birgün

22° AÇIK

KÜLTÜR SANAT 29.06.2020 10:02

Düşünsel fukaralığı kırmayı amaçladık

Folklor/Edebiyat dergisinin kurucusu Metin Turan, dergi ile düşünsel fukaralığı kırmayı amaçladıklarını söylüyor

Düşünsel fukaralığı kırmayı amaçladık

Kadir İNCESU

Vecihi Timuroğlu’nun, yaptığı çalışmalar nedeniyle “soyu tükenmekte olan” bir insan olarak değerlendirdiği şair, yazar, yayıncı, akademisyen, araştırmacı Metin Turan ile Ürün Yayınları’ndan çıkardığı ‘Kars Halk Kültürü ve Edebiyatı’ adlı kitabı ve kurucusu olduğu Folklor/Edebiyat dergisini konuştuk.

► Halk kültürüne olan ilginiz nasıl başladı?
İçerisine doğduğumuz bir kültüre ilginin bilinçli yaklaşıma dönüşmesi belli bir birikimle olanaklı. Benim henüz liseli yıllarımda halk edebiyatı ile ilgili çalışmalara yönelmemin ve hatta yayımlanmasalar da kitap oluşturacak bütünlükte dosyalar oluşturmuş olmamın temelinde ailedeki yaklaşımın etkileri vardı. Babam çok kardeşli ve (on bir kardeş) en büyükleri Cılavuz Köy Enstitüsünün ilk mezunu. Ardından gelenlerin beşinin de yolu orayla kesişmiş. Bununla yetinmemişler her biri öğretmenlikleri yanı sıra Halkevleri, Halkodaları, TÖS, TÖBDER gibi demokratik kuruluşlarda etkin görevler üstlenmişler. Henüz ilk mektep öğrencisiyken Halkevlerinin tiyatro kolunda görev almam bu atmosferin ürünü.


1970’li yıllarda halk ozanlarının türlü etkinliklerinin içerisinde bulunabilme şansım oldu. Plaklarıyla tanıştığım Ruhi Su, Aşık İhsani, Mahzuni, Şah Turna, Abdullah Papur, Zamani, Feyzulah Çınar gibi protest geleneğin temsilcileriyle birlikte Fazil Gültekin Alyansoğlu, İlhami Demir, Mevlüt İhsani, Reyhani, Çobanoğlu, Taşlıova gibi aşıklar da radyo ve plaklarından dinlemek yanında bizzat yakınlarında bulunabildiğim, çalıp söyledikleri yerlere gidebilme uzaklığımızdaki isimlerdi. Bir de etkisini asla unutamayacağım Ümit Kaftancıoğlu’nun “Dilden Dile” ve “At Bizim Avrat Bizim” adlı radyo programları.

► Kurucusu olduğunuz ve ilgiyle takip edilen Folklor/Edebiyat dergisini çıkarmaya nasıl karar verdiniz?
1980 sonrası Türkiye’nin düşünce pratiği ‘çeviri’ dolayısıyla dışarıdan taşınanlara odaklandırıldı. 1990’lar ise bunun zirvesidir. O dönem yayımlanan kitaplara, dergilere baktığınızda yoğun bir çeviri kokusu alırsınız. Bunu düşünsel olduğu denli sanatsal üretim için de tehlikeli görenlerdenim. Evet bir yerli olmak derdim var ama yerel kalmak tembelliğindekilere de aynı şiddetle karşı duranlardanım. Benzer durumu bir bütün olarak sanat alanında ‘ithal’ mantığıyla sürdürmeye çalışmakta da tehlikeli buluyorum. Bu sığlığa itiraz olarak folklor/edebiyat’ı yayımladık, yıl 1994’tü. Etkisini bugün de yitirmeyen düşünsel olarak kendi coğrafyamıza o kadar uzaklaşmıştık ki. Bunun etkilerini en bariz biçimde kabuğuna çekilen edebiyatta görüyoruz. Folklor/edebiyat bu yabancılaşmayı ve düşünsel fukaralığı kırmayı amaçlayan bir dergi oldu.

dusunsel-fukaraligi-kirmayi-amacladik-750085-1.KARS, KÜLTÜREL MİRASI ÖZÜMSEMİŞ BİR YER

► Kars halk kültürünün edebiyatımıza yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kars, tarih boyunca el değiştirmiş, birçok hükümdarlığı konuk etmiş; kimisiyle çatışmış, kimisiyle uyuşmuş ve bu karşıtlıklar içerisinde kişilik kazanmış bir kenttir. Kentsel bellek dediğimiz nitelik böyle çeşitlenir ve kazanılır. Özellikle son yetmiş yılda egemen ideolojinin tekçi söylemi dokusunu bozmuş, ona ayrıcalık kazandıran bir dolu zenginlikten yoksun bırakmışsa da tarihsel olarak bu farkındalığı özümsemiş bir kültürel mirasa sahibi olduğumuzu söylemek isterim. Bunu, uzağa gitmeksizin şu son yüzyıl içerisinde yetişen Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Nejat Birdoğan, Ataol Behramoğlu, Nihat Behram, Faik Bulut, Rohat Alakom, Murat Tuncel, Alper Akçam, Yücel Feyzioğlu, Erkan Karagöz gibi Karslı çağdaş edebiyatımızın önemli adlarının çalışmalarını anımsayarak somut olarak görebiliriz. Sözlü gelenek içerisinde aktarıla gelen Dede Korkut Hikâyelerinin, Köroğlu Kol Destanlarının, sayısız halk hikâyesi, ninni, türkü, ağıt, horavel ve masalının boy verdiği bir kültürel coğrafyanın edebiyatı ve edebiyatçıyı besleme konusunda da küçümsenmeyecek etki ve itkiye sebep olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bir Çağrımız Var
Az önce okuduğunuz haber, bağımsız bir medya organı tarafından size sunuldu.
Bağımsız gazetecilik; sermayeye karşı halkı, sömürüye karşı emeği, eşitsizliğe karşı adaleti, savaşlara karşı barışı, piyasacılığa karşı temel hakları, talana karşı doğayı, erkek şiddetine karşı kadınları, istismara karşı çocukları savunmanın olmazsa olmaz koşuludur.
Siz de gerçeğin sesini yükseltmek adına sorumluluk almak istiyorsanız, sadece birkaç dakikanızı ayırarak BirGün’e abone olabilir ve ‘#BirGünBenim’ diyebilirsiniz.
Şimdiden sonsuz teşekkürler…
BirGün bizim; hepimizin.
Tıklayınız