Google Play Store
App Store

Sanatçı Barış Çavuşoğlu, BENTA’da açılan ‘Evim Yuva’ başlıklı sergisiyle izlenimcileri mekanik ve tasarımın ortak dünyasına götürüyor. Sanatçı “Matematiksel yapı izleyicideki duygusal etkiyi şekillendiriyor” diyor.

Duygu ve mekanik birleşti
Fotoğraflar: BirGün

Tuğçe ÇELİK

Disiplinler arası sanatçı Barış Çavuşoğlu’nun Serra Duran Paralı’nın küratörlüğünde Unkapanı İMÇ 5. Blok’taki BENTA’da gerçekleştirdiği ‘evim yuva’ başlıklı kişisel sergisi “Evim bir yuva/Evim bir sığınak/Evim bir liman… Ben bir ev olsaydım acaba nasıl bir ev olurdum?” sorusuyla başlayıp yanıtları aramaktan ziyade yanıt olabilecekler arasında gezinen ihtişamlı eserlerden oluşuyor.

Çavuşoğlu’nun 1 Temmuz’a kadar izlenimcileri ücretsiz olarak ağırlayacak ‘evim yuva’ sergisinde ev, korunma ve sığınma mekânı olarak karşımıza çıkıyor. Çavuşoğlu’nun bir makineye benzettiği, çocukluğunun geçtiği evden ilham alarak oluşturduğu sergi endüstriyel tasarımın görsel dilinden yararlanan iki ana heykelden oluşuyor. Bu heykeller, evin içini yeniden yapılandırılmış ve kendini düzenleyen bir ekosistem olarak tahayyül edilmiş.

Barış Çavuşoğlu

Sergide toplam üç heykel yer alıyor. Bunlar çitlerle çevrili olan yuva ve çitlerin dışında bulunan iki heykel olarak konumlanmış. Çitlerin ismi ‘Evcil Alanın Ahşap Çitleri.’ Bu alanda bulunan endüstriyel robot ve üzerinde bulunan saç ünitesinin/heykelinin ismi “Robot Ebeveyn vi”,  kontrol ünitelerinin isimleri ise ‘Kontrol Ünitesi A’, ‘Kontrol Ünitesi B’ ve ‘Kontrol Ünitesi C’. Çitlerin dışında bulunan polyester ve cam elyafı ağırlıklı heykelin ismi ‘Vefa Nişanesi ve Geçmişime Bir Borç Ödemesi’ ve diğer alüminyum heykelin ismi de ‘Benim İlahi Form.’

Tüm bu bileşim Çavuşoğlu’nun ev ve aile kavramlarını nasıl somutlaştırdığının ipuçlarını içeriyor.

BİLGİSAYAR TABANLI ÜRETİM

Tasarım, mekanik ve algoritmalarla ördüğü dünyayı, “Bilgisayar tabanlı süreçlerle üretim yapıyorum. Bu süreç boyunca heykel, video, animasyon ve yazılım gibi farklı disiplinleri bir araya getirerek çalıştım. Benim için bu disiplinler arasındaki geçişler çok doğal. Çünkü hepsi aynı sorulara farklı açılardan yanıt arama yolları. Teknik üretim, yani makinelerle, yazılımla ya da fiziksel malzemeyle kurduğum ilişki; anlam üretimiyle, yani anlatı, imge ya da his yaratımıyla iç içe geçiyor” diye açıklayan Çavuşoğlu ile ‘evim yuva’ üzerine konuştuk. Çavuşoğlu, serginin 6 aylık bir çalışmanın sonucunda ortaya çıktığını belirterek yaklaşık 150 kişilik bir grupla, sergi alanına özel heykeller oluşturduğunu söyledi. Çavuşoğlu şunları aktardı: “ ‘Ev’i yalnızca bir barınak ya da korunma alanı olarak değil; duygusal, işlevsel ve teknolojik bir sistem olarak da ele almak istedim. Sergi, çocukluğumun geçtiği, mekanik ama sevgi dolu düzeniyle aklımda kalan evi konu alıyor ve iki ana bölümden oluşan bir yerleştirme içeriyor. İçeride endüstriyel bir robot kolunun düğmelere bastığı bir sistem ve çitlerle çevrelenmiş bir ‘iç mekân’; dışarıda ise iki heykel yer alıyor. Cam çitlerin dışında yer alan heykeller, içinde barındığım yapıya karşı duyduğum bir tür borç ödeme duygusu ile ortaya çıktı. Ayrıca içeride kurulan sahte güvenlik hissiyle dış dünyanın gerçekliği arasındaki çatışmayı sorguluyorlar.”

ÇOCUKSU BİR SADELİK

“Duygusal ve teknolojik ögeler arasında kurduğum bağlantının sadeliği bana çocuksu geliyor. Tıpkı hatasız çalışan endüstriyel robotlar gibi, ‘sağlıklı’ aileler, toplumlar ve yaşamlar da tanımlı, olması gerektiği gibi ama aynı zamanda tekdüze, gerçeklikten bir nebze uzak ve donuk hissettirebiliyor” diyen sanatçı şöyle konuştu: “Bu çocuksu benzetmeye sadık kalarak, tanımlı küçük bir zemin üzerinde, bu tekdüzeliğin içinden sivrilebilecek bir yapı oluşturmaya çalıştım. Geçmişime ve çocukluğuma dair anlatmak istediğim hikâyenin yanı sıra bu sergi ile üretimsel anlamda da yeni bir aşama kaydetmek istedim. İzleyicinin duygusal ve mekanik unsurlar arasındaki kavramsal ilişkiden yola çıkarak bir bağ kurabileceğine inanıyorum. Herhangi bir bağ kurulmadan yalnızca tasarımsal ve mühendislik yönlerinin incelenmesi de yeterli.”

Sanatçı, 7-13 Temmuz tarihleri arasında ‘MYTHOLOGIES FOR A SPIRITUALLY VOID TIME’ başlıklı eseriyle New York City’de gerçekleşecek grup sergisinde yer alacak.

∗∗∗

ALGORİTMİK SİSTEMLERLE OLUŞAN HİKÂYE

Çavuşoğlu, eserlerinde farklı teknik ve materyaller kullandığını belirtti. Heykelin biçimini belirleyen algoritmik sistemin o heykelin anlattığı hikâyenin bir parçasına dönüştüğünü kaydeden Çavuşoğlu “Bir animasyonun zamanlamasını belirleyen matematiksel yapı izleyicideki duygusal etkiyi şekillendirebiliyor. Disiplinler arası bu akışkanlık, hem kavramsal hem teknik düzlemde üretimimin merkezinde. İlgilendiğim şey sadece bir ‘şey’ üretmek değil, üretimin doğasını, ilişkilerini ve sistemlerini görünür kılmak" dedi.