsurlar mevcut” dedi. Aile ve avukatlar, istinafın “iyi hâl indirimi” gerekçesiyle verdiği bozma kararının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Mahkeme, dosya hakkında mütalaa hazırlanması için duruşmayı 27 Şubat’a erteledi.
NE OLMUŞTU?
ODTÜ Mimarlık Fakültesi mezunu Onur Yaser Can, Haziran 2010’da İstanbul Harbiye’de esrar aldığı iddiasıyla gözaltına alındı. İfadesinin ardından serbest bırakılan Can, iki gün sonra tutanaklardaki eksiklik gerekçesiyle yeniden karakola çağrıldı ve kötü muameleye maruz kaldı.
23 Haziran 2010’da bir kez daha karakola çağrılan Can, aynı gün odasının penceresinden atlayarak yaşamına son verdi. Can’ın, serbest bırakıldığı saat ile ifadesinin değiştirildiği saatler arasındaki çelişkiler dosyaya yansıdı.
Annesi Hatice Can, oğlunun cebinde “Narkotik Şube’de çırılçıplak soyulup yere çöktürüldüm” ifadelerinin yer aldığı bir not buldu. Ailenin mücadelesi sonucu polisler hakkında “resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçundan 6 yıl hapis cezası verildi. Ancak istinaf, “iyi hâl indirimi” gerekçesiyle kararı bozdu.
Sürecin yarattığı ağır yük nedeniyle Hatice Can 2014’te, baba Mevlüt Can ise 2019’da yaşamını yitirdi.


