E-spor ve caretta caretta
TİMUR AKKURT TİMUR AKKURT
Sosyal medya bizi, gençlerimizi, çocuklarımızı heyecanlandırdı, bir yandan da bağımlısı yaptı. Artık her şeyi paylaşıp ne kadar başarılı, zengin, olduğumuzu manyaklar gibi birbirimize göstermeye başladık.

Bilgisayar oyunu, video oyunu, konsol oyunu hangisini isterseniz öyle söyleyebilirsiniz. Son iki üç yıl içerisinde oyun dünyası da değişimden nasibini aldı. Aldı da asıl sıkıntı oyun kafa dağıtıyor, el, göz, motor becerilerini arttırıyor her ne derseniz işte, tadında olduğu zaman faydaları olan bir aktiviteydi. Şimdilerde ise bu kadar masum bir aktivite değil. İki türlü işin tadı kaçmaya başladı. Birincisi mavi balina gibi çocukların psikolojilerini olumsuz etkileyen, işin hayati tehlikesi olan boyutu. Ben bu boyutuyla ilgili çok şey yazılıp çizildiği için çok bahsetmeyeceğim. e-spor olarak yapılan oyun dünyası bugün ana konumuz olacak.



Çok karın ağrılı bir konu, bunun için pek çok tepki gelebilir, sıkıntı yok.

Son yıllarda internet ve mobil dünyanın gelişimi paralelinde oyun dünyasında olağanüstü bir gelişme yaşandı. Adım adım gelişmeleri özetlemeye çalışayım;

90’lı yılların sonlarında önce Half Life diye bir oyun çıktı. Onun bir modu olan Counter Strike yapıldı. Bu işin miladı bu diyebiliriz.

İnternet kafelerde Counter Strike ağ üzerinden oynanan, çocukların neredeyse tüm vaktini maalesef internet kafelerde geçirmesine neden oldu. Buna paralel harçlıklarını da bu mekanlarda tüketmeye başladılar. Eve çağrılan çocuklar isyan ederek mekandan çıkıp saatler sonra evinin yolunu buldu bu dönemde. Yine ailelerin bir kısmı en azından nerede olduğunu biliyorum, sokaklarda serserilik yapmıyor diyerek büyük bir hata yaptı. Halbuki bu mekanların çoğunda çocuklarımız neredeyse tüm kötü alışkanlıkları kapmaya başladı. Sigara, alkol, uyuşturucu gibi pek çok kötü alışkanlıklarla orada tanıştılar. Okul gibi kontrol edilen, ev gibi güvenli olmayan bu mekanlar uzun süre denetlenmeden bu şekilde kullanıldı. Ne zaman ki olaylar kafe dışına çıkmaya başladı o zaman internet kafelerin o kadar masum olmadığı anlaşıldı. Kavgalar, asayış olayları artmaya başladı. Rant büyüktü. Sıkı denetimler ile bir miktar düzen sağlandı. Bilgisayarların makul fiyatlarla satılmaya başlanmasıyla ve internetin artık neredeyse her evde olmasıyla birlikte çocuklar evlerinde zaman geçirmeye başladı. İnternet kafelerin sayıları talep azlığı ile bir hayli azalsa da gelir düzeyi düşük bölgelerde varlıklarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Çocuklar eve döndü demiştik, döndüler de bize değil! Bilgisayarların, konsolların, mobil cihazlarının başına geçtiler. Evde varlar mı yoklar mı anlamak imkansız! İşte teknoloji ve onun en büyük ateşleyici gücü internet ve inanılmaz hızla gelişmesi yeni bir kırılma noktası oluşturdu.



Çocuklar, gençler daha iyi grafikleri, sesleri olan daha heyecan verici oyunları kapalı bir ağda değil tüm dünya ile birlikte oynamaya başladılar. Üstelik evde olmak zorunda değil bir yerden bir yere giderken bile oyundan kopmadan kesintisiz olabildiler. Bir taraftan sosyal medya bizi, gençlerimizi, çocuklarımızı ilk başta heyecanlandırdı, meraklandırdı bir yandan da bağımlısı yaptı. Artık her şeyi paylaşıp ne kadar başarılı, zengin, eğlenceli, güçlü, deli, çılgın, modayı bilen olduğumuzu manyaklar gibi birbirimize göstermeye başladık. Oyun dünyası işte buradan nasibini şöyle aldı.

Hayranlıkla izledikleri adamlara baktılar, sıradan kendileri gibi genç ve aynı kendi gibi oyun oynuyor. İşte şimşek orada çaktı! Ben de yaparım ne olacak ki, eskisinden daha çok oyun oynarım (zaten çok oynuyorlar) daha iyi aksesuarlar alırım, babayı, anneyi biraz daha bunaltırım oyun faresi, klavyesi, monitörü, bilgisayarı aldırabildikleri kadar çöktüler başlarına. Alabilenler aldı, alabildiği kadar alanlar aldı vs. başladılar oynamaya, deli gibi tüm yayınları izliyor, tüm oyunların en iyi nasıl oynandığını çözmeye odaklandılar. Kafalarında en kötü yayıncı olur, millete akıl veririm. O zaman hem güzel ekipmanları markalar bana gönderir, bütçeli projeler yapar yine yolumu bulurum dediler. Okul, ders, sosyal yaşantı, aile, sorumluluk vs. artık hiç birinin önemi yoktu! Yoktu evet, tek atladıkları detay aynı YouTuber, Instagramer dünyası ile ilgili düştükleri yanılgıyla aynıydı. Her bu işe giren star olacağını, deli para kazanacağını yollarda yürüyemeyecek kadar tanınacağı yanılgısına düştü. Halbuki idol olarak aldığı kişilerin sayısı o kadar az ki! Okullar bırakılmış, gidilse bile kafa orada değil, aile ilişkisi diye bir kavram hayatının en ufak bir alanında yok. Tek ilişki ihtiyaçlarının karşılanma talebi.

SONUÇ OLARAK OLAMADI

Hayaller bir süre sonra yıkılmaya, meşhurluğa olan inanç azalmaya, bitmeye başladı. Her anlamda eğitimsiz geçen yıllar ve elde koca bir SIFIR! Belki milyonlarca genç içerisinden yirmi otuz tanesi bir şeyler yapabildi. Tıpkı caretta caretta gibi onlarca yumurtadan sadece bir kaç tanesi denize ulaşabildi.

E-spor büyümeğe devam ediyor. Bu ay içerisinde yapılan son turnuvanın toplam ödülü 33 milyon dolar. Çocuklar kanmakta haklılar, kolay para, rahat hayat sıradan işlerde çalışıp sıkılmamak istiyorlar. O dünya haklı olarak onlara aşırı renkli ve hareketli geliyor. Bu alanda iş yapan tüm markalar, yayıncılar, kanaat önderleri iş size düşüyor. Bu eğlence amaçlı bir tüketim ve sınırı var. Ne olur gençlerimizi bu konuda doğru yönlendirelim. Yoksa sizin ne markanızı gösterecek turnuvanız olacak ne de yayınlarınızı izleme gücü olan gençleriniz.


Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız