Google Play Store
App Store

Eğitim Sen, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kararlaştırılarak TBMM Genel Kurulu’na sevk edilen Milli Eğitim Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanun Teklifiyle ilgili eylem gerçekleştirdi. Bütçenin her anlamda yetersiz olduğunun vurgulandığı basın açıklamasında, "bütçenin eğitime nitelik kazandıracak yatırımlara değil, sadece mevcut sistemi 'döndürmeye' odaklandığı" ifade edildi.

Kaynak: ANKA
Eğitim Sen'den Meclis kapısında eylem: "2026 eğitim bütçesi bir 'vazgeçiş' bütçesidir"
Fotoğraf: ANKA

Eğitim Sen, TBMM Dikmen Kapısı'nın önünde yaptığı açıklamada, 2026 yılı mali bütçesinde eğitime ayrılan paya dikkat çekerek bütçe teklifine tepki gösterdi.

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak tarafından okunan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşmeleri tamamlanan ve Genel Kurul’a sevk edilen Milli Eğitim Bakanlığı 2026 Yılı Bütçe Kanun Teklifi, siyasi iktidarın eğitime bakış açısının bir kez daha 'kamusal bir hak' değil, "piyasalaştırılabilir bir hizmet" ve 'ideolojik bir aparat' olduğunu tescillemiştir.

"BÜYÜK BİR ALDATMACA"

Milli Eğitim Bakanlığı için öngörülen 1 trilyon 943 milyar 965 milyon 746 bin TL’lik bütçe teklifi, rakamsal büyüklüklerin arkasına sığınılarak makyajlanmaya çalışılsa da okullarımızın, öğrencilerimizin, eğitim ve bilim emekçilerinin yakıcı sorunlarına çare olmaktan uzaktır. Komisyon görüşmeleri sırasında, Bakan Yusuf Tekin’in muhalefet milletvekillerinin sunduğu 'karne' protestosuna gösterdiği tahammülsüzlük ve 'Söylediklerinizin yüzde 99'u yalan' şeklindeki savunmacı refleksi, iktidarın sahadaki gerçeklerden ne denli koptuğunun en somut göstergesidir.

Siyasi iktidar her bütçe döneminde olduğu gibi, 2026 bütçesinde de 'Bütçeden en büyük payı eğitime ayırdık' söylemine sarılmaktadır. Ancak elimizdeki resmi veriler ve bütçe teklifi incelendiğinde, bu söylemin büyük bir aldatmaca olduğu ortaya çıkmaktadır.

MEB bütçesinin yaklaşık yüzde 83’ü (personel Giderleri ve SGK primleri), zorunlu harcamalara ayrılmıştır. Bu durum, bütçenin eğitime nitelik kazandıracak yatırımlara değil, sadece mevcut sistemi 'döndürmeye' odaklandığını göstermektedir.

2002 yılında MEB bütçesinden eğitim yatırımlarına ayrılan pay yüzde 17,18 iken, 2025 yılında yüzde 9,73 olan bu oran, 2026 yılı teklifinde yüzde 8,26 seviyesine kadar gerilemiştir. Yıkılan okulların yapılamadığı, sınıfların 40-50 kişiyi bulduğu, ikili eğitimin sürdüğü bir ortamda yatırıma pay ayırmamak, kaosa davetiye çıkarmaktır.

"ÇOCUKLARIMIZIN NİTELİKLİ EĞİTİME ERİŞİM HAKKININ GASBEDİLDİĞİNİN KANITI"

OECD’nin 'Bir Bakışta Eğitim 2025' raporuna göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama, OECD ortalamasının üçte biri kadardır. İlköğretimde OECD ortalaması 10 bin 812 dolar iken Türkiye’de bu rakam 3 bin 914 Dolar seviyesindedir. Aradaki bu uçurum, çocuklarımızın nitelikli eğitime erişim hakkının gasbedildiğinin kanıtıdır.

"'BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ, SAĞLIKLI YEMEK' TALEBİ GÖRMEZDEN GELİNDİ"

Plan ve Bütçe Komisyonu tutanaklarına da yansıdığı üzere, bugün okullarımızda en temel sorunlardan biri 'temizlik', diğeri ise 'beslenme'dir.

Bakanlık, 'Okulumda Sağlıklı Besleniyorum' gibi süslü proje isimlerinin arkasına sığınsa da 2026 bütçesinde de okul öncesinden liseye kadar tüm öğrencilere 'bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek' verilmesi talebini görmezden gelmiştir. Milyonlarca çocuk okula aç gitmekte, kantin fiyatlarına erişememekte ve musluktan su içmek zorunda kalmaktadır. İktidar, çocukların beslenmesine bütçe ayırmak yerine, kaynakları sermayeye teşvik olarak aktarmayı tercih etmiştir.

"BÜTÇEDE HİJYEN VE SAĞLIK YOK"

Okullarımızda kadrolu yardımcı hizmetli istihdamından vazgeçilmiş, İŞKUR üzerinden yürütülen geçici ve güvencesiz istihdam modelleriyle temizlik sorunu çözülmeye çalışılmaktadır. Okullarımız, velilerin cebinden toplanan paralarla alınan deterjanlarla, yine velilerin veya okul aile birliklerinin inisiyatifiyle temizlenmeye çalışılmaktadır. Bu bütçede hijyen yoktur, sağlık yoktur!

