Eğitim yapbozu
MEB, yayımladığı kılavuzla merkezi sınav sisteminde değişikliğe gitti. MEB, sistemin alan “beceri odaklı” yapı içerdiğini söylerken eğitimciler, eğitimdeki her düzenlemenin sınav sistemi üzerinden yapıldığına dikkat çekti.

Deniz Güngör
denizgungor@birgun.netEğitim sistemini yapboza çeviren Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) merkezi sınav sisteminde değişikliğe gittiğini duyurdu. 12 ildeki pilot uygulamanın ardından yapılan değişiklikle tüm süreçlerde “Maarif Modeli”ne uygun ölçme zorunlu hale getirildi.
Bakan Yusuf Tekin imzasıyla YÖK, ÖSYM ve TÜBİTAK gibi kurumlara gönderilen yazıyla, merkezi sınavlardan ortak sınavlara, okul içi yazılılardan ders kitaplarına dek tüm süreçlerde “bağlam temelli” soru yaklaşımının esas alınacağı bildirildi. Yeni yaklaşımın, öğrencilerin zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimini esas alan “beceri odaklı” bir yapıyı içerdiği ifade edildi.
EŞİTSİZLİK DÜZENİ
Hazırlanan kılavuzla birlikte sınav sorularının yapısında da değişikliğe gidileceği kaydedildi. Buna göre sorular; metin, veri, görsel veya senaryo gibi bağlamlar üzerinden oluşturulacak. Öğrencilerden bu bağlamlar üzerinden değerlendirme yapmaları, karar vermeleri veya açıklama üretmeleri beklenecek. Yeni sistemin, çoktan seçmeli soruların yanı sıra kısa ve uzun yanıtlı ya da eşleştirme gibi farklı soru türlerini de kapsayacağı belirtildi. Bakanlık, ilgili tüm kurum ve kuruluşların bu standartlara uygun hareket etmesi gerektiğini bildirdi. Eğitim Sen Yükseköğretim ve Eğitim Genel Sekreteri Evrim Gülez, eğitim sisteminde yapılan her yeni düzenlemenin sınav sistemi üzerinden tartışıldığına dikkat çekti. Gülez, “Bugün tartışılan yeni ölçme yaklaşımları ve yerleştirme modelleri, ‘beceri’, ‘başarı’ ya da ‘çok boyutlu değerlendirme’ gibi kavramlarla sunulsa da bu kavramların hangi toplumsal koşullar içinde hayata geçirileceği göz ardı edilmektedir. Oysa öğrencinin başarısı yalnızca bireysel çabasının değil; erişebildiği eğitim olanaklarının, yaşadığı çevrenin ve toplumsal koşulların bir sonucudur. Eşitsiz koşullarda yetişen öğrencilerin aynı ölçütlerle değerlendirilmesi, adalet değil, eşitsizliğin kurumsallaştırılması anlamına gelir” dedi. “Bugün eğitim alanında yaşanan temel kriz, sınavın teknik yapısından kaynaklanmamaktadır” diyen Gülez, “Asıl mesele; kamusal eğitim anlayışının zayıflaması, eğitimin piyasacı ve rekabetçi bir yapıya sürüklenmesi ve laik-bilimsel eğitim ilkesinden uzaklaşılmasıdır. Sınav sistemini sürekli değiştirerek bu sorunları çözmek mümkün değildir. Eğitimde gerçek dönüşüm; rekabeti değil dayanışmayı, eleme değil eşitliği, ezberi değil eleştirel düşünceyi esas alan bir anlayışla mümkündür. Bu da ancak kamusal sorumluluğun güçlendirilmesi, tüm okulların eşit donanıma kavuşturulması ve eğitimin bir hak olarak güvence altına alınmasıyla sağlanabilir” dedi.
∗∗∗
SONUÇLARI 2028’DE GÖRÜLECEK
Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal da değişikliğin beklenen bir durum olduğunu söyledi. Ünsal, “Bu değişiklikle sınavların yapısal olarak çok değişeceğini düşünüyorum. Soru kalıplarında, soru tarzlarında, soruda öğrenciden istenen parametreler doğrultusunda birtakım farklılıklar olmasını büyük ölçüde bekliyoruz. Ama bu daha çok bilgiye dayalı bir modelden ziyade, daha analitik, yorum ve düşünme gücüne dayalı olabilir” dedi. Bakanlıkça yayımlanan örnek sorular olduğuna dikkat çeken Ünsal, soru niteliklerinde farklılaşma olduğunu belirtti. 2028 YKS sınavında sistem değişikliğinin sonuçlarının görüleceğini ifade eden Ünsal, “Dünyadaki merkezi veya kademe geçiş sınavlarında her branşın testiyle öğrenciyi sınamak yerine dil becerisi ve matematiksel işlemler alanında sınavlar yapılıyor. Türkiye’de merkezi sınavlar ise eğitim sistemini şekillendiriyor ama bu farklı bir noktaya taşınmalı” dedi.


