Google Play Store
App Store

Einstein'ın 90 yıllık 'köprü' teorisini yeniden yorumlayan yeni bir çalışma, evrenimizin tek bir yöne değil, zamanın hem ileri hem de geri aktığı iki farklı gerçekliğin toplamı olabileceğini ve kanıtların gökyüzünde gizli olduğunu iddia ediyor

Kaynak: Haber Merkezi
Einstein ve Rosen'in "kayıp köprülerine" yeni yorum: Zaman iki yönlü akıyor olabilir mi?

Albert Einstein ve Nathan Rosen, 1935 yılında fizik dünyasını sarsan bir fikir ortaya attıklarında, amaçları bilim kurgu filmlerine malzeme vermek değildi.

"Einstein-Rosen Köprüleri" (popüler adıyla solucan delikleri) olarak bilinen bu fikir, parçacıkların uzay-zamanda iki farklı noktayı birbirine bağlayan tüneller gibi davranabileceğini öne sürüyordu. Ancak yaklaşık 90 yıldır bu köprülerin gerçek doğası ve kuantum mekaniği ile nasıl birleşeceği büyük bir soru işaretiydi.Yeni yayınlanan bir çalışma, bu eski fikre yepyeni ve çarpıcı bir yorum getiriyor.

Bilim insanları, Einstein'ın bu köprülerinin aslında fiziksel bir tünelden ziyade, evreni anlamamızı sağlayan matematiksel bir zorunluluk olduğunu ve evrenin işleyişinde "zamanın iki farklı okunun" rol oynadığını öne sürüyor.

TEK BİR DÜNYA, İKİ ZAMAN YÖNÜ

Standart fizik kurallarına göre zaman tek bir yöne akar. Ancak araştırmacılar Enrique Gaztañaga, K. Sravan Kumar ve João Marto tarafından kaleme alınan yeni makaleye göre, kuantum dünyasını ve yerçekimini (genel görelilik) birleştirmek istiyorsak, zamana bakışımızı değiştirmeliyiz.

Teoriye göre, tek bir kuantum durumu, uzay-zamanın iki farklı "sayfası" arasında bir köprü kurarak tanımlanmalı. Bu iki sayfa, aslında aynı fiziksel dünyanın parçaları; ancak birinde zaman ileri akarken, diğerinde (bizim göremediğimiz eşlenik parçada) zaman geriye doğru akıyor gibi düşünülebilir.

Bu durum, evrenin "Parite" (yansıma) ve "Zaman" simetrisine dayalı yeni bir kuantum teorisi ile açıklanıyor.

KANIT GÖKYÜZÜNDE GİZLİ OLABİLİR

Bu sadece kağıt üzerinde kalan çılgın bir matematiksel teori mi? Yazarlar "hayır" diyor ve kanıt olarak evrenin bebeklik fotoğrafı sayılan "Kozmik Mikrodalga Arka Alan Işıması"nı (CMB) işaret ediyor.Planck uydusundan gelen verileri inceleyen araştırmacılar, evrenin büyük ölçeklerinde açıklanamayan bir "dengesizlik" (parite asimetrisi) olduğunu belirtiyorlar.

Standart modellerin açıklamakta zorlandığı bu anormallik, yeni "Einstein-Rosen Köprüsü" modeliyle birebir uyuşuyor. Yani evrenin başlangıcındaki kuantum dalgalanmaları, bu iki yönlü zaman yapısının izlerini taşıyor olabilir.

FİZİĞİN KUTSAL KASESİ: KUANTUM VE YERÇEKİMİ

Bu yeni yaklaşım, fizikteki en büyük problem olan "yerçekimi ile kuantum mekaniğinin uyumsuzluğunu" çözmeye aday. Eğer bu model doğrulanırsa, kara deliklerin içindeki bilgi kaybı paradoksunu çözebilir ve evrenin nasıl oluştuğuna dair anlayışımızı kökten değiştirebilir.

Einstein 1935'te bir parçacığı tanımlamak için "köprülere" ihtiyacımız olduğunu söylemişti. Görünüşe göre, evrenin sırrını çözmek için o köprüden geçip zamanın ve uzayın öteki yüzüne bakmamız gerekebilir.

Çıkış Noktası:Einstein ve Rosen'in 1935'teki makalesi ve Schrödinger ile 't Hooft'un sonraki çalışmaları. Bu isimler, kuantum parçacıklarını açıklamak için uzay-zamanda iki farklı "sayfa" (sheet) olması gerektiğini savunmuşlardı.

Temel Sorun:Yerçekimi (Genel Görelilik) ve Kuantum Mekaniği birbiriyle anlaşamıyor. Özellikle "zaman" kavramı ve kara deliklerde bilginin kaybolup kaybolmadığı konusu büyük sorun.

Yeni Teori (DQFT):Yazarlar "Direct-Sum Quantum Field Theory" adında yeni bir çerçeve sunuyor. Bu teoriye göre evren, zamanın ileri ve geri aktığı iki eşlenik (birbirini tamamlayan) parçanın toplamı olarak düşünülmeli.
Bu bir "paralel evren" değil, aynı evrenin matematiksel olarak iki parçalı (köprülü) yapısıdır.

Gözlemsel Kanıt: Bu teori, Kozmik Mikrodalga Arka Alan Işıması'ndaki (CMB) bazı gariplikleri (tek ve çift multipoller arasındaki güç farkını) standart teoriden farklı açıklıyor. Yazarlar, bunun teorilerinin en güçlü kanıtı olduğunu savunuyor