"DEVLET ELİYLE ÖLÜME GÖNDERİLEN ÇOCUKLAR"

Komisyon görüşmelerinde de sert tartışmalara neden olan Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM), eğitim sistemimizin kanayan yarasıdır. 'Ara eleman yetiştiriyoruz' kılıfı altında, yüz binlerce çocuğumuz haftanın 4 günü sermayenin ucuz iş gücü deposu olarak kullanılmakta, okullardan koparılmaktadır. Bakanlığın verilerine göre MESEM kapsamındaki öğrenci sayısı artarken, bu artışla övünülmesi utanç vericidir. İş güvenliğinin olmadığı, denetimden uzak atölyelerde çocuklarımız iş cinayetlerine kurban gitmektedir. Komisyonda dile getirilen 'Devlet eliyle ölüme gönderilen çocuklar' eleştirisine Bakanlığın verebildiği tatmin edici bir yanıt yoktur. 2026 bütçesi, çocukları okuldan koparıp sermayenin çarkları arasına iten bu sistemi finanse etmeye devam etmektedir.

"KAMU KAYNAKLARI ÖZEL OKUL SAHİPLERİNE AKTARILMAKTA"

MEB 2026 bütçesi, kamusal eğitimin tasfiyesi ve eğitimin piyasaya açılması sürecinin hızlandırıldığını göstermektedir. Devlet okulları ödenek yetersizliğinden kırılırken, 'teşvik' adı altında kamu kaynakları özel okul sahiplerine aktarılmaktadır. Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) içindeki ve dışındaki özel meslek liselerine öğrenci başına on binlerce lira teşvik verilmesi, kamusal eğitimin içinin boşaltılmasıdır.

Okulların fiziksel altyapı sorunları çözüm beklerken, bütçeden aslan payını alan kalemlerden biri yine din öğretimi ve tarikat-cemaat uzantılı vakıf/derneklerle yapılan protokoller olmuştur. 'Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli' adı altında hayata geçirilen yeni müfredat ve ÇEDES gibi projelerle eğitim sistemi bilimsel temelden uzaklaştırılarak, siyasi iktidarın ideolojik hedefleri doğrultusunda dizayn edilmektedir.

Bizler, eğitim ve bilim emekçileri olarak, çocuklarımızın geleceğinin, öğretmenlerimizin emeğinin ve velilerimizin alın terinin bu bütçede yok sayılmasını kabul etmiyoruz. 2026 bütçesi Meclis Genel Kurulu'ndan geçmeden önce şu taleplerimizin dikkate alınmasını istiyoruz:

MEB ve Yükseköğretim bütçeleri, OECD ortalaması olan milli gelirin yüzde 6’sı seviyesine çıkarılmalıdır.

Özel okullara yapılan teşvikler derhal durdurulmalı, tüm kaynaklar devlet okullarının fiziksel, teknolojik ve eğitsel altyapısını güçlendirmek için kullanılmalıdır.

"GÜNDE BİR ÖĞÜN ÜCRETSİZ YEMEK VERİLMELİ"

Okul öncesinden üniversiteye kadar tüm öğrencilere, ayrımsız bir şekilde günde bir öğün ücretsiz, sağlıklı yemek ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.

Okullardaki temizlik ve güvenlik sorununun çözümü için, geçici değil, kadrolu ve güvenceli 120 bin yardımcı hizmet personeli acilen atanmalıdır.

Yüz binlerce öğretmen atama beklerken, ücretli öğretmenlik ayıbına son verilmeli, tüm öğretmen ihtiyacı kadrolu atama ile karşılanmalı ve mülakat uygulaması derhal kaldırılmalıdır.

"EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET"

Öğretmenleri ayrıştıran, kariyer basamakları ile çalışma barışını bozan ÖMK iptal edilmeli; eşit işe eşit ücret ilkesi hayata geçirilmelidir. Öğretmenlerin yoksulluk sınırının altında kalan maaşları, insan onuruna yaraşır seviyeye çekilmelidir.

Eğitim müfredatı, bilimsel ve evrensel değerler ışığında, pedagojik ilkeler gözetilerek yeniden düzenlenmeli; eğitimde dincileşmeye ve piyasalaşmaya yönelik protokollere son verilmelidir.

"MÜCADELEMİZİ İŞ YERLERİNDE, SOKAKLARDA VE MEYDANLARDA BÜYÜTECEĞİZ"

Sonuç olarak; 2026 eğitim bütçesi, bu haliyle bir 'gelecek' bütçesi değil, bir 'vazgeçiş' bütçesidir. Kamusal, parasız, bilimsel, laik ve anadilinde eğitim hakkından vazgeçişin belgesidir. Eğitim Sen olarak; çocuklarımızın hayallerine, velilerimizin umutlarına ve meslek onurumuza sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bütçe hakkı, halkın hakkıdır. Kaynakların bir avuç zengine, yandaşa veya vakıflara değil; halkın çocuklarına, okullarına ve eğitim emekçilerine ayrıldığı bir bütçe için mücadelemizi iş yerlerinde, sokaklarda ve meydanlarda büyüteceğiz."

Eğitim Sen'in açıklamasının ardından Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası da 2026 bütçesini eleştirdiği bir açıklama yaptı.