Öğretmen Oktugan’ın katledilmesinin ardından 81 ilde eğitimciler iş bıraktı. Meydanlara dökülen öğretmenler Bakan Tekin’i istifaya çağırırken yaptıkları açıklamada, “Daha kaç eğitimcinin can vermesi gerekiyor?” diye sordu.

Eğitimciler dersi meydanda verdi
İzmir (Fotoğraflar: DHA, Evrensel, ANKA, İHA, Eğitim Sen)

Öğretmenlere yönelik şiddet her geçen gün artarken İstanbul Eyüpsultan’daki bir özel okulda öğretmen İbrahim Oktugan’ın öğrencisi Y.K. tarafından öldürülmesine karşı eğitimciler ülkenin dört bir yanında iş bıraktı. Eğitim Sen, Eğitim-İş, Türk Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Anadolu Eğitim Sen, Eğitim Gücü Sen, TÖB-Sen'in ortak çağrısıyla “Eğitimde şiddete hayır” diyerek 81 ilde bir günlük iş bırakma eylemi yapan öğretmenler İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve meydanlarda bir araya geldi. Ankara’da ise Milli Eğitim Bakanlığı önünde bir araya gelen eğitimciler buradan TBMM’ye yürüdü. Protestolarda eğitimde şiddete yönelik herhangi bir adım atılmamasını protesto eden öğretmenler, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya çağırdı.

Ülkenin dört bir yanında gerçekleştirilen eylemlerde Eğitim Sen ve Eğitim İş Sendikası’nın ortak açıklaması okundu. Bakan Tekin’e “Okulda şiddeti önlemek için daha kaç eğitim emekçisinin can vermesi gerekiyor?” soru sorulan açıklamada öğretmenlerin can güvenliğinin sağlanması talep edildi.

CİNAYETİN FAİLİ TEK DEĞİL

81 ilde yapılan açıklamalarda, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve AKP iktidarının eğitimcilere yönelik söylem ile yaklaşımlarının yanı sıra Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden mesleklerinin itibarsızlaştırıldığına dikkat çekildi. Açıklamada “CİMER uygulamasının bizlere karşı bir sopaya dönüştürülmesi, MEB’in eğitimde yaşanan sorunlara çözüm üretmek yerine öğretmenleri ve idarecileri veli/öğrenci karşısında tek muhatap olarak bırakması, bugün yaşananlara zemin oluşturmuştur. Bu ülkede okulda öğretmen öldürüldü! Söz bitti! Şiddetin, cinayetin tek bir faili olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz” denildi.

Adana

“Cinayetin arkasındaki zihniyet, bizleri ötekileştiren, her fırsatta tehdit ederek hedef haline getiren, mesleğimizin itibarını ayaklar altına alanlardır” ifadeleri kullanılan açıklamada Bakan Tekin’e, “İktidarın ve MEB’in plansızlığı nedeniyle okullarımız güvenlik açısından ciddi risk altındadır. Okullarımızdaki güvenlik açığının faturasını canımızla mı ödeyeceğiz?” sorusu da soruldu.

YASA ÇIKARILSIN

Açıklamada, “Her suç gibi bu suçunda da azmettiricileri olduğunu biliyor ve onları çok iyi tanıyoruz. Bu azmettiriciler; öğretmenler çalışmıyor gibi yanlış bir algıyı toplumda yaymaya çalışanlardır. Bizleri bugün okullarımızda hedef haline getirenler; liyakatsiz şekilde atandıkları koltukları bir hükümdarlık alanı gibi kullananlar, her fırsatta bizleri aşağılamaya çalışan mülki amirlerdir. Okullarda şiddeti körükleyenler; eğitime dair eleştiri ve önerilerimize yıllardır kulak tıkamakta ısrar edenlerdir. Bizleri hedef haline getirenler; her fırsatta emeğimizi küçümseyenler, mesleğimizi itibarsızlaştıranlardır” denildi.

Açıklamada öğretmenlerin taleplerinin bir kısmı şöyle sıralandı:

• Okullardaki şiddetin arkasındaki nedenler ortaya çıkarılmalı, can güvenliği sağlanmalıdır.

• Bir an önce eğitimde şiddet yasası çıkarılmalıdır.

• Failler caydırıcı olacak şekilde cezalandırılmalıdır.

• Özel ya da devlet okulu fark etmeksizin, derhal tüm okulların güvenliği sağlanmalıdır.

• Zararlı içeriklerle doldurulan müfredat yerine şiddetin çağdışı ve yanlış olduğunu öğreten, toplumsal yaşam dersleri içeren öğretim programları hazırlanmalıdır.”

Ankara’da TBMM önünde konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak ise eğitimdeki şiddetin AKP iktidarı ve Bakan Tekin’in sessiz kalması durumunda son bulmayacağına dikkat çekti. Irmak, “Ey bakan, eyy iktidar; Bir ülkede kadınlar, çocuklar ve öğretmenler şiddet görüyor ve öldürülüyorsa o ülkenin geleceği de ölüyor demektir. Zaten bu ülkenin 20 yılını öldürdünüz. Ama artık yeter… Çünkü sevgisizsiniz, ayrımcısınız ve kindarsınız, piyasacısınız. Burada sadece öldürülen öğretmen açısından meseleye bakarsak çok yanılırız. Siz çocuklardan gençlerden katiller çıkmasının sebebisiniz” dedi.

“Şiddeti toplum yaşamından silmek istiyorsan, yaptıklarından vazgeçeceksin” diye konuşan Irmak son olarak şunları söyledi: “Sınıf ayrımını, zengin-yoksul arasında ki derinliği uçuruma dönüştürdünüz. Fabrikatör çocuğu ile işçi çocukları aynı mahallede oturmuyor, aynı okula gitmiyor artık. Bir okul kantininde bir çocuk tost yerken, bir diğeri su dahi alamıyor olmaktan, içinde oluşan öfkesini büyüttünüz. Siz eğitim felsefenizi ‘dindar ve kindar nesil yetiştirmek üzerine’ kurdunuz. O kadar her şeyi bozdunuz ki, o kadar her şeyi tahrip ettiniz ki. Vermeye çalıştığınız değerler eğitimi de durumu kurtarmıyor. Çünkü değer bırakmadınız.”

∗∗∗

NE OLMUŞTU?

İstanbul’un Eyüpsultan ilçesindeki özel bir okulda 7 Mayıs’ta bir öğrenci okuldan atılmasından sorumlu tuttuğu okul müdürü İbrahim Oktugan’a silahla ateş etmişti. Ağır yalanan Oktugan kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

Saldırgan olayın ardından tutuklanarak cezaevine gönderilirken verdiği ifadede Oktugan’a 10 bin TL’ye satın aldığı bir silahla saldırdığını söyledi.

Saldırgan ifadesinde şunları söylemişti: "Masada oturuyordu, beni görünce ayağa kalktı. Amacım ayaklarından vurmaktı ama bir anda kolunu havaya kaldırınca bana vuracağını düşünerek koluna doğru ateş ettim. İki mermim vardı, ikisi de karnına geldi."