birgün

13° PARÇALI AZ BULUTLU

KÜLTÜR SANAT 11.04.2021 10:19
author

Edebiyattan sinemaya: Uyarlasak da mı saklasak uyarlamasak da mı saklasak?

Edebiyattan sinemaya: Uyarlasak da mı saklasak uyarlamasak da mı saklasak?

Sinema sanatında özgün senaryonun baş tacı edilmesini doğal karşılıyoruz. Çünkü ‘özgünlük’ her sanat dalında en önemli nitelik olarak kabul görür. Popülerliği, kitleselliği önemsemeyebiliriz ama özgün deyince akan sular durur. Elbette, tartışmaya açık bir özelliktir bu. Hangi sanatçı yapıtında herhangi bir sanatçıdan ya da bir sanat yapıtından etkilenmediğini iddia edebilir ki? Öyle ise, özgünlükten söz ederken kesin konuşmak pek kolay değil. Bazı sanatçılar yapıtlarında esin kaynaklarını açıklar. Kimi dürüstlüğünden, kimi gelebilecek eleştirileri önceden karşılamak için…

Geçenlerde bir kısa film izledim. “Mektup Odası/The Letter Room“ adlı bir Amerikan yapımı. Bu yılın Oscar’larında kısa listeye girmeyi başarmış bir film.

Mahkûmların mektuplarını okuyup, sakıncalı yerleri sansür etmesi ile görevlendirilen bir gardiyanın mahkûmun bir mahkûmun özel yaşamından etkilenmesini anlatıyor. Serhat Karaaslan’ın “Görülmüştür” filmini izlemiş olan okurlarımın, bu satırları okurken “Aaa… bu filmi biliyorum” dediğini duyar gibiyim. Ama, yönetmenden bir ‘esinlenme’ itirafı duymadık. Nasılsa, oy kullanacak Akademi üyeleri “Görülmüştür”ü görmemiştir diye düşünüyor besbelli. Bana göre ise, bal gibi bir ‘intihal’ söz konusu…

80’li yılların yazarlarından, usta tiyatro ve sinema yönetmeni Başar Sabuncu’nun “Kupa Kızı”, Bunuel’in “Gündüz Güzeli“ filminin bir uyarlamasıdır. Filmin jeneriğinde bu esinlenmenin belirtilmiş olması sinemamızda az rastlanır bir dürüstlük örneğidir. Özgün uyarlamalara imza atan bir yönetmenimiz de Zeki Demirkubuz’dur. “Dostoyevski’nin “Yeraltından Notlar” romanının serbest uyarlaması olan “Yeraltı”, Demrkubuz’un hakkı yenmiş filmlerinden biridir bana göre.

SİNEMADAN SİNEMAYA

Sinemamız, yüz küsur yıllık tarihi boyunca yerli ve yabancı kaynaklardan çokça yararlanmıştır. Yabancı filmlerden yapılan uyarlamaların (elbette, esinlenme olarak nitelendirecektir bunları, yapımcılar) sayısı, yerli metinlerden (roman, öykü ve tiyatro oyunlarından) yapılan uyarlamalardan epeyce fazladır. Bir Yeşilçam efsanesini aktarayım: yeni bir film gösterime girdiğinde, yapımcılar ilk seansı kaçırmaz, arkadaşları/rakipleri ile filmi kimin ‘uyarlayacağı’ konusunda laf yarıştırırlarmış.

Yabancı filmlerin, uzun yıllar boyunca Yeşilçam’ın en önemli kaynağı olduğu bir gerçek. Giovanni Scognamillo, gerçek uyarlamaların yanı sıra, ‘Türkçeleştirilmiş’ ve ‘yerlileştirilmiş’ konulardan söz eder. Telif ödemek ne kelime, esinlenilen kaynak olarak bile belirtilmez ülkemize uyarlanan filmler.

Bunların bir bölümü, sözün gerçek anlamı ile uyarlama olduğundan, bu filmleri ‘çifte kavrulmuş’ uyarlamalar olarak nitelendirsek yeridir. Yerli romanlardan yapılmış uyarlamaları gözden kaçırmak mümkün olmadığından ve yazar adının filmin tanıtımına artı değer sağlaması nedeniyle, bu alanda fazla kaçak olduğunu sanmam. Halk edebiyatımızın klasik yapıtlarından (Leyla ile Mecnun, Keloğlan vb) yola çıkan filmlerin uyarlama olarak nitelendirilemeyeceğini düşünürüm. Çünkü, her yazar/yönetmen ele aldığı temayı kendi yorumu, kendi üslubu ile işleyebilir, işlemek durumundadır.

edebiyattan-sinemaya-uyarlasak-da-mi-saklasak-uyarlamasak-da-mi-saklasak-863133-1.

KİTABIN RUHUNA SADAKAT

Bir yazımda, Yaşar Kemal’den yola çıkarak sinemamızdaki uyarlamalara değinmiş, örnekler vermiştim. Erden Kıral’ın yönettiği sinemamızın en başarılı ürünlerinden ikisine yer vermeyi unutmuşum: senaryo yazarı Onat Kutlar ile birlikte Ferit Edgü’nün “O” romanından uyarladığı “Hakkari’de Bir Mevsim” ve Orhan Kemal’den uyarladığı “Bereketli Topraklar Üzerinde”... Kutluğ Ataman’ın yönettiği Perihan Maden uyarlaması “İki Genç Kız”, Halit Ziya Uşaklıgil’in “Aşk-ı Memnu” romanından Halit Refiğ’in uyarladığı başarılı televizyon dizisi ve yazarlarımızın kendi öykülerinden yola çıkarak senaryolarını yazdığı bazı filmler de bu listede yer almayı hak ediyor: Süreyya Duru’nun yönettiği Bekir Yıldız uyarlamaları “Bedrana” ve “Kara Çarşaflı Gelin”; Osman Şahin uyarlamaları: Atıf Yılmaz’ın “Kibar Feyzo”, Başar Sabuncu’nun “Adak”, Korhan Yurtsever’in “Fırat’ın Cinleri”, Bilge Olgaç’ın “Gülüşan”; Atıf Yılmaz’ın yönettiği Kemal Bilbaşar uyarlaması “Gelinin Muradı”; Yusuf Kurçenli’nin yönettiği Rıfat Ilgaz uyarlaması “Karartma Geceleri”; Necati Cumalı uyarlamaları: Metin Erksan’ın “Susuz Yaz”, Atıf Yılmaz’ın “Ay Büyürken Uyuyamam” ve “Mine” filmleri. Melih Cevdet’in aynı adlı tiyatro oyununun beyazperde uyarlaması olan Hüseyin Karabey’in “İçerdekiler”ini ve şiir-sinema ilişkisi bağlamında adını anmamız gereken, ilham kaynağını Ahmet Muhip Dranas’ın bir şiirinde bulan Yavuz Turgul’un “Fahriye Abla”sını da listemize ekleyebiliriz.

Yönetmen ile kaynak yapıtın yazarı arasındaki ilişkinin niteliği, bir uyarlamanın başarısını belirler. Sadakat, bir uyarlama için en büyük tuzaktır. Önemli olan, kitabın ruhuna sadakattir. Yapıta ihanet etmemek adına, filmin ihtiyacından fazla malzemeyi filmine tıkıştıran senarist/yönetmenin bu maceradan alnının akıyla çıkması pek mümkün değildir. Bir romanın küçük bir bölümünden ya da kısa bir öyküden başarılı bir uyarlama çıkması çok daha olasıdır. Tabi, “Savaş ve Barış” gibi romanın bütünlüğüne sadık kalan başarılı uyarlama örnekler de vardır, ama bunları istisna kabul etmek daha doğru olur.

YAZARDAN SİNEMACI

Pek çok yazarımızın yapıtı sinemaya ya da televizyona uyarlanırken, bazıları sinema pratiğine aktif olarak katılmayı denemiştir (senarist ya da yönetmen olarak). Vedat Türkali, Tarık Dursun K, Işıl Özgentürk, Füruzan, Selim İleri yönetmenliği deneyen yazarlarımız arasındadır. Atilla Tokatlı’nın “Denize İnen Sokak”ının döneminin ilerisinde bir film olduğunu söyler izleyenler. Artık ne kopyasına erişebiliyoruz, ne de izine… Yapıtları sinemaya uyarlanan yazarlarımızdan, Nâzım Hikmet, yasaklı/sakıncalı olduğu 40’lı yıllarda sinemamızda -başka adlarla- senarist, dublaj yönetmeni olarak çalıştı; ama yapıtları Sovyetler Birliği’nde beyazperdeye uyarlandı. Ejder İbrahimof “Aynı Mahalleden İki Delikanlı”yı çekti, “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim“ romanı Ramiz Askerov tarafından “Romantika” adıyla beyazperdeye aktarıldı “Ferhad ile Şirin” oyunu da bir animasyon filmine uyarlandı.

Nobel’li yazarımız Orhan Pamuk’un hiçbir yapıtı sinemaya uyarlanmadı. Ama yazar, Ömer Kavur’un “Gizli Yüz“ filminin senaryosunu yazarken “Kara Kitap” adlı romanının bir bölümünden yola çıktı. Filmin jeneriğinde 12. yüzyıldan İranlı mutasavvıf Feridun (Feridüddin) Attar’dan bir alıntı koyan yazar ve yönetmen, kaynaklandığı doğu felsefesinin ipucunu verir. “Kara Kitap”ın uyarlaması olarak değil, Gazali’den Şeyh Galib’e ve Tanpınar’a uzanan referanslar çerçevesinde, çok katmanlı bir uyarlama olarak yorumlamak gerekir “Gizli Yüz”ü. Pamuk’un sinema ile ilişkisinin bir başka boyutu da, “Masumiyet Müzesi”ni konu alan Grant Gee’nin yönettiği “Hatıraların Masumiyeti” belgeselidir. Yazar, son kitabı “Veba Geceleri”nin bir TV dizisi olabileceğini belirterek, yapımcılara yeşil ışık yakıyor. İlgilenenlerin dikkatine…

Dünya sinemasında yazarların yaratıcı evrenini ve özgün kişiliklerini konu alan sayısız yapıt varken, bizde bu tema fazlaca işlenmez ne yazık ki. Halikarnas Balıkçısı’nın yaşamını konu alan Erden Kıral’ın “Mavi Sürgün”, Nâzım’ın Bursa hapishanesi günlerinden bir kesit sunan Biket İlhan’ın “Mavi Gözlü Dev”, kahramanları yazar olan Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı”, Özcan Alper’in “Rüzgârın Hatıraları”, Yılmaz Erdoğan’ın “Kelebeğin Rüyası”, Faysal Soysal’ın “Ceviz Ağacı”, Hacı Orman’ın “Körleşme” filmleri, Lusin Dink’in “Saroyan Ülkesi”, Aydın Orak’ın “Yaşar Kemal Efsanesi”, Metin Avdaç’ın “Sabah Yıldızı: Sabahattin Ali”, Osman Okkan’ın “Türkiye’den Altı Yazar Portresi” belgeselleri bu alandaki az sayıda ürün arasında ilk akla gelenler.

edebiyattan-sinemaya-uyarlasak-da-mi-saklasak-uyarlamasak-da-mi-saklasak-863134-1.

Yeni Dalga’dan bu yana ‘Auteur’ teorisinin sinema dünyasında bıraktığı kalıcı izler, uyarlamaların gözden düşmesine neden olsa da, güçlü metinlerin sinema için önemli bir kaynak olduğunu unutmamak gerek. Elbette, bu işin bir formülü yok. Uyarlamalardan da çok iyi filmler çıkar (hele, geçenlerde kaybettiğimiz Jean-Claude Carriere gibi bir senaryo yazarının elinden çıkarsa), özgün senaryolardan da… Peki, yönetmenin kendi yapıtından çektiği filmin senaryosuna ne diyeceğiz? ‘Özgün’ senaryo mu, uyarlama mı? Bu çetrefil sorunun cevabını verse verse Ercan Kesal verir…

Neden BirGün?

Bağımsız bir gazete olarak amacımız, insanlara hakikati ulaştırarak ülkede gerçek bir demokrasi ve özgürlük ortamının yeşermesine katkı sunmak. Bu nedenle abonelikten elde ettiğimiz geliri, daha iyi bir gazeteciliği hayata geçirmek, okurlarımızın daha nitelikli ve güvenilir bir zemin üzerinden bilgiyle buluşmasını sağlamak için kullanıyoruz. Çünkü banka hesabını şişirmek zorunda olduğumuz bir patronumuz yok; iyi ki de yok.

Bundan sonra da yolumuza aynı sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz.

Bu yolculukta bize katılmak ve bir gün habersiz kalmamak için
Bugün BirGün’e Abone Ol.

BirGün; seninle güçlü, seninle özgür!

BirGün’e Destek Ol